savaslar.gen.tr https://www.savaslar.gen.tr Savaş, Savaşların Nedenleri ve Sonuçları tr-TR hourly 1 Copyright 2019, savaslar.gen.tr Sat, 06 Feb 2016 00:00:00 +0000 Tue, 17 Sep 2019 00:00:00 +0000 60 Cerbe Deniz Savaşı https://www.savaslar.gen.tr/cerbe-deniz-savasi.html Sun, 04 Nov 2018 02:47:50 +0000 Cerbe Deniz Savaşı; 1560 yılının ortalarında (14 Mayıs) Tunus’un Cerbe Adası açıklarında Kaptan'ı Derya Piyale Paşa kumandası altındaki Osmanlı Donanmasıyla İspanyol kuvvetlerinin başını çektiği bir Haçlı Donanma Cerbe Deniz Savaşı; 1560 yılının ortalarında (14 Mayıs) Tunus’un Cerbe Adası açıklarında Kaptan'ı Derya Piyale Paşa kumandası altındaki Osmanlı Donanmasıyla İspanyol kuvvetlerinin başını çektiği bir Haçlı Donanması arasında yapılmış deniz savaşıdır. Osmanlıların büyük bir zafer kazandığı bu savaşta Haçlı gemilerinin yarısının batmasıyla sonuçlanmıştır.
Türk donanması ile İspanya, Malta, Cenova Floransa, Sicilya, Papalık, Monako, Napoli devletlerinin birleşik donanmaları arasında 14 Mayıs 1560 tarihinde, Afrika'nın kuzey kıyılarına iki kilometre uzaklıkta ve günümüzde Tunus Cumhuriyetine bağlı bir ada olan Cerbe adası civarında yapılan bir deniz savaşıdır.  Savaşın gayesi Batı Akdeniz’deki Osmanlının deniz egemenliğine son vermektir, Türklerin elinde bulunan Trablusgarp'ı almak amacıyla, İspanya Kralı Filippe II. nin teşebbüsüyle açılmıştır.  14 Mayıs 1560 günü başlayan ve 3 gün, 3 gece aralıksız devam eden savaş sonunda başta İspanyol filosu olmak üzere müttefik donanmadan çok az gemi kendini kurtarabilmiştir. Türk kumandanlarının birlikte katıldıkları bu deniz savaşı, Başta Piyale Paşa olmak üzere Turgut Reis, Oruç Ali Reis, Cafer Reis ve Seyit Ali Reis gibi, Türk donanmasının üstünlüğünü, Avrupa’ya bir kez daha göstermiştir.

Haçlı Donanması; 1538’de Preveze’de alınan yenilgi ve 1541’de İmparator Şarlken’in felaketle neticelenen Cezayir seferinin ardından Akdeniz’in önde gelen deniz güçlerine sahip olan İspanya ve Venedik devletleri, Osmanlı donamasını kendilerine büyük birer tehdit olarak görmeye başlamışlardır. Buna sebep 1558’de Piyale Paşa'nın Balear Adalarını vurması ve Turgut Reis ile beraber İspanya'nın Akdeniz sahillerini kontrol altına alma çalışması üzerine, İspanya kralı II. Felipe, Papa IV. Paul’den Trablusgarp’ı alan Turgut Reis’ten geri alınması için yeni bir Haçlı donanması kurulmasına önayak olmasını istemiştir.

Bunun üzerine İspanya, Papalık Devleti, Ceneviz, Malta, Savoya ve Venedik Dukalığının birleşmesi ile kurulan ve 100-150 adet gemi ve yaklaşık 30.000 kara askerinden oluşan bir donanma hazırlamışlardır. Donanmaya Medina Coeli dukası Jean de la Cerda, kara ordusuna ise İspanyol asilzadelerden Don Alvaro de Sande komuta etmesi kararlaştırıldı. Birliklerin genel komutanlığına ise ünlü amiral Andrea Doria’nın yeğeni Giovanni Andrea Doria’ya verilmiştir.

Osmanlı Donanması; O sırada Akdeniz’deki hareketlenmenin farkına varan Trablusgarp Fatihi Turgut Reis, durumu padişah Kanuni Sultan Süleyman'a bildirip gerekli tedbirin alınmasını arz etti. Bir yanda Basra Körfezinde Portekizliler ile mücadeleye girişen Osmanlı Devleti, diğer yanda henüz padişah yaşıyor olmasına rağmen Şehzade Beyazıt ve Şehzade Selim arasında başlayan taht mücadelesi ile çalkalanıyordu. Tüm bunlara rağmen Kanuni Sultan Süleyman, Kaptan'ı derya Piyale Paşa’ya duruma müdahale etmesi için emir vermiştir. Gerekli hazırlıklar kısa sürede tamamlanmış ve 86 savaş gemisiyle İstanbul’dan harekete geçilmiştir. Bu donanmaya Mora’da Midilli sancak-beyi Kurdoğlu Mustafa Bey ve Rodos sancakbeyi Kurdoğlu Ahmed Bey dahil olmuştur.

Cerbe Deniz Savaşı; 14 Mayıs 1560’ta Osmanlı donanması Preveze deniz savaşında uyguladıkları yarım ay şeklindeki savaş düzeni almıştır. Merkeze Piyale Paşa, sağ kanada Kurdoğlu Ahmed Bey, sol kanada ise Kurdoğlu Mustafa Bey komuta etmiştir. Haçlı donanması da benzer bir dizilişi uygulamıştır. Savaş top atışları ile başlamıştır. Türk topçularının isabetli ve etkili atışları sonucunda Haçlı filosunda panik ve dağılma belirtileri gören Piyale Paşa, düşmanın üzerine gidilmesini emretmiştir. Bu manevrayı gören Juan de la Cerda, elindeki gemileri iki ye ayırıp bir grup açık denize hareketlendirmiş diğer grubu da kıyıya yönlendirmiştir. Bunun üzerine Piyale Paşa denize açılmak isteyen grubun üzerine gitmiş, Kurdoğlu Mustafa Bey kıyıya doğru yönelmiştir. Akabinde açık denizde Piyale Paşa komutasındaki donanma haçlı donanmasına büyük bir darbe vurmuştur. Piyale Paşa, Giovanni Andrea Doria’nı]]> 1 İnönü Savaşı https://www.savaslar.gen.tr/1-inonu-savasi.html Mon, 05 Nov 2018 00:32:05 +0000 1.İnönü Savaşı: Kurtuluş savaşı yıllarında Yunanlılarla yapılan ilk savaş 1. İnönü savaşıdır ve bu savaş ismini İsmet İnönü den almıştır. Bu yazımızda sizlere 1. İnönü savaşının nedenleri ve sonuçları ha 1.İnönü Savaşı: Kurtuluş savaşı yıllarında Yunanlılarla yapılan ilk savaş 1. İnönü savaşıdır ve bu savaş ismini İsmet İnönü den almıştır. Bu yazımızda sizlere 1. İnönü savaşının nedenleri ve sonuçları hakkında bilgiler vereceğiz. 1. İnönü zaferi 6 Ocak 1921 tarihinde her iki taraftan da saldırıya geçen Yunan Kuvvetleri ile Türk Orduları arasında yapılan savaştır. 6 Ocak'ta saldırı hazırlıklarını tamamlamış olan Yunan Ordusu, o sırada Çerkez Ethem isyanını bastırmaya çalışan Türk kuvvetlerinin çatışmasını fırsat bilerek Eskişehir bölgesinde taarruza geçmeye başlamıştır. 15 Mayıs 1919'da İzmir'i işgal etmiş olan Yunan Ordusu daha sonra Ayvalık, Soma,Akhisar ve Aydın'a kadar ulaşmıştır. 22 Haziran tarihinde iki koldan harekete geçen Yunan ordusu kuzey grubununda desteğiyle Balıkesir ve Bursayı işgal etmiştir. Ardından Afyon'uda işgal eden Yunan Kuvvetleri 29 Ağustos 1920'de Uşak'ı işgal etmiştir. Bu gelişmelerin ardından Yunanistan'da yapılan seçimlerin ardından kurulan hükümet İtilaf devletlerinin gözüne girmek için Anadolu da kalıcı bir askeri başarı elde etmeleri gerektiğini düşünüyordu. Bu sırada Türk kuvvetlerinin Çerkez Ethem isyanı ile uğraşıyor olmaları Yunanistan'ın bu düşüncesini uygulaması için kolaylık sağlıyordu. Yinede Türk kuvvetlerinin bu isyanı bastırmak için uğraşmaları Yunan Ordusuna yenilecekleri anlamına gelmiyordu. Türk Ordusu 1. İnönü savaşını kazandı ve Yunan Kuvvetleri geri çekilmek zorunda kaldı. Zafer olarak değerlendirilen bu savaşın ardından Ankara ve çevresinde büyük kutlamalar yapılmıştır.

1. İnönü Savaşının Nedenleri 

  • 1. Dünya savaşı sonrasında Osmanlı Devleti ile imzalanan Sevr Barış Antlaşması sonucunda kendisine verilen yerlerle yetinmeyen Yunanistan'ın bu yerleri yeterli bulmaması ve Büyük Yunanistan devletini kurma düşüncesi.
  • İngilizlerin sevr barış antlaşmasını uygulamak amacı ile Yunanlıları kışkırtması.
  • Yunanistan'ın Eskişehir'i daha sonra ise Ankarayı ele geçirmek ve Türkiye Büyük Millet Meclisini dağıtarak milli güçleri yok etmek istemesi.

1. İnönü Savaşının Sonuçları

  • Çerkez Ethem isyanı fırsat bilen Yunan ordusu ağır bir yenilgi alarak geri çekilmiştir. 
  • 1.İnönü savaşı TBMM'nin kurmuş olduğu düzenli ordunun ilk savaşı ve ilk zaferi olmuştur. 
  • Bu zafer sonucunda Türk halkının Türkiye Büyük Millet Meclisine olan güveni artmıştır.
  • Bu savaşın sonucunda zaferin düzenli ordular sayesinde kazanılabileceği anlaşılmıştır ve bu nedenle Türk ordusunda emir komuta sistemi oluşturulmuştur.
  • Sevr antlaşmasının zorla kabul ettirilmeyeceği anlaşılmıştır.
  • 1. İnönü zaferinin hemen ardından 20 Ocak 1921 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi İlk Anayasayı kabul etmiştir.
  • 1. İnönü savaşını Türkiye'nin kazanması üzerine itilaf devletleri uyguladıkları politikayı gözden geçirmek amacıyla Londra'da bir konferans düzenlemişlerdir. Ve bu konferansa Osmanlı devletinin yanı sıra Türkiye Büyük Millet Meclisini'de çağırmak zorunda kalmışlardır.
  • Türkiye Büyük Millet Meclisi bu başarıdan sonra Afganistan Devleti ile Dostluk, Rusya ile Moskova Antlaşmasını imzalamıştır
]]>
Yemen Savaşı https://www.savaslar.gen.tr/yemen-savasi.html Mon, 05 Nov 2018 11:31:34 +0000 Yemen savaşı, bu savaşın yapılış amacı, Osmanlı devletinin kutsal toprakları korumak adına Yemen cephesinde savaştığı yerlerden biridir. Yemen savaşı 23 ocak 1919’da başlayan savaş Osmanlı devletinin başarısızlığıyl Yemen savaşı, bu savaşın yapılış amacı, Osmanlı devletinin kutsal toprakları korumak adına Yemen cephesinde savaştığı yerlerden biridir. Yemen savaşı 23 ocak 1919’da başlayan savaş Osmanlı devletinin başarısızlığıyla son bulmuştur. Bu savaşın yapılma sebebi, İngiliz devletlerin Arap coğrafyasını istila edip sömürge oluşturmak istemeleridir. Tabi Osmanlı devleti bu sömürge anlayışına karşı çıkmış ve bölgeye asker göndermiştir. Arapların ihanetiyle beklenmedik şekilde maruz kalmıştır. O bölge içerisinde bulunan bazı Arap aşiretleri İngilizlerle işbirliği yapıp, Osmanlı Devleti'ne karşı da savaşmışlar. Yani Araplar hem milliyetçi hem İslamcı bir politika gütmemişler. İngilizlerin kışkırtmaları sonucunda patlak veren yemen savaşı, Osmanlı Devleti’nin yenilgisiyle sonuçlanmıştır. Osmanlı Devleti’nin bu savaşı kaybetmesindeki etken, Araplar arasında yerleşmiş olan İngilizlerin Osmanlı devletine karşı sürekli Arapları ayaklandırma isteklerinden kaynaklanmıştır. Yemen savaşındaki gelişmeler türkülere konu olmuş ve hala günümüzde söylenmektedir.

Yemen savaşında Lawrence 'nin rolü

Osmanlı Devleti’ne karşı ayaklanan arasında, Mekke emiri Şerif Hüseyin de vardır. İşin en ilginç tarafı Şerif Hüseyin’i Mekke emirliğine Osmanlı Devleti atamıştır. Bu denli ihanet içerisinde olan ve İngilizlerin Arapları, Osmanlı Devletine karşı dolduruşa getirmeleri akıllara durgunluk getirmektedir. Bu savaş ihanet savaşının adı da diyebiliriz. Çünkü 1.Dünya Savaşı'nda Osmanlı Devleti'nin yanında yer alan ve sürekli bağlılığını ifade eden Araplar, hiç beklenmedik şekilde Osmanlı Devleti'ne karşı bir isyanda bulunmuşlardır. Yukarıdaki yazımızda da ifade ettiğimiz gibi ünlü İngiliz ajanı Lawrence Arapların bağımsız bir devlet kurmalarını gerektiğini sürekli anımsatarak ve Araplar arasında bir sempati kazanmıştır Lawrence böyle davranarak Arapların davasını benimsemiş gibi görülmüştür. Bu sinsi ajanın maksadı İslam dünyasına zarar verip parçalamaktır ve bölge içerisinde İngiltere Devleti'nin daha rahat cirit atmasını sağlamak olacaktır. Tabi bölgesinde bu gelişmeler yaşanırken bir kısım Araplar'da Osmanlı Devleti'ne bağlılıklarını, sadakatlerini bildirmişler. Bunların başında Yemen'deki imam Yahya gelmektedir.

Yemen savaşında Şerif Hüseyin'in rolü

Yemen savaşında Osmanlı Devleti’nin ağır kayıplar vermesinden ötürü bölgeyi istenmedik şekilde bırakmak zorunda kaldı ardından, Şerif Hüseyin bölgede ilk önce Medine emiri daha sonra da Ciddi krallığına kadar yükselmiş oldu. Ancak bu yükseliş Şerif Hüseyin için pek hayra alamet olmayacaktır. Bölgede oluşacak karışıklıkların sebepleri arasında vehhabilik görüşüne sahip Abdulaziz İbn-i Suud ile liderlik mücadelesine girecek ve bu mücadelede mağlup şekilde ayrılacaktır. Daha sonrasında Akabeye sürgüne gönderilecektir. Akabeye gönderilen Şerif Hüseyin, yokluklar içerisinde ve ağır hastalıklarla mücadele edememiş ve ölmüştür.

İngilizlerin şeytani planları burada da devreye girmiştir. Şerif Hüseyin ile çıkarları bitince Bu sefer vehhabilik lideri olan Abdülaziz İbn-i Suud’u desteklemeleri sonucunda daha önce Şerif Hüseyin’e vadettikleri halifelik makamını onu nasıl kandırdıkları gün yüzüne çıkmış oldu. İngilizlerin bu sinsi planı, Osmanlı Devleti’ni bölgeden atmak istemesiydi. Bu durum sonucunda İslam dünyasında ikilik çıkarma amaçlarına ulaşacaklardı. Önce Şerif Hüseyin’i kullanmaları daha sonra Abdülaziz İbn-i Suud’u kullanarak böylece planları tıkır tıkır işlemiş oldu. Şerif Hüseyin durumu fark etti ama her şey için çok geçti.

Yemen savaşında, Osmanlı devletini savunan 7.kolordu tahmini olarak 300 binden fazla şehit verdiği söylenmektedir. Çanakkale savaşında bile bu kadar şehit vermediğimizi hesap edersek, yemen savaşında çok hüzünlü ve ihanet senaryolarının oynandığı bir savaş olduğu söyleyebiliriz. İslam uğruna ve hayatlarını kutsal şehirler olan Mekke ve Medine için feda eden aziz şehitlerimizin ruhu şad olsun.

]]>
Büyük Taarruz https://www.savaslar.gen.tr/buyuk-taarruz.html Mon, 05 Nov 2018 13:27:47 +0000 Büyük taarruz, bu saldırı düşman kuvvetlerine karşı yapılmış olup, 26 Ağustostan başlayıp 18 Eylül 1922 tarihleri arasında meydana gelen ve bağımsızlığımız için yapılan harekattır. Büyük askeri dehaya sahip olan Mus Büyük taarruz, bu saldırı düşman kuvvetlerine karşı yapılmış olup, 26 Ağustostan başlayıp 18 Eylül 1922 tarihleri arasında meydana gelen ve bağımsızlığımız için yapılan harekattır. Büyük askeri dehaya sahip olan Mustafa Kemal Atatürk tarafından tüm yurt genelinde organize ettiği, düzenli bir ordu haline getirilen güçler, işgalci diğer ülkelere karşı amansız bir mücadele göstermiş ve bu güçler bir şekilde ülkeyi terk etmek zorunda kalmışlardır. Ancak yunanlıların işgal ettiği topraklardan ziyade bağımsız bir Rum devleti kurmanın ısrarı üzerine, İzmir'i de o kuracakları devletin başkenti olarak ilan edeceklerdi. Ama hevesleri kursaklarında kaldı. Bunun yanı sıra, Atatürk büyük bir risk alarak, emri altındaki ordulara Yunanlıların üzerine saldırı emrini verdi. Eğer Türk ordusu kaybederse daha önceden dayatılan Sevr Antlaşması hükümleri gereği yunanlılar topraklarımızı ele geçirir ve gerçekleştirmek istedikleri ideallerin hedefine taşıyacaklardı. Bu sebepten ötürü tabi mutlak galibiyet olması gerekirdi. Öncelikli olarak Ankara'ya hareket eden Yunan ordusunun önünü kesilmesi gerekiyordu. Türk ordusu ve Yunan kuvvetleri 23 Ağustos 1921 Sakarya'nın Nehrinin doğusunda karşı karşıya geldi. 

Türk ordusunun Eskişehir ve Kütahya Savaşları'ndan yeni çıkmış, yorgun ve donanımsız bir ordu olarak Yunan kuvvetlerine karşı gücü zayıflamıştı. Bu durumu idrak eden Atatürk askerlere hitaben: "Hattı müdafaa yoktur sathı müdafaa vardır. O satıh bütün vatandır. bu vatanın her toprağı kan ile sulanmadıkça terk edilmemesi gerekir." Bu sözlerde anlatılmak istenen şey, vatanın belirli bir kısmı için değil de geneli için müdafaa yapılması gerekir sözlerini vurgulamıştı. Bu söz üzerine düşman kuvvetleri neye uğradıklarını şaşırdılar. Bu emri verdikten sonra herkesin kanının son damlasına kadar vatan için daha fazla mücadele etmesi gerektiğini vurgulamıştır. Bu moralle Fevzi Çakmak Paşa'nın bünyesinde bulunan Ordu 20 gün süren savaşın ardından yaklaşık olarak 6 bine yakın şehit olmak üzere 40 binde zaiyat vermesine rağmen Yunanlıları geri püskürtmeyi başarmıştır. Bu savaşın ardından Mustafa Kemal Paşa mareşallik rütbesine yükseldi ve gazi ünvanını aldı.

Türk ordusu Yunanlıları geri püskürtmeyi başardı. Ardından ordumuzda, Yunanlıları takip edecek takat kalmamıştı. Bunun sonucunda halktan bir özveri daha istendi. Son olarak bir atımlık güçleri kalmıştı. Türk halkı bütün varını yoğunu ortaya koydu 200 bine yakın Yunan askerine karşı, toplamı 185 kişilik bir ordu toplandı geri kalan subaylar hızlı bir eğitimden geçerek hızlıca Yunanların peşine düştü. 26 Ağustos 1922 akşamı Mustafa Kemal'in yanında Fevzi Çakmak ve İsmet İnönü ile beraber, Afyon Kocatepe'deki yerini aldı ve sabah ezan sesiyle taarruz emrini vermiştir. 30 Ağustos 1922 tarihinde kadar 4 gün çetin bir savaş yaşandı. Bu dönem içerisinde de Başkomutanlık Meydan Muharebesi adı verildi. Savaşın sonunda Türk ordusu büyük zafer elde etti. 

Büyük taarruz için yapılan hazırlıklar

  • Yaklaşık olarak bir yıla yakın hızlı ve gizli olarak savaş hazırlıkları yapıldı.
  • Yunanlıların taarruzu Eskişehir'den yapılacak beklentileri
  • Doğu ve güney cephelerinden takviye birlikler sağlandı. Doğu ve güney cephesindeki son birlikler Batı Cephesi’ne kaydırıldı.
  • Afyon'dan taarruz edilmesinin sebebi, Afyon’un haberleşme ve ulaşım açısından merkezi bir konum açısından önemli olması
  • Tekalif-i Milliye Kanunu bütün yurtta uygulandı. Yurdun tüm olanakları seferber edilmiş; tüm araç, gereç ve malzeme eksikliği giderilmiştir.

Büyük Taarruz sonuçları

  • Yunanlılar büyük bir hezimete uğradı.
  • Yurt genelinde birlik ve beraberlik sağlanmış oldu. 
  • 9 Eylülde İzmir, 18 Eylülde Bursa düşman işgalinden kurtarılmış oldu.
  • İtilaf devletleri peş peşe ateşkes teklifinde bulunmaya başladılar.
  • Yunanlıların çekilmesi üzerine Türk ordusuyla İngiliz kuvvetleri karşı karşıya gelmiş oldular.
  • Kurtuluş Savaşının sıcak savaş dönemi bitti, diplomatik mü]]> İstanbulun Fethi https://www.savaslar.gen.tr/istanbulun-fethi.html Tue, 06 Nov 2018 03:27:50 +0000 İstanbulun fethi, orta çağın kapanarak yeni çağın açılmasını sağlayan Türk tarihi açısından son derece önemli bir tarihi olaydır. İstanbul yüzyıllar boyunca Roma imparatorlu da adı verilen Bizans Devletinin elinde i İstanbulun fethi, orta çağın kapanarak yeni çağın açılmasını sağlayan Türk tarihi açısından son derece önemli bir tarihi olaydır. İstanbul yüzyıllar boyunca Roma imparatorlu da adı verilen Bizans Devletinin elinde idi. Bizans Devletinin başkenti İstanbul'du. İstanbul birçok İslam devleti tarafından fethedilmeye çalışılmış fakat bu fetihlerin hepsi yenilgi ile sonuçlanmıştı. İslam Devletlerinin İstanbul'un fethine bu kadar yürekten gönül ve önem vermelerinin pek çok nedeni bulunmaktadır. Bu nedenlerin belki de en motive olanı Hz. Muhammet'in (S.A.V) söylediği sözlerdir. Hz. Peygamber "İstanbul bir gün elbet fetih olunacaktır. Onu fetheden komutan ne güzel komutan ve onu fetih eden asker ne güzel askerdir" buyurmaktadır. İşte bu nedenden ve İstanbul'un coğrafi konumunun sağladığı avantajlardan yararlanmak amacıyla Hem Türk hem de İslam Devletleri için İstanbul'un değeri büyüktü. Müslüman olamayan devletler tarafından yapılan kuşatmalarda dahil olmak üzere İstanbul tam 28 kez kuşatılmış ve fetih gerçekleştirilememiştir. Osmanlı Devleti zamanında da İstanbul fethedilmek istenilmiştir. İstanbul çok güçlü surlarla korunmakta olduğundan yapılan denemelerde başarısız olunmuştur. Aradan yıllar geçtikçe İmparatorluk eski gücünü kaybetmeye başlamıştır. Bizans Devletinin sahip olduğu toprak zamanla sadece Konstantinopolis'ten ibaret bir hale gelmiştir. Hatta atık İmparatorluk değil zayıf bir devlet olarak görülmekteydi. Osmanlı devleti bir süre sonra Bizans İmparatorluğunu haraca da bağlamıştı. Osmanlı Padişahı Sultan 2. Mehmet ve güçlü ordusu tarafından nihayetinde 29 Mayıs 1453 yılında İstanbul'un fethi gerçekleştirilmiştir.

İstanbul'un fethinin en temel sebepleri nelerdir
  • Osmanlı Devletinin Rumeli ve Anadolu'da gittikçe büyüyen topraklarını birleştirebilmek,
  • Bizans Devletinin Osmanlı toprak bütünlüğünü tehlikeye düşürebilmek için sürekli olarak Avrupa da yaşayan halkı ve Haçlı ordusunu harekete geçirmesi,  
  • Bizans Devletinin Anadolu da halen hakimiyetini sürdüren Türk Beyliklerini Osmanlı Devleti'ne karşı kışkırtması, hatta bir süre sonra şehzadeleri padişaha karşı kullanmaya başlaması ile zamanla Osmanlı Devletinin toprak bütünlüğünün tehlikeye girmesi.
  • Bizanslıların İstanbul gibi önemli bir jeopolitik konuma sahip olan İstanbul'a sahip olmasının Osmanlı Devletinin Rumeli ve Anadolu da serbest hareket etme kabiliyetini kısıtlaması, 
  • İstanbul gibi bir şehrin sunacağı her türlü ticaret imkanlarından yararlanılmak istenilmesi, 
  • Avrupa Devletlerinin Türkleri Balkanlardan atma hayaline bir son verebilmek. 
İstanbul'un fethinin gerçekleştirilmesi:

Sultan 2. Mehmet 13 yaşında iken babası 2. Murat tarafından tahta getirilmiştir. Ancak Batı dünyasından gelen saldırıları önlemek amacıyla tahtı babasına devretmiştir. Daha sonra ikinci kez 19 yaşında iken tekrar Padişah olmuştur. 2 Mehmet'in en büyük hayali dedelerinin gerçekleştiremediği İstanbul'un fethini gerçekleştirmekti. 2. Mehmet " Ya İstanbul beni alacak ya da ben İstanbul'u diyerek İstanbul'u fethetme konusundaki azmini belgelemektedir. İstanbul'un fethi için büyük bir donanma hazırlattı. Donanma toplam 350 gemiden oluşmaktaydı. Hatta fetih için 5 büyük top yaptırıldı. Bu topun her biri yaklaşık 60 manda gücü ile taşınabiliyordu ve toplara Şahin adı verilmişti. Ayrıca Bu amaçla Rumeli Hisar da inşaa edildi. 

Tüm bu hazırlıklardan sonra nihayet İstanbul şehri kuşatıldı ve savaşmadan şehrin teslimi istenildi. Fakat gücü kendisinde gören Bizans İmparatoru savaşı tercih etti. İstanbul'un fethi amacıyla yapılan kuşatma tam 53 boyunca devam etmiştir. Bir ara ümitler tamamen tükendiğinde Sultan 2. Mehmet'in hocası Akşemseddin'in de manevi desteğiyle yeniden atağa kalkışılmış ve gemiler karadan yürütülerek İstanbul fethedilmiştir. İstanbul surlarına Ulubatlı Hasan Türk bayrağını büyük bir zafer edasıyla dikmiştir. 

İstanbul'un fethinin sonuçları nelerdir]]> 1 Dünya Savaşı Cepheleri https://www.savaslar.gen.tr/1-dunya-savasi-cepheleri.html Tue, 06 Nov 2018 07:55:41 +0000 1.Dünya Savaşı Cepheleri, dünyadaki önemli devletlerin katıldığı bir savaşın yoğun bir şekilde yaşandığı cepheler tüm dünya ülkelerinin kaderini belirler niteliktedir. Bu cepheler Schlieffen Planı’nın başarısız o 1.Dünya Savaşı Cepheleri, dünyadaki önemli devletlerin katıldığı bir savaşın yoğun bir şekilde yaşandığı cepheler tüm dünya ülkelerinin kaderini belirler niteliktedir. Bu cepheler Schlieffen Planı’nın başarısız olmasıyla Almanya’nın hızlı bir harekatı sonuca ulaştıramamasının ardından, I. Dünya Savaşının yeni ve belirleyici bir özelliği olan ‘siper savaşı’ sonucu ortaya çıkmıştır. 

Genel olarak 1.Dünya Savaşı Cepheleri iki ana başlıkta toplanır;

Batı Cephesi, Almanya'nın batısında kalan Avrupa topraklarında, esas olarak Belçika, Hollanda ve Fransa'yı yani Batı Avrupa'yı içine alan cephedir. Batı cephesi savaşları, 4 Ağustos 1914 tarihinde Alman ordularının Belçika’ya saldırmasıyla fiilen başlamıştır. Belçika ve Fransa ordusunun yoğun direnmesi sonucu Marne savaşında Batı Cephesi kilitlenmiştir. Ve her iki taraf da siperlere yerleşerek 4 yıl boyunca bu cephede karşılıklı taarruzlarla savaş devam etmiştir. Batı cephesinde ilk defa zehirli gaz kullanılmıştır.

Doğu Cephesi, I. Dünya Savaşı'nda Doğu Avrupa ve Orta Avrupa’da, Almanya'nın, Avusturya-Macaristan'ın ve Bulgaristan'nın doğusunu, Rusya'nın ve Romanya'nın ise batısında kalan cephedir. Rus planları Galiçya üzerinden Avusturya-Macaristan İmparatorluğu'nun ve Doğu Prusya üzerinden Alman İmparatorluğu'nun eşzamanlı işgali üzerine kurulmuştur. Rus birlikleri Galiçya'da büyük ölçüde başarı elde etmesine karşın Rusya'nın etkisiz askeri liderliği ve az gelişmiş sanayisi, Doğu Cephesi'nden çekilmelerine ve büyük yenilgiler almalarına neden olmuştur. 1915 yılının baharında Ruslar, Galiçya içine çekilmişlerdi. Mayıs ayında İttifak Devletleri Polonya'nın güney sınırları da dikkate değer bir atılım sağladı. 5 Ağustos günü de Varşova yakalanan Ruslar Polonya'nın doğu kısımlarına çekilmek zorunda kaldılar. 7 Kasım 1917 yılındaki Ekim Devrimiyle Ruslar Brest-Litovsk Antlaşması ile savaştan çekilmiş ve Doğu cephesi bu şekilde kapanmıştır. 

Osmanlı İmparatorluğunun savaştığı cepheler; (1. Dünya Savaşı Cepheleri)
  • Kafkasya Cephesi; Osmanlı Devletinin Ruslarla savaştığı cephedir. Enver Paşa kumandasındaki Türk ordusunun 21 Aralık 1914'te Köprüköy - Eleşkirt hattında hücuma geçmesiyle Sarıkamış yakınında Allahuekber Dağları'na ulaşan ordu 1915 Ocağının ilk haftasında ağır bir yenilgiye uğramıştır. 130.000 kişilik Türk askerlerinin 60.000'i çarpışmalarda veya soğuktan donarak şehit düşmüş, geri kalanlar ise esir düşmüştür. 3 Mart'ta Bitlis ve Muş, 16 Şubat 1916'da Erzurum,18 Nisan'da Trabzon, 24 Temmuz'da Erzincan düştü. Ancak Bitlis ve Muş geri alındı. Çarlık Rusyaya karşı çıkan ayaklanmalarda Rusların zayıflamasıyla buralar geri alındı.
  • Çanakkale Cephesi; İtilaf Devletlerinin kara ve deniz güçlerinin Çanakkale Boğazı'nı kontrol altına alarak İstanbul'u işgal etme girişimleridir. İstanbul'un işgaliyle Osmanlı İmparatorluğu savaştan çekilecek, Almanya bir müttefikini kaybedecek, Rusya ile güvenli bir deniz ticaret ve ulaşım yolu açılmış olacaktı. 25 Nisan 1915 günü, yarımadanın altı kumsalında yapılan müttefik kuvvetler çıkartmasıyla Çanakkale Kara Savaşı fiilen başlamıştır. Kurmay Albay Mustafa Kemal'in komuta ettiği Anafartalar Muharebeleriyle Osmanlı Devleti büyük başarı kazanmıştır. 9 Ocak 1916 tarihinde Gelibolu Yarımadasından müttefik kuvvetlerin tahliyesi tamamlanmıştır. 
  • Sina ve Filistin Cephesi; I. Dünya Savaşı sırasında Almanya'nın isteği üzerine açılan ve Osmanlı Devletinin de yer aldığı bir cephedir.
  • Hicaz-Yemen Cephesi; halk arasında Yemen Cephesi adıyla da bilinen I. Dünya Savaşı boyunca Osmanlı Devletinin 4 Tümenlik bir kuvvetle Arabistan'daki kutsal İslam şehirlerini korumak amacıyla çarpıştığı cephedir.
  • Irak Cephesi; Bu cephe, İngilizlerin petrol bölgelerini ele geçirmek amacıyla, 15 Ekim 1914'te Bahreyn'i ve 23 Kasım 1914'te Basra'yı işgaliyle açıldı. Yerli halkın askerleriyle birlikte Osmanlı kuvvetleri işgale karşı koyamadığı v]]> Osmanlı Devleti Savaşları https://www.savaslar.gen.tr/osmanli-devleti-savaslari.html Tue, 06 Nov 2018 12:54:34 +0000 Osmanlı Devleti Savaşları, Osmanlı Devleti uzun soluklu yaşamış büyük bir devlettir. Osmanlı Devleti kuruluş, yükselme, duraklama, gerilme ve dağılma olarak beş dönem geçirmiştir. Bu beş dönemde sürekli savaşlar olmu Osmanlı Devleti Savaşları, Osmanlı Devleti uzun soluklu yaşamış büyük bir devlettir. Osmanlı Devleti kuruluş, yükselme, duraklama, gerilme ve dağılma olarak beş dönem geçirmiştir. Bu beş dönemde sürekli savaşlar olmuştur. Çünkü Osmanlı Devletinin toprakları her bakımdan çok değerli idi. Bu yüzden diğer ülkeler sürekli Osmanlı Devleti' ne savaş açmıştır. Osmanlı Devleti bu savaşların bazılarını kazanmıştır bazıların da ise mağlup olmuştur.

Osmanlı Devleti Savaşları (Kuruluş Dönemi):
  • Koyunhisar Savaşı
  • Maltepe Savaşı
  • Sazlıdere Savaşı
  • Sırpsındığı Savaşı
  • Çirmen Savaşı
  • Birinci Kosova Savaşı
  • Ploşnik Savaşı
  • Niğbolu Savaşı
  • Ankara Savaşı
  • Çalıbey Deniz Savaşı
  • Varna Savaşı
  • İkinci Kosova Savaşı
Osmanlı Devleti kuruluş döneminde yaklaşık yirmi adet savaş olmuştur. Kuruluş döneminde Osmanlı Devleti altı adet padişah değiştirmiştir. Osman Bey döneminde Koyunhisar Savaşı ve Maltepe Savaşı yapılmıştır. Koyunhisar Savaşı Osmanlı ile Bizans arasında ilk yapılan savaştır. Birinci Murat döneminde ise toplam beş adet savaş yapılmıştır. Sazlıdere Savaşı, Sırpsındığı Savaşı, Çirmen Savaşı, Birinci Kosova Savaşı ve Ploşnik Savaşıdır. Ploşnik Savaşında Osmanlı ilk defa Haçlı ordusuna yenilmiştir.  Yıldırım Beyazit döneminde Niğbolu Savaşı ve Ankara Savaşı yaşanmıştır. Bu savaş Osmanlı için önemli savaşlardır. Çelebi Mehmet döneminde ise ilk deniz savaşı olan Çalıbey Deniz Savaşı yaşanmıştır. İkinci Murat döneminde Varna Savaşı ve İkinci Kosova yapılmıştır. İkinci Kosova Savaşı Osmanlı Devleti için daha önemlidir. Çünkü Haçlı ordusu artık geri çekilmiştir. Balkanlar artık Türk yurdu haline gelmiştir. 

Osmanlı Devleti Savaşları (Yükselme Dönemi):
  • Otlukbeli Savaşı
  • Osmanlı-Venedik Savaşı
  • Osmanlı-Memlük Savaşı
  • Çıldıran Savaşı
  • Turnadağ Savaşı
  • Mercidabık Savaşı
  • Ridaniye Savaşı
  • Mohaç Savaşı
  • Zigetvar Seferi
  • Hint Deniz Seferi
  • Nis Seferi
  • Cebre Savaşı
  • İnebahtı Savaşı
Osmanlı Devleti yükselme döneminde ise altı adet padişah değiştirmiştir. Fatih Sultan Mehmet döneminde Otlukbeli Savaşı ve Osmanlı-Venedik Savaşı olmuştur. İkinci Beyazit Döneminde Osmanlı-Memlük ve Osmanlı-Venedik Savaşı olmuştur. Yavuz Sultan Selim döneminde ise Çıldıran, Turnadağ, Mercidabık ve Ridaniye Savaşları olmuştur.  Kanuni Sultan Süleyman döneminde Mohaç Savaşı, Zigetvar Seferi, Hint Deniz Seferi, Preveze Deniz Seferi, Nis Seferi ve Cebre Savaşı olmuştur. Sadrazam Sokullu Mehmet Paşa döneminde ise iİnebahtı Savaşı olmuştur. 

Osmanlı Devleti duraklama ve gerileme döneminde kısmen savaşmayı bırakmış ve hiç imzalamadığı kadar anlaşma imzalamıştır. Bu anlaşmalardan bir çoğu Osmanlı Devlet için çok yararlı olmamıştır.  Bu anlaşmalardan en önemlisi Küçük Kaynarca Anlaşmasıdır. Çünkü ilk kez Türk ve Müslüman toprağı kaybedilmiştir. 

Osmanlı Devletinin son dönemi olan dağılma döneminde ise dokuz adet padişah değişmiştir. Bu dönemde yine anlaşmalar imzalanmaya devam edilmiş ancak savaşlarda durmaksızın devam etmiştir. Osmanlı-Rus Savaşı bu savaş sonucunda Osmanlı Devleti ilk kez imtiyaz vermiştir. Sırp ve Yunan isyanı yaşanmıştır. Kırım savaşı yaşanmıştır ve başarısız olunmuştur.
]]> Ridaniye Savaşı https://www.savaslar.gen.tr/ridaniye-savasi.html Wed, 07 Nov 2018 04:06:21 +0000 Ridaniye savaşı, Memluk Sultanlığı ve Osmanlı Devleti arasında 22 Ocak 1517 tarihinde geçen bir savaştır. Savaşın sonunda Sultan 1. Selim komutasındaki Osmanlılar galip gelmiştir.Osmanlı Devletini Ridaniy Ridaniye savaşı, Memluk Sultanlığı ve Osmanlı Devleti arasında 22 Ocak 1517 tarihinde geçen bir savaştır. Savaşın sonunda Sultan 1. Selim komutasındaki Osmanlılar galip gelmiştir.

Osmanlı Devletini Ridaniye Savaşına sürükleyen gelişmeler

1. Selim 1516 yılında Memluk Sultanlığına karşı Mısır ve Suriye seferini düzenlemiştir. Suriye'de Memluk Sultanı Kansu Gavri idaresindeki Memluk ordusunu Mercidabık Savaşında (24 Ağustos 1516) yenen 1. Selim, Hama, Şam, Humus ve Halep'i almıştır. Lübnan emirleri de bu durum karşısında Osmanlı egemenliğini kabul etmiştir. Sadrazam Hadım Sinan Paşa idaresindeki Osmanlı ordusu 21 Aralık 1516 tarihinde Memluk emirlerinden olan Canberdi Gazali'yi 21 Aralık 1516 tarihinde yenmiş ve yoluna devam etmiştir. Kudüs'ü alan 1. Selim idaresindeki Osmanlı ordusu yönünü Gazze'ye çevirmiştir.

Ridaniye savaşındaki gelişmeler

Tomanbay Mercidabık savaşından sonra Memluk Sultanlığının başına geçmiştir. Kendisi Osmanlı egemenliğini kabul etmemiş ve barış teklifi yapmak için gönderilen Osmanlı elçisini de öldürtmüştür. Bu gelişmelere Ridaniye savaşına zemin hazırlamıştır. Sina Çölünü 13 günde geçen 1. Selim idaresindeki ordu, Memluk ordusuyla Ridaniye'de karşılaşmıştır

Memluk Sultanı Tomanbay ise, Venediklilerden aldığı top ve silah desteğiyle Ridaniye'de oldukça güçlü bir savunma hattı kurmayı başarmıştır. Ancak 1. Selim Osmanlı ordusunu El-Mukaddim Dağının çevresinden dolaştırarak, Memluk ordusuna güneyden saldırmıştır. Bu başarılı savaş taktiği sayesinde Memluk ordusunun sabit yönde duran topları etkisiz hale getirilmiştir.

Tomanbay ise, bu girişimlerden sonra savaşı kaybedeceğini anlayarak, 22 Ocak'ta ordusundan en cesur askerleri bir araya toplayarak kurduğu birlikle Osmanlı ordusunun komuta merkezine baskın düzenlemiştir. Burada 1. Selim'in otağı olduğunu düşünerek, veziri azamın çadırına girmiş ve o dönem veziri azam olan Sinan Paşa'yı öldürmüştür. Bu başarısız girişimden sonra Memluk Sultanı Tomanbay, savaştan çekilme kararı almıştır. Bundan dolayı 22 Ocak 1517 tarihinde Osmanlılar Ridaniye Savaşından zaferle çıkmıştır.

Ridaniye Savaşı
Ridaniye Savaşı sonuçları

Bu savaşın Osmanlılar açısından kesin bir sonucu olmamıştır. Çünkü Osmanlıların hedefi Mısır'ı almaktır. Memlukluların gösterdiği direnç nedeniyle bu sağlanamamıştır. 1. Selim Kahire'ye zarar vermeden, bu şehrin ekonomik ve sosyal yaşamına zararı olmaması amacıyla, direnmeyen Memlukluların (25 Ocak) affedileceğini ilan etmiştir. Fakat Tomanbay ve komutanlarının direnişi sebebiyle Kahire'nin ele geçirilmesi 3 gün süren çatışmalar sonunda olmuştur. Bu yüzden şehir kısmen yıkılmış, zarar görmüş, çok sayıda insan yaşamını yitirmiştir. 1. Selim 4 Şubat 1517 tarihinde Kahire'ye girerek, Yusuf Nebi Tahtına oturmuştur. Bu sırada Memlukluların direnişi Nil deltası ve Yukarı Mısır bölgelerinde devam etmiştir. Ancak Osmanlılar bunun devam etmesine engel olmuş, Tomanbay' yakalayarak, 13 Nisan 1517 tarihinde Kahire'de kale kapısında idam etmişlerdir. Bununla Memluk Sultanlığı yıkılmış ve toprakları Osmanlılara geçmiştir. Böylece Osmanlılar Mısır'ı ele geçirmiş ve halifelikte kendilerine geçmiştir. Mısır'da bulunan kutsal emanetler İstanbul'a getirilmiş, Osmanlılar Doğu Akdeniz ve Baharat Yolunun tek hakimi olmuştur. Buradan sonra Osmanlılar Kızıldeniz ve Hint Okyanusuna açılmışlardır.
]]>
Yermük Savaşı https://www.savaslar.gen.tr/yermuk-savasi.html Wed, 07 Nov 2018 11:56:05 +0000 Yermük Savaşı, Yarmuk muharebesi ya da Yermük savaşı. Halid bin Velid komutasındaki İslam ordusuyla Doğu Romalıların Yarmuk'ta yaptığı, Doğu Roma ve Arap'lar arasında en büyük savaş muharebesidir.Sa Yermük Savaşı, Yarmuk muharebesi ya da Yermük savaşı. Halid bin Velid komutasındaki İslam ordusuyla Doğu Romalıların Yarmuk'ta yaptığı, Doğu Roma ve Arap'lar arasında en büyük savaş muharebesidir.

Savaşın Başlangıcı; Hz. Ömer, Halid bin Velid' i Irak'ın fethiyle görevlendirdikten sonra, Suriye'nin güneyi ve Lübnan civarı için ayrı ordu hazırlamaya başlamıştır. Hz. Ömer, Hicretin 12. yılının sonlarına doğru komutan olarak Amr bin as, Şurahbil bin Hasane ve Ebu Ubeyde bin Cerrah' ı seçmişti. Seçilen komutanla her biri Yarmuk'a istediği yoldan gidecekti.

Dönemin Bizans imparatoru Heraklius, İslam ordusunun Şam' a sefer düzenleneceğini duyunca Humus'a giderek savaş hazırlıklarına başlamıştı. Ayrıca Heraklius, İslam ordusunun dört komutanla idare edildiğini öğrenince onlarla ayrı cephelerde savaşacağını düşünmüştü ve savaşın bu nizamda yapılacağına memnun kalmıştı. Çünkü Bizans ordusu çok güçlüydü, dört ayrı orduya karşı birkaç kat fazla askerle karşı çıkacak güçteydi. Bizans ordusunun planını öğrenen İslam ordusununu komutanları aralarında haberleşmişler di. İslam ordusu komutanlarından Amr bin as tek cephede savaşmanın uygun olacağını belirtmişti ve diğer komutanlarda bu görüşü benimsemişlerdi. Bu durumu Hz. Ömer'e bildirdiler ve Hz. Ömer, de bu fikrin isabetli olduğunu belirtip savaş yeri olarak Yarmuk'u seçmişti.

Savaş; İslam ordusunun Yarmuk'ta topladığını öğrenen Bizans İmparatoru, komutanlarına haber vererek ordunun Yarmuk'a toplanmalarını emretti. Böylece Bizans ordusu mevcutla beraber takriben 240,000 kişi olmuştu. Bu sırada Hz. Ömer, Irakta galip gelen Halid bin Velid'e hemen Yarmuk'taki orduya katılmasını emretti ve onu başkomutan olarak atadı. İslam ordusu Halid bin Velid'in yönetimindeki ordu birliklerinin katılımıyla 46,000 kişiye ulaştı. İslam ordusu dört komutanla yönetildiğini bilmeyin Halid bin Velid, savaş alanına girdiğinde İslam ordusunun dört ayrı komutanla cephelerde savaşa hazırlandığını, buna karşın Bizans ordusunun  tam bir savaş düzeni içinde olduğunu fark etti. Bu durumu gören Halid bin Velid, diğer dört komutana yanlış savaş düzeni oluşturduklarını, bu düzende bu savaşın kazanılması mucize olacağını ve yenildikleri takdirde İslam ordusu diye bir ordu kılmayacağını ve her komutanın kendi birliğini değil tüm İslam ordusunu yönetmesi gerektiğini anlattı. Halid bin Velid, orduyu bilinenin dışında bir düzene soktu. Halid bin Velid askerlerini ayrı tutarak birlikleri her biri biner kişilik olmak üzere 38 bölüğe ayırdı merkezde 18, sağda ve solda onar birlik bıraktı. Merkez bölüğü Ebu Ubeyde bin Cerrah ve Şurahbil bin Hasane, sağ kanadı Amr bin as, sol kanadı da Ebu Süfyan komutasına verdi. 

Yermük Savaşı
Savaş günü Halid bin Velid, birlikleriyle düşmana hücum etmeye başladı. Bu ani taarruz karşısında Bizans ordusu ne yapacağını şaşırdı. Bizans kuvvetleri, savaş meydanının dışına kaçmaya başladılar. Fırsatı değerlendiren İslam ordusu, Bizans piyadeleri üzerine toplu hücuma geçtiler. Bu hücum, Bizans ordusunun dağılmasına neden oldu. Vakusa vadisine doğru  gerilemeye başlayan Bizanslılar, birbirlerini çiğneyerek açtıkları hendeklere döküldüler. Bazı kaynaklara göre Bizans ordusunda 120.000, İslam ordusunda 3,000 Müslüman hayatını kaybetti.

Muharebe Sonucu; Savaş sonucunda, Irak, Lübnan, Suriye ve Şam civarı Müslümanların eline geçti.
]]>
Kurtuluş Savaşı https://www.savaslar.gen.tr/kurtulus-savasi.html Thu, 08 Nov 2018 05:02:25 +0000 Kurtuluş savaşının amacı öncelikle ülkenin bütünlüğünü korumak ve ulusun egemenliğine dayalı olarak bağımsızlığını sağlaması amacıyla yapılan toplu harekettir.Türk devleti kurmak için bütün halkın hareket etmesi Kurtuluş savaşının amacı öncelikle ülkenin bütünlüğünü korumak ve ulusun egemenliğine dayalı olarak bağımsızlığını sağlaması amacıyla yapılan toplu harekettir.Türk devleti kurmak için bütün halkın hareket etmesi ile yaşanılan savaşlardan en büyük milli mücadele savaşıdır. Çok cepheli bir savaş olması açısından Kurtuluş Savaşı Osmanlı Devletinin yapamadığı vatanı müdaafası ile Anadolu topraklarında yürütülen toplu isyanın, Mondros Ateşkes Antlaşmasına bir tepki olarak doğmuştur. Bu antlaşma ile Türk milletinin ölüm kalım mücadelesi başlanmış ve bu mücadele büyük zaferler ile Türklerin kendi çabalarıyla kazandıkları savaş olarak tarihte bulunan yerini almıştır.

Kurtuluş savaşının öncesi,

Osmanlı Devleti' nin Birinci Dünya Savaşındaki yenilgisinden sonra imzalanan Mondros Ateşkes Antlaşması ile Anadolu ve Trakya toprakları her türlü işgale açık bir konuma gelmiştir. Bu sebepten Türkiye toprakları da işgallere açık bir konumda görülmekteydi. Mondros Ateşkes antlaşmasının hükümlerine göre bu antlaşmayı imzalayan devletlere gerekli gördükleri yerleri işgal etme hakları tanınmıştı. Ülkenin işgale uğraması ile ilgili padişah için önemli olan saltanatın selamette olması, Halifeliğin devam etmesi olarak yorumlanmıştır. Bu antlaşma sayesinde ağır koşulları içeriden İstanbul hükümeti yapılacak barış görüşmelerine karşın, itilaf devletlerinin güvenliklerini teklifi eden bir durumu bahane ederek; istedikleri bölgeleri işgal edecekleri düşüncesiyle hareket ediyorlardı. Ayrıca İstanbul ve çevresinde bulunan Boğazlar İngilizlerin kontrolüne geçti. Diğer taraftan İngilizler Batum, Antep, Konya, Çanakkale, Samsun, Bilecik, Maraş, Urfa, Kars ve Merzifon u  işgal etmişlerdi. Bütün işgallere açık olan Anadolu topraklarında Fransızlar ise Trakya'daki demir yolunun önemli istasyonlarını ve Afyon, Adana, Mersin ve Dörtyol da bulunan istasyonları işgal ederek bu bölgelere el koymuşlardı. İngilizce tarafından ise işgal edilen yerler daha sonradan Fransızlara terk edilmişti. İtalyanlar ise Fethiye, Bodrum, Kuşadası, Antalya, Marmaris gibi ege kıyılarını işgal ettiler. Mondros mütarekesinin altı vilayeti  Ermenilere bırakılmasıyla bu devlet işgal girişiminde bulunmuştur. Bu madde dolayısıyla Ermeniler de bu toprakları almak için harekete geçtiler. Ermeniler Anadolu'da yayılmaya ve bölgedeki Türklere zulümler ve baskılar ile yıldırma politikası uyguladılar. Bu bölgede bulunan halkı öldürüp, eşyalarını yağmaladılar. Mersin,Adana, Kozan, Osmaniye, Fransızlarla birlikte Ermeni çetecilerin eline geçmişti. Yunanlılar ise kendilerine vaat edilmiş olan Ege bölgesine ele geçirmek için İngiliz ve Amerikan Savaş gemilerinin koruması altında İzmir'i işgal etmek için bu topraklara hareket ettiler. Bu sayede yapılan işgallere karşı Hasan Tahsin adında bir kişinin düşmana karşı attığı ilk kurşun ile Kurtuluş Savaşının başlanması sağlanmış oldu. Bu hareketlere İstanbul hükümeti, Osmanlı hükümetleri ve padişah işgallere karşı ses çıkarmadı. Orduya geçip,  güçlendirmeye yönelmemişlerdi. Sadece kendi çıkarları etrafında saltanatın devam etmesi ve sarayın zarar görmemesi düşüncesi içindelerdi

Kurtuluş Savaşı
Kurtuluş savaşı ve yapılan hareketler,

 Kurtuluş Savaşı işgallere karşı ilk silahlı direniş Güneydoğu Anadolu Bölgesinde gerçekleşmiştir. Bu bölgede Fransızlara karşı ilk Kuvayi Milliye hareketi Batı Anadolu'da Yunanlılara karşı oluşmuştur. İzmir'i işgal eden Yunan birliklerinin Anadolu içlerine doğru ilerlemeye başlaması yüzünden Osmanlı hükümetinden artık hiçbir şey beklenemeyeceği yani topraklarını koruyamayacak olduğu kesinleşmişti. Bu sırada Mustafa Kemal Paşa dokuzuncu kolorduya atandı. Osmanlı Devletinin yapamadıkları işleri artık kayıtsız şartsız bağımsız olmak için Türk devleti korumak gerektiği düşüncesiyle, kendi aralarında Kemal Paşa Milli Mücadele başlaması gerektiğini vurgulamıştır. Düşman işgaline karşı bazı bölgelerde oluşan direniş]]> Kosova Savaşı https://www.savaslar.gen.tr/kosova-savasi.html Thu, 08 Nov 2018 14:56:48 +0000 Kosova Savaşı daha doğrusu savaşları iki tanedir. Birinci Kosova Savaşı 1389 yılında Birinci Murat Döneminde ; İkinci Kosova Savaşı 1448 yılında İkinci Murat döneminde yapılmıştır. Bu iki savaşta Osmanlı D Kosova Savaşı daha doğrusu savaşları iki tanedir. Birinci Kosova Savaşı 1389 yılında Birinci Murat Döneminde ; İkinci Kosova Savaşı 1448 yılında İkinci Murat döneminde yapılmıştır. Bu iki savaşta Osmanlı Devleti'nin galibiyeti ile sonuçlanmıştır.

Birinci Kosova Savaşı,

Kosova Savaşının Nedeni,

 Türkleri Balkanlarda bulunan hakimiyetini ortadan kaldırmak için Boşnak, Sırp ,Hırvat ve Arnavutluk prensleri tarafından desteklenerek haçlı kuvvetlerini oluşturdular. Haçlı kuvvetlerinin hazırlanması yanında Karamanoğulları ile anlaşma yaptı. Amaçları Türk kuvvetlerini sıkıştırıp sahip oldukları Balkan topraklarını alıp topraklarındaki eski hakimiyetlerine sahip olabilmekti. Yapılan karşılaşma sonucu Osmanlı Devleti Şahin Paşa tarafından yönetilen küçük kuvveti bozguna uğratıldı. Osmanlı Devleti'nin Balkan hakimiyetine olumsuz bir gölge olan bu gelişme karşısında Birinci Murat büyük bir birlikle Haçlı ordusuna karşı koydu ve Osmanlı Devleti kazandı .
NOT: Birinci Murat kazanılan bu savaş sonrası savaş alanını gezerken Sırplı bir asker tarafından hançerlenerek öldürüldü. Birinci Murat ilk ve tek şehit edilen padişah olarak tarihe geçti.

Kosova Savaşı Sonuçları,

Sırplılar Osmanlı Devleti'nin hakimiyetini kabul etmek zorunda kaldı. Tuna nehrinin güney yakasında Osmanlı Devleti'ne karşı koyacak güçlü bir devlet kalmadı.

Kosova Savaşı
İkinci Kosova Savaşı: 

Kosova Savaşının Nedeni,

Osmanlı Devleti uzun bir zaman fetih hareketlerine bir ara verip Arnavut Beyi İskender isyanıyla uğraştı. Bu boşluğu fırsat bilen ve Varna Savaşının intikamını almak isteyen Jan Hunyat (Hünyadi Yanoş)  Haçlı ordusunu toplayıp saldırıya geçti ve yine büyük bir yenilgiye uğradı.

Kosova Savaşını Sonucu,

Avrupa ülkeleri Osmanlı Devleti'ni  yenemeyeceğini anladı ve uzun yıllar Osmanlı Devleti'nin  Balkan topraklarına saldıramadılar. Osmanlı Devleti'nin Balkanda hakimiyeti kesinleşti.
]]>
İnönü Savaşları https://www.savaslar.gen.tr/inonu-savaslari.html Fri, 09 Nov 2018 00:47:19 +0000 Birinci İnönü savaşı ,Yunan askerleri 6 ocak 1921 tarihin de iki koldan İnönü mevzilerinde savunan Türk kuvvetleri arasında yapılan savaştır. Yunan askerleri 6 ocak 1921 tarihine kadar Bursa ve Uşak Birinci İnönü savaşı ,

Yunan askerleri 6 ocak 1921 tarihin de iki koldan İnönü mevzilerinde savunan Türk kuvvetleri arasında yapılan savaştır. Yunan askerleri 6 ocak 1921 tarihine kadar Bursa ve Uşak bölgesinde hazırlıklarını sürdürmüşlerdir. Çerkez Ethem kuvvetlerinin meşgul ve temkinli harekatından yararlanarak İnönü ve Eskişehir bölgesinde taarruza başladılar. 6, 9 ocak 1921 tarihleri arasında savaşlar emniyet kuvvetleri harekatı şeklinde devam etmiştir. İnönü mevzilerindeki savaşlar 10 ocak 1921 tarihinde başlamış ve yunan kuvvetlerinin çıkış hatlarına çekildiği 11 ocak 1921 tarihine kadar sürmüştür. 

Birinci İnönü savaşı savaş öncesi,

Gelişmeler sonrasında Yunanistan'daki seçimlerin sonrasında kurulan hükumet İtilaf devletlerinin güvenini kazanması için Anadolu da büyük bir başarı elde etmelerinin gerekli olduğunu düşündüler. Ayrıca Kral Konstantin mecliste yaptığı konuşmada savaşın devam edeceğini söylemişti. Yunanlılar 15 mayıs 1919'da İzmir'i işgal etmişlerdi. Yunanlılar işgale devam edip Milne hattı olarak bilinen Soma, Ayvalık, Aydın, Akhisar bölgesine kadar ulaşmışlardı. 22 haziran 1920 tarihinde tekrar harekata geçen yunan birlikleri 30 haziran 1920 tarihinde Balıkesir'i işgal etmiştir. Sonrasında 8 temmuz 1920 tarihinde Bursa' yı işgal etmişlerdi. Devamında Afyon, Salihli istikametinde ilerleyen yunanlılar 29 ağustos 1920 tarihinde Uşak bölgesini işgal etmişlerdir.

Birinci İnönü savaşı kayıplar,

Birinci İnönü savaşı türk tarafı,
      Ölü : 95
     Yaralı : 183
     Esir : 211

Birinci İnönü savaşı Yunan tarafı,
     Ölü : 51
     Yaralı : 130

Birinci İnönü savaşı sonuçları,

Yunan tarafı kendi istedikleri hedefe ulaştıkları için çok daha fazla ısrarcı olmamışlardır. Türk tarafı ise her ne kadar da sürekli geri çekilseler bile pes etmemişlerdir. Türk birlikleri Eskişehir bölgelerinde yunanların ilerlemelerini durdurmuşlardır. Savaş Türk tarafının zaferi olarak tarihe kazınmıştır. Yunan tarafı ise dünya ve yunan kamuoyunda yenilgi olarak tarihe geçmiştir. Türk tarafı bu savaş sonrasında hiç toprak kaybı yaşamamıştır. Sadece bir miktar malzeme kaybı yaşamışlardır. Türk tarafı için Zafer Türk kamuoyunda büyük bir yankı yapmış ve Ankara' da geniş çaplı kutlamalar yapılmıştır.

İnönü Savaşları
Birinci İnönü savaşı sonrası yükseliş ve yenilikler :

  12 mart 1921 tarihinde İstiklal Marşı kabul edilmiştir.
   İsmet paşa albaylıktan tuğgeneralliğe yükselmiştir.
   TBMM Hükumetinin morali artmıştır ve her şey düzene girmiştir.
   TBMM'nin kurmuş olduğu düzenli ordunun Batı Cephesindeki ilk başarısıdır.
   Afganistan ile dostluk antlaşması imzalanmıştır. Bu antlaşma ilk Müslüman bir ülke ile yaptığı antlaşmadır.
   Birinci İnönü savaşından sonra Teşkilat-ı Esasiye ilk Anayasa ilan edilmiştir.

İkinci İnönü Savaşı,

Birinci İnönü savaşından bir kazanç elde edemeyen Türk birlikleri yunanlıların güçlenmesine imkan vermeden Afyon ve Eskişehir bölgesini ele geçirmek istemişlerdir. Sevr Antlaşmasını zorla milli hükumete kabul ettirmek maksadıyla 23 mart 1921 günü harekata geçen bursa bölgesine çekilen 3. Yunan kolordusu ve Uşak bölgesinde bulunan 1. Yunan kolordusu Londra Konferansına gitmek için hazırlıklarda bulunan Türk birlikleri biri Eskişehir diğeri Afyonkarahisar istikametinde ilerleyip iki koldan savaşı başlatmışlardır. Tuğgeneral İsmet paşa emrinde olan birlikler karargahı Eskişehir'de olmak üzere İnönü mevzilerine savunma için gönderildi. Yunan birlikleri ilk dört gününde]]> 3 Dünya Savaşı https://www.savaslar.gen.tr/3-dunya-savasi.html Fri, 09 Nov 2018 16:18:24 +0000 3. Dünya Savaşı,  Küresel enerji kaynaklarının Dünya'nın belli bölgelerinde yoğunlaşması, güçlü ülkelerin ağzını sulandırmaktadır. Bunların başında süper güç  iki nükleer ülke gelmektedir. İki ülkenin Dünya'n 3. Dünya Savaşı,  Küresel enerji kaynaklarının Dünya'nın belli bölgelerinde yoğunlaşması, güçlü ülkelerin ağzını sulandırmaktadır. Bunların başında süper güç  iki nükleer ülke gelmektedir. İki ülkenin Dünya'nın enerji kaynaklarını elde etmek için kendilerine özgü taktik ve planları bulunmaktadır. 3 Dünya savaşı bu dengeler üzerine çıkabilir. Bunların en ünlüsü Büyük Ortadoğu Projesidir. Bu projeye göre egemen güç olan Avrupa ve Amerika ülkeleri Ortadoğu'da kukla ülkelerin yönetimlerine kendi atadıkları fakat yönetilen halk içinden diktatörleri getirerek egemen güçlerin istedikleri gibi karar almaları sağlanmaktadır. Bu politik yaklaşım yerel halka oldukça güzel benimsetilerek halkın farkındalığı önlenmiştir. Bir diğer kutup olan Rusya ise politik yaklaşımlarına kayda değer sayıda egemen güç bulamadığından daha çok konvansiyonel silah gücüne güvenerek Ortadoğu'da varlık göstermeye çalışmaktadır. 

3. Dünya savaşı nedir
  • Birinci ihtimal, İkinci Dünya Savaşının bittiği 1945 yılı ile Sovyetler Birliğinin dağıldığı 1990'lı yıllar arasında Amerika ve Rusya arasında başlayan psikolojik soğuk savaş 3. Dünya Savaşı adını almıştır. Bu yıllarda ülkeler birbirine üstünlük kurmak için kıtalar arası konvansiyonel füzeler üretmişlerdir, bunların bir kısmına nükleer başlık takılabilmesi meseleyi daha ciddi boyutlara taşımıştır. Savaş teknolojisinin gelişmesine paralel olarak atmosferin üzerine uzay boşluğuna çıkılmış ve Ay'a ayak basılmıştır. Yıldız savaşları projeleri hazırlanarak uydulardan Dünya'nın gözetimi yapılmıştır. 1990'lı yıllarda Sovyetler Birliğinin dağılması ile yerini tek kutuplu güç dengesi almıştır.
  • Bir diğer olasılık, günümüzde var olan enerji savaşlarının büyüyerek tarafların daha güçlü silah kullanması ile meydana gelme ihtimali olan savaştır. Olası 3. Dünya Savaşında rahatlık ve bolluğa alışmış olar egemen güçler vatandaşlarının zarar görmemesi için diyalog ve siyasetten yana tavır sergileyeceklerdir.
Özgürlük ve demokrasi çağrısı yapan egemen güçler nerede

Savaşlar hiç kimsenin istemediği yıkımları içinde barındırır. Özgür ve demokratik bir yönetim ortadoğu ülkeleri için istenmemektedir,  isteyenler çeşitli cezalara çarptırılmıştır. Bunun nedeni diktatör yönetimlerin halka hesap vermek gibi bir zorunluluğu olmamasıdır. Ortadoğu'nun zengin yeraltı kaynaklarını yönetmek için egemen güçlerin mücadelesi günümüzde sıcağı sıcağına hissedilmektedir. Egemen güçler bunun bilincinde olduğundan gelişmiş başkentlerinde abartılı karşılamalar ve hoşgörüler ile diktatörlerin kalbi kazanılarak kendilerin lehinde kararlar aldırmaktadırlar. Fakat demokratik ülke yönetim başkanları egemen güçler ile yaptıkları anlaşmaların yürürlüğe girmesi için meclisinin bir yasa ile anlaşmayı onaylaması gerekir, aksi halde anlaşma hükümsüz kalır. 

3 Dünya Savaşı
3. Dünya savaşının çirkin yüzü

Birinci Dünya Savaşında, ikinci Dünya savaşında da kutuplarda aktörler hep aynıdır. Avrupa destekli Amerika ve Diktatör rejimlerin desteklediği Rusya'dır. Muhtemeldir ki olası bir istenmeyen 3 Dünya savaşında da kutuplar yine aynı olacak, tabiki savaşı hiç kimse istemez. Şimdilik 3. Dünya savaşının çıkma ihtimali çok zayıf görünüyor, zayıf ülkelerin insanlarını değersiz görerek bombalayanlar, kendi halkının içinde patlayan bombalar ile savaşın çirkin yüzü ile karşılaşıyorlar. Savaşın ne kadar tehlikeli olduğunu acı tecrübeler ile anlayan egemen güçler kendi halkının savaşa maruz kalmaması yoğun mesai harcamaktadırlar.
]]>
Mohaç Meydan Savaşı https://www.savaslar.gen.tr/mohac-meydan-savasi.html Fri, 09 Nov 2018 20:12:52 +0000 Mohaç Meydan Savaşı, 29 Ağustos 1526 yılında Osmanlı İmparatorluğu ve Macaristan Krallığı arasında geçen bir savaştır. Bu savaş sonrasında Macaristan'ın büyük bir bölümü Osmanlı İmparatorluğunun himayesi altına gir Mohaç Meydan Savaşı, 29 Ağustos 1526 yılında Osmanlı İmparatorluğu ve Macaristan Krallığı arasında geçen bir savaştır. Bu savaş sonrasında Macaristan'ın büyük bir bölümü Osmanlı İmparatorluğunun himayesi altına girmesiyle sonuçlanmıştır. Osmanlı ordusu Macaristan ordusunu ağır bir hezimete uğratarak savaşı 2 saat gibi kısa bir sürede kazanmıştır. Savaş Macaristan'ın Mohaç Ovası bölgesinde olmuş ve savaşın sonucu kesin Osmanlı zaferi ile sonuçlanmıştır. Savaşta Osmanlı İmparatorluğunun yanında Kırım Hanlığı bulunmuşken Macaristan Krallığının yanında olan ülkeler ise Hırvatistan Krallığı, Kutsal Roma Cermen İmparatorluğu, Bohemya Prensliği, Bavyera Prensliği, Papalık Devleti, Lehistan Krallığı Mohaç Meydan Savaşında Macaristan Krallığının yanında yer almıştır. Mohaç Meydan muharebesi esnasında Osmanlı İmparatorluğunun başında Kanuni Sultan Süleyman bulunuyordu ve Osmanlı İmparatorluğu tarafında savaşan komutanlar arasında 1. Süleyman, Pargalı İbrahim Paşa, Malkoç oğlu Yahya paşazade, Bali Bey, Behram Paşa ve 1. Devlet Giray varken Macaristan Krallığının komutanları 2. Lojas ve Pal Tomori bulunmaktaydı. Osmanlı ordusunun askeri güç sayısı 55.000 asker, Macaristan Krallığının askeri güç sayısı 35.000 asker idi. 

Mohaç Meydan Savaşı
Mohaç meydan savaşının nedenleri,
  • Kutsal Roma Germen (Alman) İmparatoru Şarlken'e esir düşen Fransız kralı 1. Fransuva'nın Kanuni Sultan Süleyman'dan yardım istemesi.
  • Şarlken'e destek olan Macar Krallığının saldırgan tutumu.
  •  Kanuni Sultan Süleyman'ın Tunayı geçerek Orta Avrupa'da fetihler yapmak istemesi.
  • Fransayı kendi yanına çekip Avrupa Hristiyan Birliğini önlemek istemesi. 
Savaş Osmanlı imparatorluğunun doğru savaş stratejisi ve güçlü ordusu ile 2 saatlik kısa bir süre sonunda savaşın galip tarafı olmuştur. Osmanlı İmparatorluğunun ordusu 1.500 kişi kadar kayıp vermişken Macaristan Krallığında bu sayı 14.000 - 20.000 kişi arasındadır. 
Savaş sonrası durum ve savaşın sonuçları;
  • Macar Krallığı ordusu Osmanlı İmparatorluğunun üstünlüğü karşısında kısa sürede mağlup olmuştur.
  • Macaristan Krallığını Jon Zapola ( Yanoş ) getirilerek Macaristan Krallığı Osmanlı İmparatorluğunun himayesi altına girmiştir.
  • Macaristan'ın başkenti Budin ( Budapeşte ) alınarak çok kısa süre sonra Budin Beylerbeyiliği kurulmuştur. (1541)
  • Osmanlı İmparatorluğunun Orta Avrupa hakimiyeti güçlenmiştir.
  • Osmanlı - Avusturya mücadelesi başlamıştır.
  • Macaristan krallığı yıkılmıştır.
]]>
Osmanlı Savaşları https://www.savaslar.gen.tr/osmanli-savaslari.html Sat, 10 Nov 2018 00:03:54 +0000 Osmanlı Savaşları, 1299 ile 1922 yılları arasında yaşanan savaşlardır. Osmanlı İmparatorluğu 5 farklı dönem yaşamıştır. Yaklaşık 600 yıllık süreç içerisinde yayılmacı politika sürdürerek bir çok sava Osmanlı Savaşları, 1299 ile 1922 yılları arasında yaşanan savaşlardır. 

Osmanlı İmparatorluğu 5 farklı dönem yaşamıştır. Yaklaşık 600 yıllık süreç içerisinde yayılmacı politika sürdürerek bir çok savaşa katılmıştır. Yaşanan savaşların çoğu savunma savaşları olarak da nitelendirilir. Savaşların genelde duraklama dönemi içerisinde yaşanmıştır. En yıkıcı sonuçların yaşandığı savaşlar ise dağılma dönemine denk gelmiştir. 

Osmanlı İmparatorluğunda yaşanan dönemlere damga vurmuş en önemli savaşlardan birkaçı şöyledir:

Osmanlı İmparatorluğu Kuruluş Dönemi  Savaşları (1299-1453) 


1299-1453 Bizans-Osmanlı Savaşları, 1340–1396 Bulgar-Osmanlı Savaşları, 1341–1347 Bizans İç Savaşı, 1366–1526 Macar-Osmanlı Savaşları, 1371-1459 Osmanlı-Sırp Savaşları, 1373–1379 Bizans İç Savaşı, 1389 I. Kosova Muharebesi, 1420-1476 Boğdan - Osmanlı Savaşları,
1432-1478 Arnavut-Osmanlı Savaşları, 1443–1444 Uzun Sefer, 1444 Varna Muharebesi, 1447–1448 Arnavut-Venedik Savaşı, 1448 II. Kosova Muharebesi

Osmanlı İmparatorluğu Yükselme Dönemi Savaşları  (1299-1453) 


1453 İstanbul'un Fethi, 1463–1479 Osmanlı- Venedik Savaşı, 1473 Otlukbeli Muharebesi, 1485-1491 Osmanlı- Memlük Savaşı, 1493-1593 Osmanlı-Hırvatistan Yüzyıl Savaşı, 1499-1503 Osmanlı- Venedik Savaşı, 1509-1513 Osmanlı İç Savaşı, 1514 Çaldıran Muharebesi, 1516-1517 Osmanlı-Memlük Savaşı, 1521–1718 Osmanlı- Habsburg Savaşları, 1530-1552 Macaristan'daki Küçük Savaş, 1532-1555 Osmanlı-Safevi Savaşı, 1537-1540 Osmanlı- Venedik Savaşı 1537–1540, 1538 Preveze Deniz Savaşı, 1558-1563 Osmanlı-Portekiz Çatışmaları, 1559 Osmanlı İç Savaşı, 1578 Kafkas Seferi, 1578-1590 Osmanlı-İran Savaşı, 1580-1589 Osmanlı-Portekiz Çatışmaları, 1585 Osmanlı-Dürzü Savaşı, 1593–1606 Osmanlı-Avusturya Savaşı, 

Osmanlı İmparatorluğu Duraklama Dönemi Savaşları  (1606-1699)


1620–1621 Osmanlı-Lehistan Savaşı, 1623-1639 Osmanlı-Safevi Savaşı, 1631-1635 Osmanlı-Dürzü Savaşı, 1645-1669 Girit Savaşı, 1663–1664 Osmanlı-Avusturya Savaşı, 1672-1676  Osmanlı-Lehistan Savaşı, 1676-1681  Osmanlı-Rus Savaşı, 1683–1699 Osmanlı-Kutsal İttifak Savaşları

Osmanlı İmparatorluğu Gerileme Dönemi Savaşları  (1699-1792)


1700–1721 Büyük Kuzey Savaşı, 1711 Prut Savaşı, 1714–1718 Osmanlı-Avusturya-Venedik Savaşı, 1730 Patrona Halil İsyanı, 11735–1739 Osmanlı-Avusturya-Rus Savaşları, 1743-1746 Osmanlı-İran Savaşı, 1768–1774 Osmanlı-Rus Savaşı, 1775-1777 Osmanlı-İran Savaşı,  1787–1792 Osmanlı-Rus Savaşı

Osmanlı Savaşları

Osmanlı İmparatorluğu Dağılma Dönemi Savaşları (1699-1792)


1798-1801 Fransa'nın Mısır Seferi, 1801-1805 Birinci Berberi Savaşı, 1804–1813 Birinci Sırp İsyanı, 1806-1812 Osmanlı-Rus Savaşı, 1807-1809 Osmanlı-İngiliz Savaşı, 1811-1818 Osmanlı-Suudi Savaşları,  1815–1817 İkinci Sırp İsyanı, 1821–1832 Yunan İsyanı, 1821 Eflak İsyanı, 1821-1823 Osmanlı-İran Savaşı, 1828–1829 Osmanlı-Rus Savaşı, 1831–1832 Boşnak İsyanı, 1831-1833 Osmanlı-Mısır Savaşı, 1839-1841 Osmanlı-Mısır Savaşı, 1843 ve 1847 Arnavut İsyanı, 1848 Eflak Devrimi, 1853–1856 Kırım Savaşı, 1860 Şam Olayı, 1861-1862 Osmanlı-Karadağ Savaşı, 1866–1869 Girit İsyanı, 1876-1878 Osmanlı-Karadağ Savaşı,  1897 Osmanlı-Yunan Savaşı, 1904 Sasun İsyanı, 1904–1908 Makedonya İsyanı, 1 1910 Arnavut İsyanı, 1911–1912 Trablusgarp Savaşı, 1912–1913 Birinci Balkan Savaşı, 1913 İkinci Balkan Savaşı, 1914-1918 I. Dünya Savaşı, 1918-1920 Azeri-Ermeni Savaşı, 1920 Kuva-i İnzibatiye, 1919–1923 Kurtuluş Savaşı

]]>
Kurtuluş Savaşı Cepheleri https://www.savaslar.gen.tr/kurtulus-savasi-cepheleri.html Sat, 10 Nov 2018 06:44:37 +0000 Kurtuluş Savaşı Cepheleri, Kurtuluş Savaşı boyunca üç cephede savaş yapılmıştır. Doğu, Batı ve Güney de savaş yaptılar. Doğu bölgesinde Ermenilerle, Batı bölgesinde Yunanlarla, Güney bölgesinde Fransızlarla sava Kurtuluş Savaşı Cepheleri, Kurtuluş Savaşı boyunca üç cephede savaş yapılmıştır. Doğu, Batı ve Güney de savaş yaptılar. Doğu bölgesinde Ermenilerle, Batı bölgesinde Yunanlarla, Güney bölgesinde Fransızlarla savaşlar yaptılar.

Kurtuluş Savaşı  Doğu Cephesi,

1918 yılında Rusya da Çarlık rejimi yıkıldı. Sosyalist devletler kuruldu. Ermeni Devleti de bu rejimin yıkılması sonucu ortaya çıktı. O dönemde Taşnak Partisi vardı. Ermeniler bu parti güdümündeydiler. Ermeniler Müslüman olan insanlara çok fazlar zulüm ediyorlardı. Katliamlar yaparak insanlara haksızlık yapıyorlardı. Bunun üzerine Türkiye Büyük Millet Meclisi Ermeniler karşı savaş açılmasına karar verildi. Ermenilerin Osmanlı Devletinde yaptığı katliamlar sonucu Osmanlı Devleti Tehcir Kanununu çıkardı. Mondros Ateşkes Antlaşması’ndan hemen sonra Ermeniler tekrar katliamlara başladılar. Amaçları Paris Barış Konferansında bağımsız bir Ermeni Devleti kurmaktı. Bunun üzerine General Harbord bir rapor hazırladı. Ermenileri incelemiştir bu raporda. Osmanlı Devleti Rusya ile savaşı sona erdirmiştir ve Brest-Litowsk anlaşmasını yaptılar. Bu antlaşma ile kaybedilen Kars, Ardahan ve Batum’u elde etme hakkı kazandı. Fakat bölgeden geri çekilmek zorunda kaldılar. Ermeniler rahat durmayınca Türk Ordusu karşı taarruza geçtiler ve amaçlarına ulaştılar. Türk Ordusu başarılı olunca Ermeniler barış istemek zorunda kaldılar. Bunun üzerine Gümrü Antlaşması( 3 Aralık 1920) imzalandı. Bu antlaşma sonucunda TBMM il başarısını kazandı. Doğu Cephesindeki ilk Ermenilere başarılarıdır. Bu antlaşma sonucunda dış ilişkiler güçlenmiştir. Bu antlaşma ile Misak-ı Milli’nin bazı kısımları gerçekleşti. Doğu Cephesi’nde barış yapılması Batı ve Güney cephelerini de güçlendirmiştir.

Kurtuluş Savaşı  Güney Cephesi,

Birinci Dünya Savaşı esnasında yapılan gizli antlaşmalar ile Osmanlı toprakları paylaşılmıştır. Mondros Ateşkes Antlaşmasından sonra işgaller başladı. İlk olarak İngilizler Musul’u İşgal ettiler. Devamında İskenderun, Kilis, Antep, Maraş, İngiliz işgaline uğradı. Fransızlar ise Mersin, Osmaniye ve Adana’yı işgal ettiler. Paris Barış Konferansı’nda Orta Doğu yeniden paylaşıldı. Bunu sonunda Irak ve Filistin’i İngiltere’ye bıraktılar. Fransızlara ise Suriye, Antep, Maraş, Urfa Fransızlara bırakıldı. İngilizler çekildiler. Fransızlar Ermenileri kışkırtıp tekrar Türkler üzerine saldılar. Halk bu durumdan memnun olmayarak Fransızlara karşı örgütlendiler ve Kuva-yı Milliye'ye yardım etmeye başladılar. Fransızlar halkın direnişlerinin ardından buraları elde tutamayacaklarını anlayınca 1920 de ateşkes yapıldı. Sakarya Savaşı’ndan sonra ise Ankara Antlaşması’nı imzaladılar. (20 ekim1921)

Kurtuluş Savaşı Cepheleri

Kurtuluş Savaşı  Batı Cephesi,

Kurtuluş Savaşının en önemli muharebeleri Batı Cephesi’nde olmuştur. Bu cephede kazanılan her muharebe çok mühim sonuçlar içermektedir. Bu cephede kazanılan her muharebe çok mühim sonuçlar içermektedir. Batı Cephesinde düzenli ordu kuruldu. Ayvalık, Denizli ve Salihli yerlerinde Kuva-yı Milliye cepheleri Yunan işgallerine karşı oluşturuldu. Kurtuluş Savaşındaki ilk savunma hareketi Kuva-yı Milliye olmuştur. Bu dönemde Alaşehir ve Balıkesir Kongreleri yapıldı. Amaç Kuva-yı Milliye’yi örgütlemektir. Adana Antep Maraş şehirlerin yanlarına Kuva-yı Milliye birlikleri kurulmuştur. Batı Cephesinin Komutanı Ali Fuat Paşa olmuştur. Çerkez Ethem’in baskıları yüzünden Ali Fuat Paşa etkisiz kalmıştır. Ali Fuat Paşa başka yere atanarak Batı Cephesi ikiye bölünmüştür. Batı Bölümü ve Güney Bölümü diye. Kuva-yı Milliye, Yunan taarruzları karşısında etkisiz kalmıştır. Bunun üzerine ordudan kaçmalar başlamıştır. İstiklal Mahkemelerinin başarısıyla firarlar son bulmuştur. Düzenli ordu kurulduktan sonra Kuva-yı Milliye yok etmişlerdir. Kuva-yı Milliyeciler isyanlar çıkarmışlardır. Çerkez Ethem'in ve Demirci]]> Sakarya Savaşı https://www.savaslar.gen.tr/sakarya-savasi.html Sat, 10 Nov 2018 16:22:36 +0000 Sakarya Savaşı Kurtuluş Savaşı esnasında Türkler ve Yunanlar arasında yapılan savaştır. 23 Ağustos 1921 tarihinde başlamış ve 13 Eylül 1921 tarihinde sona ermiştir. Sakarya Savaşı Kurtuluş Savaşının kaderini belirle Sakarya Savaşı Kurtuluş Savaşı esnasında Türkler ve Yunanlar arasında yapılan savaştır. 23 Ağustos 1921 tarihinde başlamış ve 13 Eylül 1921 tarihinde sona ermiştir. Sakarya Savaşı Kurtuluş Savaşının kaderini belirleyen bir savaş olmuştur. Sakarya Savaşı, Sakarya Meydan Muharebesi diye adlandırılmaktadır. Bu savaşın en önemli özelliği Türk ve dünya savaş tarihinde en uzun süren meydan muharebesi olmasıdır. Tam 21 gün ve 21 gece sürmüş ve 13 Eylül 1921'de Yunanlıların savaş alanını tamamen terk etmesiyle son bulmuştur. 


Başkomutan Mustafa Kemal Sakarya Savaşı sırasında ülke savunmasını şu sözlerle ifade etmiştir "Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır. O satıh bütün vatandır. Vatanın her karış toprağı vatandaşın kanıyla ıslanmadıkça bırakılmaz. Büyük küçük her birlik, ilk durabildiği noktada tekrar düşmana karşı cephe kurarak savaşmayı sürdürür. Yanlarındaki birliklerin çekilmek zorunda olduğunu gören birlikler onlara bağlı olamaz. Bulundukları yerde sonuna kadar karşı koyacaklardır."Emrini vermiştir. Mustafa Kemal bu savaşta kullandığı taktikle dünya savaş tarihinde büyük bir yenilik yaparak, çizgiye bağlı savaş kavramını yok etmiştir. 

Sakarya Meydan Savaşının nedenleri

Yunan savaş kuvvetlerinin son bir hamle yaparak Ankara'yı alıp Milli Mücadele ruhunu zedelemek ve ortadan kaldırmak istemesi. Savaş sırasında Türklerin direnişi karşısında Yunanlar daha fazla dayanamadı ve 21 gün ve 21 gece süren savaş 100 kilometrelik bir alana yayılmış ve Ankara'ya 50 kilometre gibi bir mesafe kala geri çekilmişlerdir. Yunan ordusu geri çekilirken daha fazla zarar vermek adına demir yollarını ve köprüleri havaya uçurmuş ve birçok köyü de yakarak bir milyondan fazla insanı evsiz bırakmışlardır. Savaşta Yunanlıların komutanları 1. Konstantin ve General Populas, Türklerin komutanları ise Mustafa Kemal Paşa, Fevzi Paşa ve İsmet Paşa komuta etmiştir. Tarafların askeri güçleri ise; Yunanların 120.000 er, 3.780 subay, 57.000 tüfek, 2.768 makineli tüfek, 386 top, 840 adet kamyon ve 18 uçak iken Türklerin 96.326 er, 5.401 subay, 54.572 tüfek, 825 makineli tüfek, 196 top, 1.284 at-katır arabası ve 2 uçaktır. 

Sakarya Savaşı
Sakarya Savaşının Sonuçları
  • Savaş çok kanlı bir savaş olduğu için kayıplar çok olmuştur. Türk ordusunda 5.713 şehit, 18.480 yaralı, 828 esir ve 14.628 kayıp olmak üzere bu sayı toplamda 39.289'dur. Yunan ordusunda ise bu sayı 3.758 ölü, 18.955 yaralı ve 354 kayıp olmak üzere 23.007'dir. Bu savaşta subay kaybı çok olduğu için Sakarya Savaşına "Subay Savaşı" da denilmektedir.
  • Yunan ordusunun son taarruzudur.
  • Türk milletinin 1683 2. Viyana Kuşatmasından beri süren geri çekilişi son bulmuştur.
  • Yunan ordusu savunma mevzileri kurmaya başlamıştır. 
  • İtilaf devletleri Türkiye Büyük Millet Meclisine barış teklifinde bulundular fakat kabul ettiremediler. (Paris Konferansı)
  • Fransızlar ile Ankara Antlaşması imzalandı (20 Ekim 1921)
  • Kafkas Cumhuriyeti ile 13 Ekim 1921 de Kars antlaşması imzalandı.
  • Mustafa Kemal'e gazilik ünvanı ve mareşallik rütbesi verildi. (19 Eylül 1921)
  • İtalyanlar Anadolu'dan kesin olarak çekildi.
]]> Malazgirt Savaşı https://www.savaslar.gen.tr/malazgirt-savasi.html Sun, 11 Nov 2018 15:53:33 +0000 Malazgirt Savaşı, Malazgirt ovasında meydana gelen savaş Doğu Roma İmparatoru olan Romen Diyojen ile Selçuklu Sultanı Alpaslan arasında 26 Ağustos 1071 yılında Malazgirt ovasında gerçekleşmiş olan bu destansı savaş Türkl Malazgirt Savaşı, Malazgirt ovasında meydana gelen savaş Doğu Roma İmparatoru olan Romen Diyojen ile Selçuklu Sultanı Alpaslan arasında 26 Ağustos 1071 yılında Malazgirt ovasında gerçekleşmiş olan bu destansı savaş Türklerin ana yurdunun Anadolu olmasını sağlayan en önemli savaş olup bu savaş sonunda Türkler akın akın gelerek Anadolu'ya yerleşmişlerdir.

Malazgirt Savaşı Öncesi Yaşanan Gelişmeler

Selçuklu devleti İç Asya’da yeni kurulmuş bir ülkeydi. Gazne devletini dağılarak toprakları ile saltanat varlıklarına sahip olup güçlenmesini sağlayan Selçuklular, zamanla bölgesi üzerinde hakim bir güç konumuna gelince Doğu Roma ile yan yana komşu olmuştu. Doğu Roma siyasi olarak Anadolu'nun hükümdarı olsalar ise de Anadolu toprakları üzerinde sosyal ve kültürel yönden Doğu Roma medeniyetine esintileri bulunmamaktaydı. Doğu Roma altında yaşayan Ermeniler, Abazalar, Slavlar Kürtler, Gürcüler,Bulgar Peçenek ve Uz Türkleri doğu roma içinde azınlık olarak yaşamakta olup Paralı Asker olarak çalışmaktaydılar. Zamanla bu azınlıklar üzerinde kötü baskılar kuran doğu roma etkisinde kurtulmak isteyen azınlıklar sınırları dahilinde kaleler ve surlarla korumaya çalışıyordu. Bu durumdan rahatsız olan doğu roma tehditler karşısında asker sevk ederek otoritesini korumayı sağlıyordu. Bu dönemde belli aralıklarla Selçuklular Malazgirt savaşı önce Doğu Roma'ya belli aralıklarla gaza seferleri düzenlemekteydi. Hakeza Anadolu verimli ve zengin topraklarla kaplı muazzam bir coğrafyaydı ayrıca İç Asya tamamen İslamiyete geçiş sağladı. Selçuklular İslamiyetin yayılması açısından Doğu Romayı ve Anadoluyu hedef olarak gözüne kestirmişti. 

Malazgirt Savaşının Başlama Sebepleri

Doğu sınırında meydana gelen ve giderek çoğalan Türk-İslam tehlikesi Doğu Romayı endişelendiriyordu. Selçuklular yapmış oldukları seferlerinde istilaya girişmeyerek yerleşim yerlerini tahrip etmemekle birlikte halka kötü davranmıyor ve sadece Doğu Roma askeri alanları hedef almaktaydı. Selçukluların bu stratejisi halk arasında zulme uğrayan azınlıkların takdirini toplamaktaydı ve Doğu Romanın ağır vergilerinden kurtulmak isteyen halk Selçukluları bir kurtuluş olarak görmesi Doğu Romayı gittikçe endişelendiren bir sorun haline gelmiştir.

Malazgirt Savaşı Öncesi Selçuklu Devleti ve Roma İmparatorluğunun Durumu

Doğu roma Malazgirt savaşı öncesi iç isyanlar ve karışıklıklar içerisindeydi. Bizans o dönemde eşinin ölmesi ile kraliçenin elindeydi. Kendisi kadın başına ülkenin korunması için yeterli değildi bu nedenle evlenmesi gerekiyordu ve evleneceği kişi Doğu Roma imparatoru olacaktı. Bu dönemde idareciler Doğu Romanın kurtuluşu için kraliçeye bir çok kişiyi teklif etmesine rağmen kraliçe Eudoxie hapiste tutsak olan Doğu Roma kumandanı Romen Diyojen ile evlendi. Romen Diyojen iyi bir komutan olmasına rağmen taht kavgalarından nasibini alarak komplo hazırlığıyla ilişkin olarak idama mahkum edilmişti ancak bu evlilik sebebi ile idamdan kurtularak Doğu Romanın imparatoru durumuna gelmesini sağlamıştır. Bu dönemde İmparator kökenli aileden gelmediğinden dolayı bir çok komutan ve siyasetçi kendisine biat etmedi ancak Diyojen stratejik hamlelerde bulunarak Doğu Romanın idaresini tam anlamıyla eline geçirerek Doğu Romanın imparatoru oldu. Bu dönemde Selçukluların Anadolu'ya yönelik seferleri artarak devam etmiş Kars ve Ege hattından Marmara bölgesine kadar ilerlemişlerdi. Romen Diyojen bu akınları engellemek amacıyla sınır boylarına belli aralıklar ile karakollar kurarak bu akınları engellemeye çalışıyordu.  Selçuk Devletinde başlayan bir iç ayaklanmayı bastırmak üzere Şii Fatımi Devletinin üzerine sefer hazırlamakla meşguldü. Bu iç isyanı durdurmak amacıyla Selçuklu Sultanı Alpaslan ordusunu alarak Mısıra hareket etti. Bu durumu öğrenen Diojen Selçuklu devletine doğru yol alarak bir çok Ermeniyi Selçuklulara destek verdiği için katletti ve Selçuklu sınırına yakın bölgeleri yakıp yıktı. Seferde olan Selçuklu sultanının kendisine yetişemey]]> Dandanakan Savaşı https://www.savaslar.gen.tr/dandanakan-savasi.html Mon, 12 Nov 2018 14:39:30 +0000 Dandanakan Savaşı, Asya da etkin olarak rol oynayan iki Türk devleti arasında gerçekleşen bu savaş çok ciddi kayıplar verilerek  23 Mayıs 1040 yılında çetin bir muhabere sonucu meydana gelmiştir. Bu savaşın gelişmekte olan S Dandanakan Savaşı, Asya da etkin olarak rol oynayan iki Türk devleti arasında gerçekleşen bu savaş çok ciddi kayıplar verilerek  23 Mayıs 1040 yılında çetin bir muhabere sonucu meydana gelmiştir. Bu savaşın gelişmekte olan Selçuk Devleti ile yıkılma sürecine gelen Gazne Devletinin yıkılmasına sebep olmuştur. Bu savaşın temelinde 840 yılında bir kısım sebeplerden dolayı yıkılan Uygur Devletine bağlı olan Oğuz Boyları savaşın ardından Kırgız istilasıyla yıkılarak batıya doğru göç etmiş ve burada diğer Türk Boyları ile bir araya gelerek Irak - İran coğrafyasında Selçuk bey önderliğinde Selçuk beyiğini M.S 960 yılında tam anlamıyla kurmuşlardır. 

Dandanakan Savaşının Başlıca Nedenleri

Türk devlet yapılanması boy teşkilatı bakımından Selçuklu Beyliği (Boyu) Gazne devlet yapılanmasına bağlıydı. Selçuklu Beyliği düzenli olarak Gazne Devletine vergi ödemekte, asker vermekte ve sınır bekçiliği görevini gerçekleştirmekteydi. Giderek büyüyen ve güçlenen Selçuklu Beyliği hakimiyet bakımından bulunduğu coğrafya üzerinde iki büyük Türk Devleti bulunuyordu. Bu büyük devletler ise Karahanlılar ve Gaznelilerdi. Giderek gelişen güçlenen Selçuklu Beyliği 1035 yılında Ceyhun nehrinden geçerek Gazne devletine bağlı ve en önemli şehirlerinden biri olan Horasan’a izin almaksızın girerek bir manada Gazne Devletine meydan okudu. O dönemde  Gazne Devletinin başında yönetici olarak Mesut, yağma ve istila gerçekleşmediği için Selçukluların bu hareketine ilk zamanlar sessiz kalmıştı. Tuğrul ve Çağrı bey birbirlerine destek vererek   Nesa ve Merv şehirlerinde hızla ilerleyerek hakimiyet alanlarını genişletti. Böylelikle yayılma politikasını genişleyen Selçuklu beyliği zamanla Gazne hükümdarı Mesut’a bir pusula yazarak Gazne devletine bağlılığı karşılığında izinsiz olarak girdikleri bu şehirlerde oturma, ticaret ve barınma izni istediler. Gazneli Mesut durumun farkına varmış ve zamanla Selçukluların kendisine bağlılıkların koparacaklarını anlamıştı. Meydana gelen Selçuklu tehdidini bir manada ortadan kaldırmak amacıyla bir ordu görevlendirerek Selçukluların üzerine gönderildi. Nesa şehrine varan Gazne ordusu Selçuklular ile karşı karşıya 1035 yılında çarpışarak Gaznelilere ağır bir mağlubiyete uğrattılar. Böylelikle içeride Gazneli Devleti kötü bir düşman kazandı ve Selçuklu beyliği kazandığı zafer ile gücüne güç kattı. Bunun üzerine Gazneli Mesut, Selçuklu beyliğinin Merv, Nesa ve Ferava üzerinde oturma izni vermek zorunda kaldı. Bu savaşın ardından 3 yıl gibi bir süre geçtikten sonra Selçuklu boyu çevresinde bulunan 3 şehirde ticaret, yerleşme ve barınma izni isteyince durumun daha fazla kötüleşmesini önlemek amacıyla Gazneli Mesut bir sefer daha düzenledi Selçuklular üzerine, bu sefer sonrası ağır yenilgi alan Gazneli Mesut ağır bir yenilgiye uğradı. 

Dandanakan Savaşı

Gazneli Devleti ile Selçuklu Boyu Arasında Gerçekleşen Dandanakan Savaşı

Gazneli Mahmut göndermiş olduğu 2 ordunun da yenilmesi üzerine bizzat ordunun başına geçerek 1040 yılında savaş hazırlığı içine girdi. 2 yıl süren bir savaş hazırlığında çoğunluğu atlı süvarilerden oluşan 100.000 kişilik büyük bir ordu hazırladı. Çok kalabalık bir şekilde Selçuklu boyuna savaş açan Gazneli Mesut 16 Ocak da Nişabur şehrine girdi. ilk olarak buraya gireceğini kestiren Selçuklu boyu buradaki yiyecek ve içme suyunu kirleterek ayrılınca ordunun lojistik ihtiyacı diğer şehirler ile karşılandığından yavaş olarak ilerliyordu. Nişabur şehrinden sonra Merv şehrinde Dandanakan kalesi önünde iki ordu karşı karşıya geldiler. Gazne ordusu uzun yolculuk, aylık ve su kuyularına uzaklığı nedeniyle yorgun düştü ve Selçukluların planlı ve vur kaç tarzı taarruzları karşısında fazlaca tutunamayan Gazneli Mesut ağır kayıplar vererek  savaş meydanından düzensiz olarak çekilerek yenik düştü. Gazneli Mahmut bu yenilgi sonrası askeri ve siyasi otoritesini yitirdi. Savaşı kaybeden ordu bunun birinci sorumlusunun Gazneli Mahmut olduğu kanaatindeydi. Plansız bir şekilde ya]]> Ficar Savaşları https://www.savaslar.gen.tr/ficar-savaslari.html Mon, 12 Nov 2018 21:52:54 +0000 Ficar Savaşları, Ficar savaşları cahili yet döneminde haram aylarda yapılan 4 savaşa verilen addır. Araplar arasında haram sayılan aylarda savaş yapmak kan dökmek, haksızlıklar ve kötülükler yapmak günah ve suç sayıl Ficar Savaşları, Ficar savaşları cahili yet döneminde haram aylarda yapılan 4 savaşa verilen addır. Araplar arasında haram sayılan aylarda savaş yapmak kan dökmek, haksızlıklar ve kötülükler yapmak günah ve suç sayılırdı. Cahiliyet döneminde haksız yere yasaklar çiğnenmiş kanlar dökülmüş yasaklar ihlal edilmiştir bu savaşlara Ficar savaşları denir. Haram aylarda savaşlar durdurulup panayırlar kurulur yarışmalar eğlenceler yapılırdı. Fakat bu eğlenceyi bozmak amaçlı yapılan haksızlıklar putlara tapanlar arasında çıkan kavgalarla oluşan savaşlardır. Bu savaşlar Kureyş ve Hevazin kabileleri arasında gençlerin sarkıntılık yapmaları sonucu Mekke’de Ukkaz panayırında olurdu. Hz. Muhammet bu savaşlara 20 yaşında amcalarıyla katılmış fakat hiç kimseyi öldürmemiş kan dökmemişti. Savaş esnasında atılan okları toplayıp amcalarına vermiştir. Bu savaşlar 9 sene her yıl Mekke’de yapılmış ve Miladi 591 senesinde anlaşmalar yapılarak son bulmuştur.

İslam’da yasak olunan aylar Muharrem, Recep, Zilkade, Zilhicce aylarıdır. Muharrem ayı Allah katında ayların en büyüğü ve Allah'ın ayı olarak nitelendirilir ve bu ayın içinde 10 gün oruç tutmak çok sevaptır. Bu ay Hz. Ömer zamanında takvim başlangıcı olarak kabul edilmiştir. Muharrem ayında Araplar kan dökmekten savaşlardan kötülüklerden uzak durmayı tavsiye etmiş ve 10 gün boyunca bir araya toplanıp din hakkında sohbetler edip yarışmalar yapıp hediyeler dağıtmış dinlerini yaymışlardır. Bu ayda yapılan iyilikler kat kat sevap alır, yapılan günahlarda kat kat günah sayılmaktadır.

Ficar Savaşları

1. Ficar savaşı Ukaz panayırında Gifar kabilesindeki bir zatın ayaklarını uzatarak oturup Arapların en şereflisi benim demesiyle karşıdaki diğer zatın kızması ve kılıcını çekip saldırmasıyla başlamıştır.

2. Ficar savaşı Ukaz panayırında genç erkeklerin bir bayana yaptıkları sarkıntılık sonunda Kureyş’ten iki kabileler arasında başlamış ve savaşa sebep olmuştur.

3. Ficar savaşı borç alıp ödememe sonucu Kinaneoğulları ve Amir oğulları kabilesinin arasında çıkan kavga sonucu başlamıştır.

4. Ficar savaşı Kinaneoğulları ile Kays Aylan kabilesi arasında meydana gelmiştir. Hire hükümdarı tarafında yola çıkan bir kervana kılavuzluk ve korumalık yapması için görev verilen bir şahsın diğer kabiledeki birini öldürmesiyle savaş başlamış ve bu savaşa Hz. Muhammet efendimiz amcalarıyla katılmıştır. Fakat bu savaşta hiç kan dökmemeye özen göstermiştir. Bu savaşta sadece okları toplayıp amcalarına vermiş ve iki tarafın ölü sayılarını toplayıp ölüsü fazla olan tarafa diyet ödenerek anlaşmaya varılmış ve savaşa son verilmiştir. 

]]> 7 Yıl Savaşları https://www.savaslar.gen.tr/7-yil-savaslari.html Tue, 13 Nov 2018 07:02:59 +0000 7 yıl savaşları,  1756 ile 1763 yıllarında Avrupa devletleri arasında 7 yıl boyunca süren savaşlardır.Avusturya Veraset savaşları Fransa ile Prusya’ nın üstünlüğü ile sona ermiştir ve sonucun 7 yıl savaşları,  1756 ile 1763 yıllarında Avrupa devletleri arasında 7 yıl boyunca süren savaşlardır.

Avusturya Veraset savaşları Fransa ile Prusya’ nın üstünlüğü ile sona ermiştir ve sonucunda 1748 yılında Ekslaşapel Antlaşması imzalanmıştır. Fakat bu sonuç her iki tarafı da memnun etmediğinden taraflar aralarında tekrar savaş hazırlıkları başlamıştır. Avrupa kıtasında yeni saflaşmalar meydana gelmiştir. İngiltere ve Prusya arasında ittifak kurulmasının karşılığı olarak Fransa, Avusturya-Habsburglar ile ittifak kurmuştur. Böylelikle Almanya toprakları üzerinde, Avusturya ve Prusya arasındaki rekabet hız kazanmaya başlamıştır.

Savaşın en büyük nedenleri, İngiltere  ve Fransa için  sömürge yarışı, deniz üstünlüğü iken Avusturya ve Prusya için ise Orta Avrupa hegemonyası olmuştur.

Prusya kralı II. Friedrich  ilk saldırıyı kendisi yaparak Avusturya'yı parçalamayı amaçlamıştır. II. Friedrich, 1756 tarihinde Saksonya' nın merkezi Dresden' e saldırarak kenti almıştır ve 6 Mayıs 1757 tarihinde Prag Çatışması' nda Avusturya' yı yenilgiye uğratmıştır. Bunun ardından İsveç ve Rusya, Doğu Prusya'ya saldırmıştır. Ruslar burada Prusya orduları karşısında çok belirgin bir başarı kazanmıştır. Öte yandan Fransa ise Silezya' ya saldırmıştır. II. Friedrich bu saldırıyı başarı ile kazanmıştır. Fakat  21 Haziran 1758 tarihinde İngiliz ordusu, Fransız ordusunu bozguna uğratarak II. Friedrich'i bu bölgeden  ordularını geri çekmek zorunda bırakmıştır. Ayrıca Prusya 12 Ağustos 1759 tarihinde Avusturya - Rusya birleşik ordusuna da enilmiştir. Bu yenilgi Prusya'nın sınırlı olan askeri olanaklarını da tüketmesine sebep olmuştur. II. Friedrich artık taarruz edecek askeri güce sahip değildir ve savunma yapabilmesi için İngiltere'nin mali desteğine güvenmektedir. II. Friedrich, Aralık 1762'de Çariçe Tsaritsa' nın ölümünün ardından tahta II. Pedro' nun geçmesiyle Rusya ile bir barış anlaşması yapmaya karar vermiştir. Bu kararın alınmasındaki en büyük etken, Prusya'ya düşmanca tutumlar beslemeyen II. Petro' nun ta kendisidir. Ardından II. Petro'nun arabuluculuğu sayesinde  İsveç ile  barış imzalanmıştır. Rusya ve İsveç'in çekilmesiyle zayıflayan Fransız - Avusturya ittifakı, barış istemek zorunda kalmıştır. 

Savaş sonunda savaşı kazanan taraflar İngiltere ve Prusya olmuştur. 10 Şubat 1763 tarihinde imzalanan Paris Antlaşması ve  Huberttusburg Antlaşması ile kazanılan ve kaybedilen toprakların yeni sınırları çizilmiştir. 

7 Yıl Savaşları

Yedi Yıl Savaşlarının Sonuçları

  • Fransa: Hem ekonomik açıdan hem de politik açıdan  bir hayli zayıflamış ve Kuzey Amerika ve Hindistan'daki sömürgeleri İngiltere'ye geçmiştir. Bunun sonucunda Fransız ihtilalleri başlamıştır.
  • İngiltere: 1763 tarihinde imzalanan Paris Antlaşması ile  geniş sömürgeler elde ederek sınırlarını oldukça genişletmiştir. Dünyanın en güçlü sömürge imparatorluğu haline gelerek "Üzerinde güneş batmayan imparatorluk" ünvanını almıştır. Bunların yanı sıra İngiltere savaşın yol açtığı ek mali yükleri sebebiyle Amerika'daki kolonilerine ağır vergiler koymuştur. Bu vergileri kabul etmeyen 13 koloni birleşerek İngiltere' ye savaş açmıştır. Böylelikle Bağımsız Amerika' nın kuruluş süreci de başlatılmıştır.
  • Prusya: 1763 tarihinde imzalanan Huberttusburg Antlaşması ile Silezya Prusya'ya bırakılmıştır ve Avrupa'nın en kuvvetli kara devleti haline gelmiştir. Güçlü  bir Avrupa devleti haline gelen Prusya Dünya siyasetinde söz sahibi olmuştur.
]]> Sakarya Meydan Savaşı https://www.savaslar.gen.tr/sakarya-meydan-savasi.html Tue, 13 Nov 2018 14:08:54 +0000 Sakarya Meydan Muharebesi, Kurtuluş Savaşı içinde yer alan savaşlardan biridir. Yunan Ordusu, Kütahya-Eskişehir muhaberelerinden bir süre sonra hazırlıklarını tamamlayarak, 23 Ağustos 1921 sabahı Yunan Ordusu'nun Sak Sakarya Meydan Muharebesi, Kurtuluş Savaşı içinde yer alan savaşlardan biridir. Yunan Ordusu, Kütahya-Eskişehir muhaberelerinden bir süre sonra hazırlıklarını tamamlayarak, 23 Ağustos 1921 sabahı Yunan Ordusu'nun Sakarya ırmağının doğusunda bulunan Türk savunma alanlarına saldırısıyla başladı. Savaş 100 km'lik bir alana yayıldı. Harekat, düşmanın mevzi içindeki kritik hedefleri ele geçirme arzusu, ve Türk kuvvetlerinin de bunları elde tutmak istemesinden dolayı karşı harekatlar biçiminde sürdü. Sakarya ırmağının doğusunda çok şiddetli çarpışmalar oldu. Yunan saldırılarına karşı ağır kayıplar verildi.Yunan kuvvetleri önemli mevzilerimizi ele geçirerek Polatlı’ya kadar yaklaştılar. Bazı yerlerde Türk savunma hatları bölündü, askeri birlikler arasında bağlantı koptu. Yunan taarruzu başarılı bir şekilde gelişti. Türk ordusu yer yer geri çekilmek zorun da kaldı. 

26 Ağustos gününde tırmanan savaşlarda Mustafa Kemal Paşa Türk milletini başarıya götüren, ülke savunmasını şu şekilde ifade etmiştir: 'Hattı müdafaa yoktur sattı müdafaa vardır. O satıh bütün vatandır. Vatanın her karış toprağı milletin kanı ile sulanmadıkça bırakılamaz'. Mustafa Kemal Paşa'nın söylediği bu söz vatanın her karış toprağı için can vermeyi emrediyordu. Bu emri alan her birlik, her asker, vatan toprağını sonuna kadar savunmaya başladı. Onun için küçük, büyük her birlik bulunduğu mevziden atılabilir; fakat, küçük büyük her birlik durabildiği noktadan yeniden düşmana karşı cephe oluşturup muharebeye devam etmelidir. Yanındaki birliğin çekilmek zorunda kaldığını gören birlikler, ona uyup kendi de çekilmez; bulunduğu mevzide sonuna kadar durmaya ve direnmeye mecburdur. Bu ilkenin uygulanması savaşın gidişini etkilemiştir. Düşman büyük kayıplara uğratılarak saldırı gücünden yoksun bırakıldı. Bu bunalımlı günlerde, düşmanın Ankara'ya ulaşma olasılığı düşünülerek, Meclis ve hükümetin Kayseri'ye taşınma kararı alınmıştır. 

Sakarya Meydan Savaşı

 23 Ağustos – 12 Eylül 1921 tarihleri arasında yapılan bu savaş Türk milleti için bir ölüm kalım savaşıdır. Sakarya Meydan Savaşı; Kurtuluş Savaşında  kader tayin edici olmuştur. Elde edilen bu üstünlük üzerine Mustafa Kemal Paşa 10 Eylül 1921'de saldırıya geçilmesini emretti. 11 Eylülde bu saldırı bütün cepheye yayıldı ve düşman 12 Eylül günü Sakarya'nın doğusundan sökülüp atıldılar. Büyük bozguna uğrayan Yunanlılar, perişan bir durumda Sakarya Irmağı’nın batısına gerilediler. 13 Eylül 1921'de Sakarya’nın batısına sürülen düşman takip edilerek Eskişehir’e doğru kovalandı. 22 gün süren Sakarya Meydan Muharebesi: Başkomutan Mustafa Kemal emrinde, Genelkurmay Başkanı Fevzi Paşa ile Batı Cephesi Komutanı İsmet Paşa’nın yönetimindeki Türk askerlerinin gayretleriyle ve Türk Milleti’nin azmiyle zaferle sonuçlandı (13 Eylül 1921)

Sakarya Zaferi,

Taarruz inisiyatifinin Türk Ordusu’na geçmesini sağlayan Sakarya Zaferi, Türkiye Büyük Millet Meclisi hükümetine siyasi başarı kapılarını açmış Türk milletinin özgürlüğünü ve vatanını kurtaracağı inancınıda kuvvetlendirmiştir.

Bu savaştan önce Yunanlıların başlıca amacı; Ankara yönünde ilerleyerek, Türk Ordusunu dağıtmak ve Kurtuluş Savaşı’nın, sembolü ve direniş merkezi olan Ankara’yı ele geçirmekti. Böylece Türk azim ve direnme gücü yok edilmiş olacaktı. Mustafa Kemal Paşa'nın komutasında, Türk ulusunun kanıyla yapılan ve dünya harp tarihine en uzun meydan muharebesi olan; Türk Kurtuluş Savaş’ı tarihine subay muharebesi diye geçen Sakarya Destanı Türk ordusunun iradesinin üstünlüğü ile 22 gün geceli gündüzlü devam etmiştir, ve 13 Eylül günü Yunanlıların Sakarya Nehri’nin doğusundan tamamen çıkmalarıyla son bulmuştur. Sakarya Meydan savaşı, Türkiye Büyük Millet Meclisi Ordusu'nun kesin zaferi ile sonuçlanmıştır. Sakarya zaferi gerek politik gerekse askeri alanda başarılı sonuçlar doğurmuştur.

Sakarya Savaşı sonunda; Türk Ordusu’nun 1683 yılındaki 2.Viyana Kuşatmasında aldığı yenilgisinden dolayı süregelen]]> Hayber Savaşı https://www.savaslar.gen.tr/hayber-savasi.html Tue, 13 Nov 2018 15:14:38 +0000 Hayber Savaşı, Hayber muhaberesi hicretin 7. yılında gerçekleşmiştir. Hayber yerleşkesi Şam ve Medine yolu üzerinde bulunan ayrıca  Medine'nin yaklaşık olarak 151 km kuzey bölgesinde ağırlıklı olarak Yahudi halkın yaşad Hayber Savaşı, Hayber muhaberesi hicretin 7. yılında gerçekleşmiştir. Hayber yerleşkesi Şam ve Medine yolu üzerinde bulunan ayrıca  Medine'nin yaklaşık olarak 151 km kuzey bölgesinde ağırlıklı olarak Yahudi halkın yaşadığı bir şehirdir. Yahudi sözlüklerine ve dillerine bakıldığı takdir de Hayber kale anlamına gelmektedir. Hayber kalesi incelediğinde 7 tane burcu bulunmaktadır. Bu burçlarını isimleri ise   Netah, Sülafım,Kamus, Naım, Ketibe, Sık ve Vatıh dır. Bu şehrin önemli tahıl ve hurma ambarları bulunan jeopolitik bir konuma sahipti.

Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (s.a.v) Yahudi halkının Mekkeli müşrikler ile birleşerek Medine’ye karşı ittifak kurmaya çalıştığını öğrenince bir kısım Yahudi kabilelerinin Mekke’de toplanmasını engellemek amacıyla Hayber’i fethetmek için çalışmıştır. Peygamber efendimiz bu savaş da en fazla cihada önem verenlerin katılmasını istemekteydi. Medine'den eşi Ümmü Selemeyi yanına alık yaklaşık olarak 200 süvari ile 1400 yaya ile birlikte sefere çıktı. Hayber ve Gatafan arasına üst kurarak sabaha kadar konakladı. Bu konaklamanın altında yatan gerekçeler ise Gatafanlıların Hayber şehrine yardımını kesmek ve Müslümanların kente geldiğini bu sayede öğrenip Yahudi halkın hazırlık yapması sağlanmıştı. 

Hayber halkı sabah kalenin kapısından baktıklarında Peygamber efendimiz önderliğindeki ordu kalenin kapısına dayanmışlardı. Günlerden cumartesi olması nedeniyle Yahudi halk çalışmaz ve savaş yapmazdı. Bu stratejik hamle sayesinde Yahudi halk ne yapacağını bilemedi ve kısa süre içerisinde ilk olarak Nam kalesi alındı. Akabinde sırasıyla Vatih, Sık, Sülalım, Ketabi ve Netah kaleleri alındı. Bu kaleler alınırken kıran kırana bir çarpışma gözlemlendi bir kısım sahabe burada Cihad ederek vefat etti Yahudilerden 93 kişilik kayıplar verdi. Yahudi halkın önde gelen liderlerinden bir kısmı bu savaş sırasında öldürüldü. Bu savaşı sonrasında Müslümanlar çok sayıda esir aldı. Müslümanlığın yayılmasını engellemeye çalışan Yahudiler bu olay nedeniyle oldukça pişman oldular. Peygamber efendimiz esirlerin serbest bırakarak Hayberi affetti. 

Hayber Savaşı Sonrası Yaşananlar

Hayber savaşının kazanılması ile Hayber ele geçirildi. Bu savaş sonunda hayatlarının bağışlanması vee çocukların serbest bırakılması karşılığında altın, gümüş ve silahlarını teslim ederek Peygamber efendimiz ile barış anlaşması yaptılar. Bu anlaşma gereğince Hayber de toprak işleyip hurma yetiştireceklerini Yahudiler söyleyerek Hayber de kalmışlardır ancak Peygamber efendimizin vefatının sonrasında Hz. Ömer ve Hz. Ebubekir dönemine Yahudiler bu anlaşmaya sadık kaldılar. Ancak Yahudilerin Hz. Ömer'in oğlunu öldürmesinden sonra hurma yetiştiriciliğini ve toprak işlemeyi öğrenen Müslümanlar, Yahudi halkını Hayber bölgesinden Şam'a sürdüler. Yahudilerin Şam'a sürülmesinin en önemli nedenlerinden biri ise Peygamber Efendimiz tarafından “Arabistan’da iki dinin bir arada olamayacağına dair” Hadisi Şerif'inin olduğu bir çok kaynak tarafından dile getirilmektedir. Bu savaş sayesinde Arabistan üzerinde ikinci bir akımı bu coğrafyada görülmedi. 

]]>
Niğbolu Savaşı https://www.savaslar.gen.tr/nigbolu-savasi.html Tue, 13 Nov 2018 22:04:17 +0000 Niğbolu Savaşı 1336 yılında Osmanlı Devleti ile Macar kralı tarafından toplanan Haçlılar arasında yapılmıştır. Birinci Bayezit (Yıldırım Bayezit ) zamanında yapılan bu savaşta Osmanlı Devleti galip olmuştur. Yıldırım Niğbolu Savaşı 1336 yılında Osmanlı Devleti ile Macar kralı tarafından toplanan Haçlılar arasında yapılmıştır. Birinci Bayezit (Yıldırım Bayezit ) zamanında yapılan bu savaşta Osmanlı Devleti galip olmuştur. Yıldırım Bayezit padişahlık hayatı boyunca fetih hareketlerini sadece İstanbul üzerine yapmıştır. Yaptığı bu kuşatma hareketlerinde mutlak başarı elde edememiştir. Yıldırım Bayezit bu İstanbul'u kuşatma hareketleriyle uğraşırken bunu fırsat bilen Macar kralı Sigusmund Osmanlı Devleti'nin  Balkan ve Rumeli'deki en önemli toprağı olan Bulgaristan'a saldırmıştır. Bulgaristan'a yapılan saldırıları öğrenen Yıldırım Bayezit Balkanlardaki ve Rumeli'deki egemenliğini kaybetmemek için kuşatma hareketine ara verip Bulgaristan'a yöneldi. Kendini savunamayacağını anlayan Macar Kralı Sigusmund geri çekilmek zorunda kaldı.Yıldırım Bayezit Macar Kralına destek veren Bulgar Krallığına son vermiş ve Arnavutluğun içine kadar ilerlemiştir.
Bu  gelişmeler nedeniyle Macar kralı Sigusmund Papaya başvurup yardım isteğinde bulundu. Macar Kralı'nın kışkırtması üzerine Papa IX. Bonifas Avrupa'daki güçlü olan ülkeleri Fransa,İngiltere ve Almanya'yı  toplayıp güçlü bir askeri kuvvet olan haçlı kuvvetlerini oluşturdu. 

Haçlı ordusunun amacı Türkleri Avrupa'dan tamamen atmaktı. Haçlı ordusunun başında Doğan Bey vardı. Ordu Doğan Bey'in komutasıyla Niğbolu  Kalesi'ni kuşatma altına aldılar. Haçlı ordusu Niğbolu Kalesini kuşatmışken bu sırada Yıldırım Bayezit İstanbul'u kuşatmaya almıştı. Fakat Yıldırım Bayezit İstanbul kuşatmasını yarıda bırakarak Niğbolu Kalesindeki kuşatmaya yöneldi. Haçlı ordusuyla yapılan Niğbolu Savaşı'nı Osmanlı Devleti 1396 yılında kazandı. 

Niğbolu Savaşı
Niğbolu Savaşı'nın Sonuçları:

Yıldırım Bayezit Mısır'daki Abbasi halifesi tarafından 'Sultanıiklimirum' ünvanını aldı ve İslam dünyasında Osmanlı Devleti'nin önemi arttı. Bulgaristan savaş sonrasında tamamen Osmanlı Devleti'nin oldu. Bölge üstünlüğü kuran Macarların üstünlüğüne son verildi. Osmanlı Devleti Anadolu'ya yöneldi. Çünkü Balkanlarda artık güvenlik sağlanmıştı. Bu durum Anadolu'da Türk siyasi birliğin sağlanmasına zemin hazırladı. Anadolu'daki birçok beylikte Osmanlı nüfusu arttı.
]]>
Orta Çağ Savaşı https://www.savaslar.gen.tr/orta-cag-savasi.html Wed, 14 Nov 2018 17:14:41 +0000 Orta Çağ Savaşı, Orta çağda savaşlar göğüs göğüse çarpışmalara sahne olurdu, elçiler aracılığı ile anlaşma sağlanmaya çalışılır, anlaşma sağlanamaz ise savaş şartları konuşulurdu. Savaşın nerede ne zaman ya Orta Çağ Savaşı, Orta çağda savaşlar göğüs göğüse çarpışmalara sahne olurdu, elçiler aracılığı ile anlaşma sağlanmaya çalışılır, anlaşma sağlanamaz ise savaş şartları konuşulurdu. Savaşın nerede ne zaman yapılacağına karar verilir, buna göre hazırlıklar yapılırdı. Savaş meydanları; ova veya sarp arazi olabildiği gibi, kale kuşatması, deniz savaşı da olabilirdi.

Ordular üçe bölünerek eğitilirdi, bunlar merkez birlikleri, öncü birlikler ve artçı birliklerden oluşurdu;

Öncüler
  • Katapultlar; bu savaş aracı sabit iken atış yapan iki tekerleği olan mühimmatı ağır taş veya barut ile desteklenmiş patlayıcılar olan mancırık benzeri ağaçtan yapılmış bir araç, bu araç ile düşmanın ortasına fırlatılan mühimmat barut ise patlayarak etki gösteriyor, ağır taş ise üzerine düştüğün düşman askerlerini ezerek saf dışı ediyordu.
  • Sapancılar; sapanlar hint keneviri vb. lifli bitkilerden yaklaşık iki metre uzunluğunda sağlam bir örgü ip yapılıyor, ipin ortası biraz genişletilerek mühimmatın konulabileceği beşik haline getiriliyordu. Daha sonra ırmak ve deniz kıyılarından toplanan çakıl taşları ipin ortasına yerleştirilir, ip döndürülerek hız kazandırılır ve mühimmat fırlatılır.
  • Okçular; Ok ve yay bilinen tarihin en eski silahıdır, ilk önceleri avlanmak için kullanılan ok ve yay daha sonra insanlar arasında ki sorunların çözümünde kullanılarak etkisini göstermiştir.
Merkez Birlikleri
  • Savaş arabaları; bu arabalar üzerinde iki askerin olduğu iki tekerli bir at arabasıdır, savaş meydanları eğer düzlük ise savaş arabaları etkili oluyor, aksi halde engebeli arazide çok faydalı olmuyordu.
  • Piyadeler; orta çağ ordularının en önemli bölümünü oluştururlar, bunların sayısal fazlalığı önemlidir, öncülerin düşmanı yıpratan atışlarından sonra piyade birlikleri saldırıya geçerler, piyadelerin askeri eğitimleri çok fazla değildir.
  • Zırhlı şövalyeler; atları ve zırhları sayesinde etkinlikleri daha da artan atlı birlikler hızlı bir saldırının olmazsa olmazı idi, bunlar piyadelerin çarpışmaya başlamasını beklerler, son anda hareket ederek düşmanın azmini kırarlar. Kaçan düşmanı kovalarlar.
  • Top; orta çağda fazla etkinlik bulamayan toplar daha çok orta çağın sonlarına doğru gelişmeye başladı, öyle ki orta çağda kullanılan toplar bir savaş boyunca bir kaç kez atış yaptığında ısınıyor ve bir daha atış yapamıyordu. Toplar daha çok psikolojik üstünlük sağlamak amacı ile kullanılırdı.
Orta Çağ Savaşı
Artçılar
  • Levazımcılar; bu birlikler daha çok kale kuşatmalarında kullanılır, savaş meydanlarında da çukur tuzaklar ve köprüler kurmak için çalışırlardı.
  • Süvariler; bunlar da çevik atlı birlikler idi.
Orta çağda savaş nasıl yapılırdı
  • Orta çağda savaş meydanı olarak seçilecek bölge elçiler vasıtası tespit edilir; iki ordu karşılaşır, önce ordunun en iyi iki askeri çarpışarak kendi karşı ordu üzerinde psikolojik üstünlük kurmaya çalışır, eğer iki ordu bu karşılaşmadan sonra anlaşırsa askeri yenilen ordu aleyhine kararlar alınarak savaş başlamadan biter, çoğu zaman bu karşılaşmanın bir anlamı olmaz ve öncü atışları ile savaş başlar. Bir ordu diğerini yok edinceye kadar savaşır.
  • Baskın ordunun diğer orduyu yakalaması ile orduların karşılaştığı yerde; bu tür orta çağı savaşlarında genellikle yakalayan ordunun galibiyeti ile sonuçlanır.
  • Kale kuşatması şeklinde olurdu; kaleler topların geliştirilmesi ile önemini yitirmiştir.
Orta çağ savaşlarının sonuçları
  • Bir taraf tamamen ordusunu kaybedebilir,
  • Yenilen tarafın ordusu tamamen esir düşebilir (bu hiç istenmez çünkü orta çağda esir beslemek diye bir kavram yoktu) en iyi haliyle çalıştırılırdı, işkence ve vahşiye ölümde olabilirdi.
  • Yenilen ordu geri çekilebi]]> Çanakkale Savaşı https://www.savaslar.gen.tr/canakkale-savasi.html Wed, 14 Nov 2018 19:43:02 +0000 Çanakkale Savaşı, Birinci Dünya Savaşındaki en kanlı savaş olarak tarihe geçmiş, Türk askerinin azmini tüm dünyaya duyurmuş önemli savaşlardan biridir. Tarihimizdeki en parlak zaferler arasındadır. Birinci Dünya Savaşı ba Çanakkale Savaşı, Birinci Dünya Savaşındaki en kanlı savaş olarak tarihe geçmiş, Türk askerinin azmini tüm dünyaya duyurmuş önemli savaşlardan biridir. Tarihimizdeki en parlak zaferler arasındadır. Birinci Dünya Savaşı başladığında tarafsız kalmayı tercih eden Osmanlı Devleti sonradan kaybedilen toprakların geri alınma umuduyla Almanya'nın yanında olmayı tercih etmiştir. Bu yüzden savaşa dahil olan Osmanlı Devletiyle birlikte savaş daha geniş alana yayılmıştır. Savaşta Almanya'nın kazanacağı düşüncesi hakim olduğundan, İtilaf Devletleri buna karşılık İstanbul'un alınması için harekete geçmiştir. Ancak bunu başarmaları için, önce Çanakkale Boğazını geçmeleri şarttı. İtilaf Devletlerinin Çanakkale Boğazına askeri hareket düzenleme kararında Çar II. Nikolay'ın etkisi olmuştur. Çarın bu düşüncesinin altında yatan plan, Kafkasya'da bulunan Osmanlı birliklerinin geri çekilmesinin sağlanmasıdır.

    İtilaf Devletlerinin İstanbul'u ele geçirmek istemesinin nedenleri
    • Rus petrolünün boğazlardan Avrupa'ya ulaştırılmak istenmesi
    • Rusya'nın ihtiyacı olan silahların karşılanması
    • Balkan Devletlerinin kendi safhalarına çekmek istemeleri
    • Osmanlı Devletinin Mısır'daki etkisinin ortadan kaldırılmak istenmesi
    İtilaf Devletlerinin oluşturduğu ordu çeşitli milletlerden oluşuyordu. Bunların arasında İngiliz, Avustralya, İrlanda, İskoç, Fransız, Kuzey Afrika, Yeni Zelanda, Rum ve Yahudi halkından askerler yer alıyordu. Çanakkale Savaşında Anzak askerleri paralı asker olarak bulunmuştur.

    Çanakkale Savaşı
    Çanakkale Savaşındaki Gelişmeler

    Çanakkale savaşında 19 Şubat 1915 tarihinde İtilaf devletlerinin deniz harekatı başlamıştır. 13 Mart 1915 tarihine dek onlar ait gemiler tabyaları top ateşine tutmuş, mayın tarama gemileri yol açmıştır. İtilaf devletleri karşılaştıkları büyük direnç karşısında şaşkınlığa düşmüş, daha fazla ilerleme gösterememiştir. Bunun üzerine Amiral John de Robeck komutasında yapılan harekatla, 16 savaş gemisi Çanakkale'yi geçmek istemiştir. 18 Mart 1915 tarihine kadar boğazın girişindeki Rumeli yakasında bulunan Seddülbahir ve Ertuğrul tabyalarına ve Anadolu yakasında bulunan Orhaniye ve Kumkale tabyaları zarar görmüştür. Bu çabaların sonucunda İtilaf devletleri Çanakkale'yi geçmenin düşündükleri kadar kolay olmadığını görmüşlerdir. Bundan sonra kara harekatı yapılmadan başarılı olamayacaklarını düşünmüşlerdir. Donanmayı destekleyecek güçlü bir ordunun olmasına karar vermişlerdir. Bu yüzden 70.000 kişilik bir ordu hazırlanmıştır.

    18 Mart 1915 tarihinde zafer kazanan Türk ordusu da kendine daha fazla güvenmeye başlamış ve Çanakkale'nin boğazlardan geçilmeyeceğini herkese göstermiştir. Zaferin ardından kara harekatına hazırlanan İtilaf devletlerine karşı koymak için, Türk ordusu da hazırlıklara başlamıştır. Mareşal Liman von Sanders komutasında Gelibolu'da 5. Ordu kurulmuştur. 19. İhtiyat Tümeninin başında olan yarbay Mustafa Kemal ise müttefik çıkarmasını karşılamak için hazırlanmıştır.

    İtyilaf devletleri ise General Hamilton komutasındaki orduyla Gelibolu Yarımadası çıkarma bölgelerine kuvvet çıkartıp, burasının denetimini ele geçirmeyi ve Osmanlı kıyı topçusunu etkisizleştirmeyi hedeflemiştir. Müttefik taarruzu ilk kez 28 Nisan 1915 tarihinde Birinci Kirte Muharebesi ile başlamıştır. Fakat bunda başarılı olamayarak, geri çekilmişlerdir. 6 Mayıs 1915 tarihinde ikinci taarruz olana İkinci Kirte Muharebesi başlatılmış, fakat sadece 500 metre ilerleme kaydetmişlerdir. 4 Haziran 1915 tarihindeki üçüncü taarruz olan Üçüncü Kirte Muharebesinde de büyük bozguna uğratılmışlardır.

    6 Ağustos 1915 tarihinde İtilaf devletleri Arı Burnunun kuzeyindeki Suvla Koyundan başka bir çıkarma yapmışlar, ancak Kurmay Albay Mustafa Kemal 9 Ağustos 1915 tarihinde gerçekleşen 1. Anafartalar Muharebesinde ihtiyat tümenini ateş hattına doğru sürmüştür. Ertesi g]]> Kabile Savaşları https://www.savaslar.gen.tr/kabile-savaslari.html Wed, 14 Nov 2018 22:07:06 +0000 Kabile Savaşları, bir reisin idaresi altında olan bazıları arasında kan bağı bulunan topluluğa kabile denir. Günümüzde kabile savaşları oyun çerçevesinde gerçekleşmektedir. En bilindik kabile savaşı clash of clansdır. Bu o Kabile Savaşları, bir reisin idaresi altında olan bazıları arasında kan bağı bulunan topluluğa kabile denir. Günümüzde kabile savaşları oyun çerçevesinde gerçekleşmektedir. En bilindik kabile savaşı clash of clansdır. Bu oyun gmail hesabı üzerinden oynandığı zaman oyun silinse bile tekrar yüklendiğinde kaldığı yerden devam etmektedir. Oyunda belediye binasını, iksir deposunu, altın deposunu korumak önemlidir. Oyunda birliklerin eğitilebilmesi için iksir önemlidir. Köyün korumasının iyi olması için duvarların yükseltilerek ilerlemesi önemlidir. Belediye binasının tekrar yükseltilmesi için diğer yükseltilmelerin tam olması gerekir. Her belediye binası yükseltildiğinde köyün büyüyebilmesi için yeni şeyler açılmaktadır. Köyü koruyabilmek için okçu kuleleri, top, havan, hava savunmaları, büyücü kuleleri, bombalar gibi savunma alanları bulunmaktadir. 


    Kabile Savaşları
    Klan kalesinin yeniden inşa edilmesi ile bir klan topluluğuna katılınabilir. Klana katıldıktan sonra klan savaşlarına katılma avantajı vardır. Klan savaşlarında kazanılması durumunda ek ganimet gelmektedir. Oyunda en çok ihtiyaç duyulan ganimettir çünkü yükseltmeler ganimetler ile yapılmaktadır. Klana katıldıktan sonra klan kalesine istenen birlikler ile köyün korumasını daha da arttırılabilir. Birliklerin eğitilmesinden sonra eşleme bularak diğer köylere savaş açılarak ganimet toplanabilir. Köyün etkin koruması olduğu zaman diğer oyuncular size saldıramaz. Sizde etkin koruması olan bir köye saldıramazsınız. Aynı zamanda koruma bitmeden saldırırsanız korumanızın süresi azaltmış olursunuz. Koruma azalmadan saldırabilmek için gobin haritası üzerinden saldırı yaparak ganimet kazanabilirsiniz. Saldılar sırasında farklı taktikler de uygulanmalıdır. Ordularda bulunan askerleri araştırma ile yükselterek daha dayanıklı birlikler oluşturulur. 
    ]]> Maltepe Savaşı https://www.savaslar.gen.tr/maltepe-savasi.html Thu, 15 Nov 2018 11:55:22 +0000 Maltepe savaşı, bir diğer ismi de Pelekanon muharebesi olarak bilinir. Bu savaş Osmanlıların Kocaeli yarımadasındaki fetihleri sebebiyle İzmit'e kadar ilerlemiş olmasının sonucunda Bizans imparatorluğunun bu ilerlemeye karşı te Maltepe savaşı, bir diğer ismi de Pelekanon muharebesi olarak bilinir. Bu savaş Osmanlıların Kocaeli yarımadasındaki fetihleri sebebiyle İzmit'e kadar ilerlemiş olmasının sonucunda Bizans imparatorluğunun bu ilerlemeye karşı tepkisi sonucu meydana gelmiştir. Maltepe savaşının Osmanlıların zaferiyle sonuçlandı ve o güne kadar dikkat çekmeyen Osmanlıların artık tarihin önemli yerlerinde yer alacağının belirtisi olmuştur.

    Maltepe savaşının sebepleri,

    Maltepe Savaşı Osmanlıların İznik'i kuşatmaları ve Kocaeli yarımadasındaki kaleleri alarak, Bizans topraklarına kadar ilerlemeleri sonucunda Bizans İmparatorluğunun endişesi üzerine ortaya çıkmıştır. Bizans İmparatoru Andreanikos ile Osmanlı hükümdarı Orhan Bey arasında meydana gelen savaşların arasındadır.

    Maltepe savaşının oluşumu,

    Maltepe Meydan Muharebesi Osmanlıların Kocaeli yarımadasında bulunan kaleleri alması üzerine buradan da boğaza kadar ilerlemeleri sonucunda ortaya çıkmıştır. O dönemin Bizans İmparatoru olan Andreanikosu  tedirgin etmiş ve Osmanlı İmparatoru tarafından alınan kalelerin geri alınması için İznik ve etrafını Bizans İmparatoru kuşatma altına alınmıştır. Andreanikos gizlice hazırlıkta bulunarak bu bölgeye getirdiği büyük bir orduyu İstanbul etrafında da katılan kuvvetler ile birlikte Anadolu tarafından Üsküdar'a kadar olan kısımda askerle donatmıştır. Daha sonrasında 1329 yılının mayıs ayında Orhan Beyin üzerinden yürümek için Darıca Tuzla arasında bulunan bölgeyi kendisine karargah olarak kullanmıştır. Sonrasında bunu haber alan Osmanlı İmparatoru Orhan Bey İznik bölgesinin kuşatılmasına üzerine oraya gönderdi 8000 mevcutlu askerin başına kumanda ettiği komutanları ile bölgeyi kuşattı. Bu bölgede bizzat kendisini kumandasındaki Bizans ordusu ile savaşa hazırlık yapmıştır. İki güçlü ordunun arasında geçen savaşın devam etmesini tehlikeli gören Bizans  İmparatorun artık kumanda ettiği bölgeye döndüğü sırada Orhan Beyin harekete geçmesi üzerine Bizans Ordusu paniklemiştir. Bu kargaşa ortamından yararlanan Orhan Gazinin ordusunun Bizans ordusunu imha ederek bu bölgeyi Bizans askerlerinden temizlemiştir. Bu savaşı kazanmış olan Orhan Bey tekrar İznik bölgesinin üzerine yürüdü ve artık kendisine yardım gelme imkanı görmeyen İznik kumandanı Bizanslıların topraklarından ayrıldı. Osmanlı devleti sınırlarına bu bölgede ekleyerek, sınırlarını dahada ileriye götürmüş oldu.

    Maltepe Savaşı
    Maltepe savaşının sonuçları,

    Bu savaştan Osmanlı Devleti Galip olarak ayrılmıştır. Savaşı sonuna kadar Osmanlı Devleti askerlerinin güzel komuta edilmesi ve planlı yapılanması Osmanlı Devletinin savaşı kazanmasını ortaya çıkarmıştır. Maltepe savaşının sona ermesinin ardından İzmir'de ele geçirilmiştir. Bu durumda Kocaeli yarımadasının büyük bir kısmı Osmanlı İmparatorluğunun eline geçmiştir. Savaşı sonunda Osmanlı Devleti Bizans üzerinde daha etkin bir yapıya sahip olup, bu ordu Bizans a baskı uygulamıştır. Ayrıca diğer Avrupa ülkelerinde ise bu üstünlüğü ve gücüne ispatlayarak Osmanlı Devleti kendini bütün dünyaya tanıtma imkanı bulmuştur. Maltepe savaşı Osmanlı devletinin lehine sonuçlanmıştır. Maltepe savaşı sonrasında Osmanlı devleti yavaş yavaş bütün dünyaya varlığını ispat etmeye başlamıştır. Kendinden emin bir Osmanlının varlığını ortaya koymaya başlamıştır.
    ]]>
    Varna Savaşı https://www.savaslar.gen.tr/varna-savasi.html Thu, 15 Nov 2018 12:17:59 +0000 Varna Savaşı: I. Murad’ ın henüz 12 yaşında olan oğlu şehzade Mehmet' i tahta çıkararak Manisa’ya çekilme kararı alması ile Avrupa Devletleri bu durum karşısında kendileri için bir fırsat doğduğunu d Varna Savaşı: I. Murad’ ın henüz 12 yaşında olan oğlu şehzade Mehmet' i tahta çıkararak Manisa’ya çekilme kararı alması ile Avrupa Devletleri bu durum karşısında kendileri için bir fırsat doğduğunu düşünmüşlerdir. Daha çocuk yaşta bir padişahın tahta geçmesi Avrupalıları iyice Osmanlı' ya savaş açmak için  şevklendirmiştir. Bu gelişmeler neticesinde Papa’ nın teşviki ile Macar hüküm darı önderliğinde yeniden bir haçlı ordusu meydana getirmiş ve durumdan fırsat çıkararak Edirne-Segedin Antlaşması’na uymaktan vazgeçerek Avrupalıları içine alan haçlı ordusuyla Osmanlı Devleti’ne doğru yürümeye başlamışlar ve  II. Mehmet’in ısrarı üzerine Osmanlı Devleti’ nin başına tekrar geçen II. Murat, Osmanlı Ordusu ile Varna’ ya doğru harekete geçmiştir.  Osmanlı ve Haçlı orduları bugünkü Bulgaristan'ın Varna kenti yakınlarında karşılaşmışlardır. Osmanlı ordusunun sağ kanadını Anadolu Beylerbeyi Karaca Paşa almış ve sol kolunu Rumeli Beylerbeyi Hadım Şehabeddin Paşa kumanda etmekteydi. II. Murat, kaide üzere merkezde yeniçeriler ile beraber yerini almıştır. Merkezde yeniçerilerin önünde kazıklarla muhafaza edilmiş hendekler kazıldı. Padişah'ın bulunduğu cephenin önüne Edirne-Segedin Antlaşması' nın metni asılı durmaktaydı. Haçlılar'ın sol kanadı Varna bataklıkları ile muhafaza altına alınmış ve sağ kanadı ise açık ovaya ve şehre doğru bakmakta ve Macar kuvvetleri tamamen sağ kanada toplanmış durumdaydı. 

    Varna Savaşı

     

    Varna Savaşının sonuçları;

    • Osmanlı Devleti’ nin bu savaşı zafer ile çıkması  Ankara Savaşı ile kaybettiği gücünü yeniden topladığı gösterilmiştir.
    • Türklerin Rumeli’deki etkinliği artmıştır.
    • Osmanlı Devleti’nin Balkanlar’dan atılamayacağı bir kez daha anlaşılmıştır.
    • Varna Savaşının kazanılması ile Mora ve Sırbistan yeniden Osmanlı Devleti egemenliğini tanımıştır.
    ]]>
    Bosna Savaşı https://www.savaslar.gen.tr/bosna-savasi.html Fri, 16 Nov 2018 04:31:41 +0000 Bosna Savaşı, Savaşın en çirkin yüzünü ortaya koyan bu savaş 1992 yılının Nisan ayın da başlayıp, 1995 yıllının eylül ayına kadar sürmüştür. Tarihin en karanlık ve kanlı savaşlarından biridir. Üç yı Bosna Savaşı, Savaşın en çirkin yüzünü ortaya koyan bu savaş 1992 yılının Nisan ayın da başlayıp, 1995 yıllının eylül ayına kadar sürmüştür. Tarihin en karanlık ve kanlı savaşlarından biridir. Üç yıldan fazla süren bu savaş büyük kayıplarla sonuçlanmıştır. Savaşta esnasında Bosna da 200 bine yakın insan ölmüş, hatta Kızılhaç verilerine göre Bosna Hersek'te 312 bin kişi hayatını kaybetmiştir, ölenlerin bir çoğu Boşnak'tır. Ve ayrıca 2 milyon insan Bosna Hersek'ten, topraklarından, evlerinden zorla vazgeçirilip göç etmek zorun da bırakılmışlardır.

    Savaşın başlama nedeni

    1.Dünya Savaşının sonrasın da ortaya çıkan Yugoslavya(Sırp, Boşnak, Hırvat, Makedonya, Sloven, Arnavut) devleti, çok sayıda etnik gruptan ve değişik dinlerden meydana gelmiş bir ülkeydi. 2.dünya savaşından sonra Sovyet blokunda yerini alarak birliğini koruyan bu devlet Josip Tİto'nun yönetiminde uyumlu şekilde yönetiliyordu, ancak zamanla Josip Tİto'nun yönetim anlayışının değişmesi ve izlediği yanlış politika nedeniyle etnik  grupların arasın da bozulmalar meydana geldi. Bu bozulmalar 1980 yılın da Josip Tİto'nun ölümüyle 1990 yılında da Sovyet blokunun parçalanmaya başlaması üzerine bu etnik grupları bir arada tutmak imkansız hale geldi. Bunun üzerine etnik gruplar teker teker bağımsızlıklarını ilan ettiler. Öncelikle 25 haziran 1991 yılında Hırvatistan ve Slovenya bağımsızlıklarını ilan ettiler. 1991 yılının eylülünde Makedonya bağımsızlığını ilan etti. 1992 yılının şubat ayında  Bosna Hersek bağımsızlığını ilan etmek üzere bir referandum yaptı, bu referanduma Bosnalı Sırplar çok karşı çıkmış olsa da çoğunluğun kabul etmesi üzerine referandum olumlu sonuçlandı bunun üzerine 5 Nisan 1992 yılın da Bosna-Hersek hükümeti bağımsızlığını ilan etti. Daha sonrasında Amerika Birleşik Devleti ve Avrupa ülkeleri Bosna-Hersek'in  bağımsızlığını tanıdırlar. 

    Bosna Savaşı

    Bosna Soykırımı

    Bosna-Hersek'in bağımsızlığını ilan etmesinden rahatsız olan Sırplar, Bosna Sırp Cumhuriyetini ilan ederek, Bosna-Hersek'ten ayrıldıklarını açıkladılar. Bunun üzerine Bosnalı Sırplar fazla toprak almak hırsıyla, Yugoslavya devlet başkanı Slobodan Miloseviç ve ayrıca Genel Kurmay Başkanı Perisiç'in de desteğini alarak etnik kökeni arındırma girişiminde bulundular. Bosnalı Sırplar, Bosna-Hersek'teki Boşnak ve Hırvat nüfusu acımasızca katletmeye başladılar. Burada ki amaçları ise bu insanları öldürerek ülkeyi sarplaştırmak istemeleridir. Sırplar bu savaşta büyük avantaja sahiptiler sebebi ise, Sırplar eski Yugoslavya ordusunun eşyalarını, askeri teçhizatlarını ve silahlarını kullandıkları için güçlü konumdaydılar, ayrıca Yugoslavya Devlet başkanı da dünyanın bütün eleştirilerine rağmen savaşta gizliden de olsa Sırpların yanında yer alıyordu.

    Sırplar, üç yıl boyunca tüm dünyanın gözleri önünde Boşnak ve Hırvatlara insanlık dışı zulümlerde bulundular. Sayısız insana işkence edip öldürdüler. Bu yapılanlar tam bir Soykırımdı ve tüm savaş boyunca Sırpların kullandığı savaş yöntemiydi. 1992 yılında Henüz savaş yeni başlamıştı ki, Srebrenitza'nın daha ilerisinde bulunan Bratunac köyünde 350 Bosnalı Müslümanı ölümcül işkence ederek katlettiler. Miloseviç'in eski korumalarından olan, Nasır Oriç'in çabaları sonucu kurulan, Müslüman direniş örgütü var gücüyle topraklarını korudu. 

    ]]>
    Osmanlı Rus Savaşları https://www.savaslar.gen.tr/osmanli-rus-savaslari.html Sat, 17 Nov 2018 04:30:50 +0000 Osmanlı-Rus Savaşları, 16. Yüzyıl ve 20. Yüzyılları arasında geçen Osmanlı Devleti ile Rusya Çarlığı ve daha sonrası ise bu devletin büyümesiyle birlikte bu devletin yerine geçecek olan Rusya İmparatorluğu arasında Osmanlı-Rus Savaşları, 16. Yüzyıl ve 20. Yüzyılları arasında geçen Osmanlı Devleti ile Rusya Çarlığı ve daha sonrası ise bu devletin büyümesiyle birlikte bu devletin yerine geçecek olan Rusya İmparatorluğu arasında gerçekleşmiş olan bir dizi farklı savaşlar bütünüdür. Bu savaşlar şöyle sıralayabiliriz:

    1676-1681 Osmanlı-Rus Savaşı (Osmanlı zaferi) 1568-1570 Osmanlı-Rus Savaşı (Astrahan Seferi) (Bu savaşta rusların Kırım hanlığına karşı askeri üstünlüğü, Osmanlı diplomatik üstünlük) Navarin Deniz Baskını (İngiliz-Fransız-Rus ittifakı zaferi, Osmanlı donanması yakıldı) 1768-1774 Osmanlı-Rus Savaşı (Rus zaferi, Ruslar Kırımı işgal etti) Kırım Savaşı (Osmanlı zaferi ) 1678 Çehrin fethi (Osmanlı zaferi) Silistre Kuşatması (Osmanlı zaferi) 1806-1812 Osmanlı-Rus Savaşı (Rusya Eflak ve Boğdan' dan geri çekildi.) Prut_Savaşı (Osmanlı zaferi) 1810 yılı Şumnu Muharebesi (Osmanlı zaferinin ,Şumru Kenti'nde Ruslar'ı yendi) Sinop Baskını (Rus zaferi, Sinop Limanı yakıldı.) 1735-1739 Osmanlı-Rus-Avusturya Savaşları (Osmanlı’nın zaferi ile sonuçlandı) Moskova Yangını (1571) (Kırım Hanlığı Zafer) 1686-1700 Osmanlı-Rus Savaşı (Osmanlı'nın kutsal birliktelik ile savaşa başlayarak bu savaştan çekilmesi) 1828-1829 Osmanlı-Rus Savaşı (Rusların kazandığı bu zaferi, Şumnu kenti büyük bir direnç göstermesine rağmen Varna düştü) 1787-1792 Osmanlı-Rus Savaşı (Rus zaferi ile sonuçlanmış ve Kırım geri alma faaliyetleri sonuçlanamadı.) Yenikale Körfezi Savaşı (Savaş sonuçsuz kaldı) Balaklava Muharebesi (Sonuçsuz) 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı (Rus Zaferi, Osmanlı 3 muharebe yenilmemesine rağmen 4. muharebe için bulunan imkanlar azdır.) Oltenitsa Muharebesi (Osmanlı zaferi) Gözleve Muharebesi (Osmanlı Zaferi) 1. Plevne Muharebesi (Osmanlı’ nın bu zaferi, 93 Harbi başladı, Plevne 'de artık savunma savaşları başladı) Alma Muharebesi (Osmanlı ve müttefikleri zaferi) 2. Plevne Muharebesi (Osmanlı zaferi) Sivastopol Kuşatmasının yapılması (1854-1855) (Osmanlı ve müttefik devletler zaferi) 3. Plevne Muharebesi (Osmanlı zaferi) Kafkasya Cephe Savaşları (Osmanlı zaferi,bu savaşla Rusya İmparatorluğu'nun yıkılma süreci hızlanmış ve 1917 yılında yıkılmıştır.) Bakü Muharebesi (1918) (Osmanlı zaferiyle sonuçlandı, Bakü Sovyet'ine karşı olarak kazanılmış savaştır.)

    Osmanlı Rus Savaşları


    Türk-Rus  Savaşı,

    Osmanlı Rus savaşı denildiği zaman akla ilk gelen savaşların başında 1877-78  Türk-Rus  Savaşı gelir.  Türk  devleti  için  oldukça  büyük  bir  zarara sebep olan ,  Osmanlı  Ermenileri  için  ise  önemil bir  fırsat  haline geldi .Anadolu’nun  bazı  uzak bölgelerinde  Ermeni  çeteleri  ile eli  silah  tutmuş olan  Türkler’in  cephelere  ulaşmalarını  fırsat  bildiler. Gün  işte bu  gündür  diyerek  Türk-Müslüman  köylerine  saldırdılar. Bu savaşın adı tarihte 93 harbi olarak geçmektedir.

    Yaklaşık olarak 1 yıla yakın süren bu savaşta Osmanlı orduları, savunmaya çekilerek savaşı yapmıştır. Batılı devletler için ise tarafsız kalarak, savaşı bitirebilmek amacıyla arabuluculuk yapmıştır. Özellikle Balkan devletlerinde bu olaylar sonucunda etnik temizlikler gerçekleşmiş ve yer yer kırımlar de söz konusu olmuştur. Sonunda ise batıdaki Osmanlı savunma sınırlarını kıran Rus ordularının ön kısmı açılmış, dirence maruz kalmadan İstanbul'un kapısına (Yeşilköy) kadar ilerleyip Osmanlı Devleti'nin sınırlarını tehdit etmiş ve bunun neticesinde ise Osmanlı Devleti Ayastefanos yani Yeşilköy Antlaşmasını imzalamak zorunda ister istemez kalmıştır. Ancak Batı Avrupa devletlerinin bu antlaşmanın şartlarından hoşnut kalmamaları neticesinde bu antlaşma artık geçerliliğini yitirmiş oldu ve yeniden imzalanmasın neden olan Berlin Antlaşması ile Osmanlı Devletinin, oldukça fazla toprak kaybetmesine sebep olmuş, Balkanlardaki nüfuz sayısının büyük bir oranda yitirilmesine neden olmuştur. Balkanlar'da ve Kafkasya yer alan ve sayıları 1 milyona yakın olan Osmanlı]]> Cemel Savaşı https://www.savaslar.gen.tr/cemel-savasi.html Sat, 17 Nov 2018 07:04:01 +0000 Cemel Savaşı, 656 yılında Halife Ali bin Ebu Talib ile İslam Peygamberimiz Muhammed 'in dul eşi Aişe'nin tarafları arasında Basra'da gerçekleşen bir savaştır. Müslümanların arasındaki ilk iç savaş olarak bilinir. Diğe Cemel Savaşı, 656 yılında Halife Ali bin Ebu Talib ile İslam Peygamberimiz Muhammed 'in dul eşi Aişe'nin tarafları arasında Basra'da gerçekleşen bir savaştır. Müslümanların arasındaki ilk iç savaş olarak bilinir. Diğer bir söyleyişe göre Basra savaşı olarak da anılmıştır. Cemel savaşı Halife Ali bin Ebu Talib'in zaferi ile son bulmuştur. Savaşta Aişe'nin müttefiklerinden Zübeyr bin Avvam ve Talha bin Ubeydullah öldürülmüştür. Aişe Ali tarafından Medine'ye gönderilmiştir. Savaşta çok fazla kayıp olup iki tarafta yaklaşık onar bin kayıp vermiştir. Cemel sözcüğü Arapça da deve olarak söylenmektedir. Bu yüzden Cemel savaşı  Aişe'nin devesi etrafında gerçekleştiği için bu isimle söylenmiştir.


    Osman'ın Halifelik Dönemi: Muhammed'in ölümünden sonra sırayla Ebu Bekir, Ömer ve Osman İslam devletinin başına geçmişlerdir. Ancak üç halife de Şia tarafından onay verilmedi. Ebu Süfyan Osman'ın halife seçilmesine  çok sevinmişti. Haşimoğulları ilk iki halifeye yumuşak bir şekilde davranmaları halifeliğinin ilk 6 ayında Osman'a karşı çıkmışlardır. O dönemde yapılan fetih hareketlerine katılmışlardır. Ebu Bekir zamanında kitap haline getirilen Kur'an-ı Kerim'in çoğaltılması ve bu nüsha dışındaki diğer nüshaların yok edilmesi için Ali, Osman'ın arkasında durmuştur.

    Osman Döneminin Sonu: Osman'ın halifeliğinin ikince 6 yılında yakından ilgilendiği siyaset, valilikler için  akrabalarını ön gördüğü iddiaları,  Ali tarafından halifeye karşı tavır takınmasına sebep oldu. Ve bu dönemde Ali ile Osman arasında görüş ayrılıkları yaşanmıştır. 

    Cemel Savaşı
    Savaş Hazırlıkları: Böylelikle bunlar başlangıçta Ali'ye biat etmişlerdir. Ancak umdukları valilik taleplerine olumlu cevap alamayınca ona karşı tavır almışlardır. Basra valisi Abdullah ile Talha ve Zubeyr'in Mekke'ye gidip haç dolayısıyla burada bulunan Aişe'nin yanında olmaları ve Osman'ın izini sürüp takip etmek üzere birlik olup hazırlık içine girmeleri, Emevioğulları için bulunmaz bir fırsattı. 

    Savaş: Cemel savaşı Kasım 656 yılında meydana gelmiştir ve Aişe ordusunun mağlubiyeti, bu savaşa katılan Ümeyye oğulları da mağlup olmuştur. Ali savaşı kaybeden Aişe'ye hiç bir zarar vermeyip onu Medine'ye sürgün göndermiştir. 

    Savaş Sonuçları: Cemel savaş İslam devletinde yaşanan ilk savaşlardan biridir. İslam Aleminin ikiye bölünmesinde büyük bir rol oynamıştır.
    ]]> Napolyon Savaşları https://www.savaslar.gen.tr/napolyon-savaslari.html Sat, 17 Nov 2018 19:52:47 +0000 Napolyon Savaşları, Fransa’da gerçekleşen Devrim Savaşlarının hemen ardından Napolyon liderliğinde Fransa ile Avrupa'nın diğer farklı ve oldukça güçlü devletlerinin oluşturduğu birliklerle arasında gerçekleşen sava Napolyon Savaşları, Fransa’da gerçekleşen Devrim Savaşlarının hemen ardından Napolyon liderliğinde Fransa ile Avrupa'nın diğer farklı ve oldukça güçlü devletlerinin oluşturduğu birliklerle arasında gerçekleşen savaş zamanıdır. Başlangıç zamanın hangi sene olduğu hakkında tarihçiler ve araştırmacı yazarlar arasında düşünce birliği sağlanamamıştır. 1800-1815 yılları arasında ise yaklaşık olarak 15 yıl sürmüştür.

    Napolyon Savaşları, gerçekleşen Fransız Devriminin hemen ardından ise monarşiye karşı düşünceler ve siyasal faaliyetlerin Avrupa’nın hepsine yayılmasını engellemeyle uğraşan Fransa dışındaki ülkelerin oluşturduğu Koalisyon birlikleriyle Fransız Devrim Orduları arasında Napolyon’un askeri ve siyasi liderliği devam etmiş savaşlardır.

    Napolyon'un taktik özgünlüğü ve stratejik

    Hemen hemen bilinen birçok  tarihçiler ve araştırmacılar tarafından, Napolyon’un askeri kısımda belirgin bir teorisi gerçekleşmediği görüşünde birleşmektedirler. Napolyon’un askeri üstünlükleri, sağlam bir askeri teorik bütünlüğü çerçevesinde hazırlanmış düzenlerle değil, savaş yerlerindeki hareket tarzına bağlanmıştır.

    Her şeye rağmen Napolyon her zaman saldırı savaşları düzenlemiştir. Teorik olarak herhangi bir saldırı için, bir ana plan ve alternatif düzenler hazırlanması gerekir. Fakat, Napolyon’un savaş düzeni yoktur. Napolyon, askeri birliklerini birbirleriyle bağlantıları kopmayacak bir biçimde araziye yayıp ilerler. Böylece düşmanını, onu karşılayabilmek amacıyla yayılmaya zorlamaktadır. Bu yayılma, öncesi için planlanmış savaş planının o anda değiştirilmesinin yapılması için düzensiz bir şekilde olması zorundadır. Napolyon, savaş yerini rahatlıkla gözleyebileceği bir yerdedir ve düşmanının çevreye yayılmasını izler. Belirli bir zamanda, belirli bir yer civarındaki birliklerini hızlı bir şekilde, belirli bir yere yönelik olarak saldırıya kaldırır. Bu yer, düşmanın kritik bağlantı yeridir. Eğer bu bağlantı yerine yönelen saldırı başarılı olursa, rakip cephesi yarılmış olur. Ancak başarısız olursa, zaten bilinen durumdaki orduları ona, alternatif olacak bir plan için esneklik sağladığı bilinmektedir.

    Napolyon Savaşları

    Bütün bunlar, ordularını zaafa uğratmayacak bir biçimde yaymasına ve de savaş alanını oldukça iyi izlemesiyle ilgilidir. O zamanın koşullarına uygun bir şekilde birliklerini toplayarak bir “siklet merkezi” oluşturması bu şekilde olur.

    Bilinen Napolyon savaşları ve koalisyonları

    Koalisyon, 1792 senesinde 1. Fransa Cumhuriyeti’ne karşı olarak Büyük Britanya, Prusya Krallığı, Avusturya Arşidüklüğü, Piemonte ve Sicilya tarafından gerçekleştirilen ilk koalisyondur.

    1796 senesinde, Alpler Ordusu'nun başkomutan olarak atanan Napolyon, yetersiz bir şekilde donatılmış ve her türlü ikmal ihtiyaçları açısından ihmal edilmiş olan bu askeri orduya kısa bir süre içinde taarruz edebilecek bir duruma getirmiş oldu. Aslen Napolyon’un İtalya Seferi amacıyla emrine verilmiş olan bir grup ordu, bu anlamda bir harekat amacıyla yetersiz bir askeri kuvvettir. Emrindeki üst düzeyde rütbeli subaylar, aynı kendisi gibi Fransız Devrimi sonrasında ise hızlı bir şekilde terfi etmiş, ancak pek deneyimi olmayan subaylardır. Hızlı bir şekilde terfi etmelerinde, savaş bölgesinde göstermiş oldukları beceri ve yeteneğin de payı oldukça büyüktür, ancak bu çapta ordulara komuta etmeleri yeni bir izlenim olacaktır. İtalya Seferinde Napolyon’un askerleri, daha sonra gerçekleşen muharebelerde de beraber çarpışacağı subayları olacaktı.

    Napolyon’un, İtalya Seferi’nde, “yerinde ikmal” ilkesini izleyerek Direktuvar yönetimine oldukça çok bir yük olmadığı gibi, alanda topladığı ağır derecedeki vergilerle de önemli miktarda bir mali destek sağlamıştır. Böylelikle hem politik hem de askeri olarak gelişmesini sağlamıştır.

    Koalisyon Güçlerini Paris’te Toplanması

    1814’te]]> Siber Savaş https://www.savaslar.gen.tr/siber-savas.html Sun, 18 Nov 2018 01:44:03 +0000 Siber Savaş, Ülkelerin kendi bünyelerinde oluşturdukları elektronik ağ ile yabancı ülkelerin bilgisayar ve ağ kurulumlarına müdahale etmesi ve teknolojiye bağlı olarak gerçekleştirilen yapılanmaları bertaraf etmeleri siber sa Siber Savaş, Ülkelerin kendi bünyelerinde oluşturdukları elektronik ağ ile yabancı ülkelerin bilgisayar ve ağ kurulumlarına müdahale etmesi ve teknolojiye bağlı olarak gerçekleştirilen yapılanmaları bertaraf etmeleri siber savaştır. Özellikle teknoloji yönünden gelişme gösteren ülkelerde siber savaş oldukça ilerlemiş durumdadır. Birçok ülkenin kendi siber savaş yönetimi için kurulmuş sistemleri vardır. 


    Teknolojinin gelişmesine bağlı olarak artık birçok savaş kırsal alandan teknolojik alana taşınmıştır. Siber savaş ile düşman ülkeler şifre kırma yöntemi ile ses dinlemeden ATM den para çekmeye kadar birçok faaliyeti gözetim altında tutabilmektedir. Siber savaş yöntemi ile internet üzerinden yapılan birçok yönetim şekli devre dışı bırakılabilir. Yine siber savaş yöntemi ile ülkelerin kendi bünyesinde oluşturduğu ve savaş durumunda fırlatılmak üzere ayarlanmış füzesi aktif hale getirilir.

    Siber Savaş Saldırı Türleri ve Etkileri
    • Hizmet dışı bırakma veya hizmeti sonlandırma, yapılan siber saldırı ile devletin kurmuş olduğu ve elektronik ağ ile gerçekleştirilen hizmet sona erdirilir.
    • Ses dinleme, siber savaş da en çok kullanılan yöntemlerden birisi olan ses dinleme veya açık mikrofon dinleme olarak adlandırılan bu yöntem ile üst düzey devlet yöneticilerinin konuşmaları dinlenilmektedir.
    • Virüs, truva atı ve solucan olarak adlandırılan zararlı yazılımlar göndermek, bu yazılımlar ile bilgisayara bulaşan virüs sayesinde kullanılan bilgisayar çökertilebilir veya ağ kontrol altına alınabilir.
    • İnternet saldırıları, yapılan internet saldırıları ile üst düzey devlet yöneticilerinin internet üzerinden yaptığı hareketler takip edilebilir.
    • Yığın e-posta ve mesaj göndermek, bu yöntem birçok kişiye aynı anda gereksiz ve uygunsuz mesaj göndermektir.
    • Oturum çalma.
    • Yemleme ve tuzaklama.
    Siber Savaş
    Siber Savaşın Sonuçları ve Ortaya Çıkabilecek Durumlar
    • Nükleer tesislerde aktif hale getirme veya sonlandırma gibi sorunlar ortaya çıkabilir.
    • Petrol tesislerinde ve doğalgaz hatlarında sorunlar ortaya çıkabilir.
    • Hava kontrol sistemleri devredışı bırakılabilir veya yabancı kişilerce kontrol altına alınabilir bu durumda uçak kazaları ve çarpışmalar meydana gelebilir.
    • Elektronik bankacılık sistemi çökertilebilir ve bankalarda işlemler yapılamaz hale gelebilir.
    • Trafik hatlarının kontrolü yabancıların eline geçebilir ve bu durumda trafik ışıkları da dahil birçok alana yapılan müdahale ile büyük kazalar ortaya çıkabilir.
    • Ele geçirilen elektrik dağıtım hattı nedeni ile elektrik dağıtımı kesilebilir ve bu durumda elektronik hiçbir eşya çalışmaz.
    ]]>
    Truva Savaşı https://www.savaslar.gen.tr/truva-savasi.html Mon, 19 Nov 2018 01:15:15 +0000 Truva Savaşı: Truva eski adı (troya) Çanakkale ilinin Asya kıtasında ve Çanakkale boğazının yakınlarında Kaz dağı(ida) eteklerinde Tefi kiye köyünün batısında bulunan Hisarlık tepesindeki antik kente verilen isimdir. Truva Savaşı: Truva eski adı (troya) Çanakkale ilinin Asya kıtasında ve Çanakkale boğazının yakınlarında Kaz dağı(ida) eteklerinde Tefi kiye köyünün batısında bulunan Hisarlık tepesindeki antik kente verilen isimdir.  Hisarlık tepesinde antik kentinin oluşu uzun bir süre bilinmese de bölgede antik parçalarının bulunması Hisar tepesinde bir kentin oluşunu meydana çıkarmaktadır. Truva şehri kral soyundan gelen tros tarafında kurulmuş ve Truva savaşı bu kente gerçekleşmiş olup kentin Akalar tarafında yıkılmıştır.

    Truva antik kentinde bulunan Athena tapınağı bulunur bu tapınağa imparator 1.c. Ser has Yunanistan yolculuğuna çıkmadan önce gidip şehri ziyaret ederek kurbanlar hediye verirdi.

    Truva’da yaşayan halk krallık sayesinde uzun seneler huzurlu ve barış içinde yaşamışlar. Truva’nın bu huzurlu yaşamları bazı kötü insanlar tarafında çekilemez ve Truva’yı huzursuz edecek planlar yapmaya başlarlar. Kaz dağında yapılan güzellik yarışmasında Sparta kralı leda ile Zeusun kızı olan güzeller güzeli Helen yarışmada birinci güzel seçilir.

    Helen büyüyüp evlenme çağına geldiği zaman kendi seçtiği Menelaos ile evlenir. Primaos’un oğlu Paris’in Truva kentinden Yunanistan’a gitmek için hazırlık yaptırır ve gemilerle Yunanistan Sparta’ya gider. Sparta Kralı Menelaos ve karısı güzeller güzeli Helena’ya misafir olur Paris'i çok iyi karşılarlar istediği kadar kalabileceğini söylerler. Menelaos’a Girit’de bulunan büyük babasının ölüm haberi gelir Paris’i ve güzel karısı Helenayı sarayda bırakarak cenazeye gider.  Menelaos’un Girit’e büyük babasının cenazesine gitmesini fırsat bilen Paris Helen’i ile Menelaos’a ait hazineleri ve değerli eşyaları alarak kaçar. Menelaos Sparta’ya döndüğünde karısı güzel Helene’nin kaçırıldığını ve değerli hazinelerinin çalındığını öğrenir.

    Truva Savaşı

    Menelaos abisi kral Agememnonu Helena’yı kurtarmak için yardıma çağırır, abisiyle birlikte elçi olarak Truva’ya giderler Fakat savaş çıkmasını istemez bu ziyaret istediği gibi sonuç vermez ve başarısızlıkla sonuçlanır. Menelaos Akaların kahraman savaş cısı Akhilleus’u savaşta yanlarında olması için getirir fakat Akhilleus Truva savaşını kazanamayacaklarını anlayarak saklanmış savaşa gitmek istememiştir. Akhilleus’u saklandığı yerden bulup getirerek Aka ordusuna katılıp Yunan devletiyle birleşip ilk çıkartmayı Mysia’ya yapmışlar. Akalar mysia’yı savaş yeri sanarak yağmalamalar yapmışlar fakat yanlış bölgede olduklarını anlayarak tekrar gemileriyle Truva’ya giderler ve ilk olarak Truva şehrini kuşatırlar ve Menelaos karısı ile hazinelerini kurtarmak için Yunanlı ordusuyla birlikte 1000 gemiyle çıkartma yapıp Troya saldırır 10 yıl süren savaşı başlatırlar.

    Yunanlılar tahta bir at yapıp içine askerlerini doldurmuş ve bu atı Athenaya armağanımız biz savaşı kaybettik diyerek Truva’nın kapısına bırakıp yenilgiyi kabullenmiş gibi geri çekilirler. Truva halkı savaşı biz kazandık sevinciyle atı içeri alırlar. Gece olunca atın içindeki askerler çıkıp surların kapısını açarak dışarıdaki Yunan ve Menelaos’un askerlerini içeriye alırlar. Bu içeride saldırıya hazırlıksız yakalanan Truva halkı yenilgiye uğrar. Bu yenilgi sonunda Truva kenti ele geçirilir halktan erkekler öldürülür, kadınlar ise satılmak için köle alınır. Yunan askerleri Helena’yı kurtarıp kocası Menelaos’a teslim edilir.

    ]]>
    Kut Savaşı https://www.savaslar.gen.tr/kut-savasi.html Mon, 19 Nov 2018 17:56:13 +0000 Kut Savaşı: Kut'ül Ammare Kuşatması olarak da bilinen 7 Aralık 1915 ile 29 Nisan 1916 tarihleri arasında İngiliz kuvvetleri ve yandaşları ile Osmanlı kuvvetleri arasında geçen I. Dünya Savaşının temel muharebelerinden bir t Kut Savaşı: Kut'ül Ammare Kuşatması olarak da bilinen 7 Aralık 1915 ile 29 Nisan 1916 tarihleri arasında İngiliz kuvvetleri ve yandaşları ile Osmanlı kuvvetleri arasında geçen I. Dünya Savaşının temel muharebelerinden bir tanesidir. 1. Kut Muharebesi olarak da bilinmektedir. Dicle Nehri kıyısında Kut'ül Ammare şehri yakınlarında yer alan İngiliz ve müttefiklerinin kuşatılması ile başlayan muharebe, şehrin Osmanlı Ordusu tarafından ele geçirilmesi ve İngiliz birliklerinin tamamının esir alınmasıyla sona ermiştir. Kut'ül Ammare, Dicle Nehri kıyısında Şattülarap kanalı ile birleşen Basra Körfezi'nin 350 km kuzeyinde, Bağdat'ın 170 km güneyinde yer alan bir kasabadır. 1915 yılı nüfus sayımına göre şehirde 6500 kişi yaşamaktaydı. Birinci Dünya Savaşı' nda kazandığımız en önemli zaferlerden bir tanesidir. Çanakkale Savaşı' nın gölgesinde kalsa da İngilizlerin prestijini hiç beklemedikleri şekilde sarsmış, General Charles Townshend dahil çok sayıda yüksek rütbeli İngiliz subayı esir düşmüş, Irak cephesinin her iki taraf açısından öneminin daha da artmasına neden olmuştur. Ne yazık ki, Osmanlı Ordusu bu zaferle ele geçirdiği inisiyatifi, ilerleyen aylardaki hatalı kararlarla devam ettirememiş, bir yıl sonra İngilizler karşısında ağır yenilgilere uğrayarak Bağdat'ı ve sonraki dönemde de tüm Irak'ı terk etmek zorunda bırakılmıştır. Uygarlıkların beşiği olan Mezopotamya'daki 400 yıllık Osmanlı egemenliği böylelikle sona ermiştir.

    Kut Savaşı
    Kut Savaşı: Osmanlı ordusu Kut'ül Ammare'de İngilizleri tam manası ile kuşatmış ve bir çember içine almıştı. Bunu yarmak için İngiliz birlikleri zaman zaman takviye aldıysa da başarılı olamamıştır. Mart ayına kadar süren bu kuşatma sırasında İngilizler içinde büyük kayıplar vermiş nehirlerden yapılan cephane ve yiyecek yardımı yeterli olmamıştır. Bu yarma sırasında Sabis bölgesinde Ali İhsan Bey komutasındaki birliklerle de başarılı çarpışmalar vermekteydi. Sabis Meydan Savaşı olarak da tarihe geçen bu çatışmalarda Müslüman Osmanlı Askeri büyük başarılar elde etmiştir. 10 Mart 1916 günü zor durumda bulunan İngiliz birliklerine, Halil Paşa, tarafından teslim olma çağrısı yapılmıştır. İngilizler buna olumlu cevap vermeyerek, 6 Nisan günü büyük bir saldırıya geçerek yarma harekatına girişmişlerdir, ancak başarılı olamamışlar ve çok büyük kayıplar vermişlerdir. 29 Nisan 1916 yılından Türkiye'nin Nato'ya üye olduğu 1952 yılına kadar bu tarih, her yıl Kut Bayramı olarak kutlanmıştır. 
    ]]>
    Melhame Savaşı https://www.savaslar.gen.tr/melhame-savasi.html Mon, 19 Nov 2018 23:22:54 +0000 Melhame Savaşı, Melhame'i Kübra, Kelime manası olarak çok büyük kanlı savaş anlamına gelmektedir. Ayrıca Kuran'ı Kerim'de bahsedilen kıyamet gününde, Deccal ile Hz. İsa arasında geçecek olan savaşa İslam dinine inananların Melhame Savaşı, Melhame'i Kübra, Kelime manası olarak çok büyük kanlı savaş anlamına gelmektedir. Ayrıca Kuran'ı Kerim'de bahsedilen kıyamet gününde, Deccal ile Hz. İsa arasında geçecek olan savaşa İslam dinine inananların verdiği isimdir. Melhame'i Kübra, kıyametin bir belirtisi olarak değişik zaman dilimlerinde farklı biçimlerde boy gösteren farklı sürümleri olan bir mefhum da olabilir. Hadislerin farklı rivayetleri bu farklı vaka'lara işaret etmiş olabilir. Hadis kaynaklarında geçen özellikleri dikkate alındığında bu olayın Osmanlı topraklarında gerçekleşeceği gerçeği anlaşılabilir.

    Hristiyan inancında bu savaşa armageddon adı verilmektedir. İslam'da Deccal denilen büyük fitneden bahsedilirken, Hz. Muhammed (s.a.v.)'den önceki bütün peygamberlerin de ümmetlerine bu fitneden bahsettiğini bildirmiştir. Decall dünyaya şerri hakim kılmak için savacak ve Rablik iddiasında bulunacağından da  haber verilmiştir. 

    İslam kaynakları 70.000 Yahudi'nin Deccala tabi olacağını yazmaktadır. İsa ikinci defa avdet edecek ve Deccalla savaşarak onu yeneceği bildirilmiştir. Bu savaşın gerçekleşeceği yer ise binek hayvanların diz kapaklarına kadar kana gömüleceği haber verilen Amik ovasıdır. Amik Ovası Toros'ların eteklerinde yer almaktadır. 

    Melhame Savaşı
    İbranicede har-megido, Megido Dağı'dır. Burası, Yahudiler ve Evanjeliklerin (Protestanlığın bir kolu) kıyamet savaşının kopacağına inandıkları yerdir. Akdeniz'den 24 km içeride, Telavivden 88 km kuzeydedir. Kitabı Mukaddes'te (İncil) ve o, onları hep birlikte Armageddon (İbranice) denilen yerde topladı (16/16)  denilmektedir.

    Revelation'da (keşif), bu savaşı nükleer savaş şeklinde yorumlayanlar vardır, Ezekiel (Hezekiel kitabı) 38 ve 39. bölümler temel alınarak, çok şiddetli yağmurlar ve dolu, yangınlar ve kükürdün kaynaması, dağların düşmesi ve yüksek kayaların çöktüğü depremler, olarak tasvir edilmiştir.
    ]]>
    Irak Savaşı https://www.savaslar.gen.tr/irak-savasi.html Tue, 20 Nov 2018 21:14:42 +0000 Irak Savaşı, Amerika Birleşik Devletleri ve Birleşik Krallık önderliğinde oluşturulan çok uluslu koalisyon kuvvetlerinin bir askeri hareket ile Irak'a girmesi sonucu ortaya çıkan savaş Irak Savaşı olarak bilinir. Bu savaş Irak Savaşı, Amerika Birleşik Devletleri ve Birleşik Krallık önderliğinde oluşturulan çok uluslu koalisyon kuvvetlerinin bir askeri hareket ile Irak'a girmesi sonucu ortaya çıkan savaş Irak Savaşı olarak bilinir. Bu savaş İkinci Körfez Savaşı ve Irak'ı Özgürleştirme Operasyonu olarak da bilinmektedir. ABD Başkanı Barack Obama yaptığı açıklamada askerlerin 21 Ekim 2011 tarihinde çekileceğini belirtsede 15 Aralık 2011 tarihinde ABD askerleri Irak'ı boşaltmışlardır. 

    Irak Savaşı Öncesi, 

    Amerika ve Britanya, Irak'ın tehlikeli kitle imha silahlarına sahip olduğunu ve silahların büyük devletler açısından büyük tehdit olacağını belirtmiştir. Bu iddialar tam olarak kanıtlanmış sayılmasada ABD askerleri Irak'a girmişlerdir. Bu sırada Amerika'lı görevliler Saddam Hüseyin'i El-Kaide örgütüne destek vermekle suçlamışlardır. Fakat bu idda kanıtlanamamıştır. Dönemin ABD Başkanı George W. Bush bir açıklamasında Saddam Hüseyin'in öldürülmesinin Irak'ı kurtaracağını Tanrı'nın kendisine ilham verdiğini söylemiştir.

    Irak Savaşı
    Irak İşgali Sebebi,

    Irak'ın Filistinli intihar bombacılarına parasal destek verdiğinin öne sürülmesidir. Irak'ın kendi halkına baskı ve zulüm yaptığı da bu nedenler arasında yer almaktadır. Kimilerine göre bu savaşın en büyük sebebi Irak'ın sahip olduğu petrol rezervidir. Ancak bu düşünce ABD görevlileri tarafından yalanlanmıştır.
    İşgal başladıktan sonra Irak ordusu kısa sürede yenildi. Komutan Saddam Hüseyin yakalanıp idam edildi. İdam sonrası ABD yetkilileri Irak'ta özgürlük ve demokrasi için ortam hazırlamaya çalışmışlardır. Bu arada Sünni ve Şii gruplar arasında çatışmalar başlamış ve El-Kaide operasyonları hızlanmıştır. 2007 yılında yapılan araştırmalar sonucunda Irak Savaşı'nda yaklaşık 1.000.000 sivil hayatını kaybetmiştir. Bazı verilere göre 2 milyona yakın insanın göç ettiği söylenmektedir.
    2008 yılının Ağustos ayında Irak ve ABD arasında SOFA antlaşması imzalanmıştır. Bu antlaşmaya göre ABD 5 yıl içinde Irak'ın sınırlarını boşaltması belirtilmiştir. 30 Haziran 2009 tarihinde ABD askerleri Irak'ı boşalttı. Ancak antlaşmada bulunan bir madde gereğince 2009 yılının ortalarında bir halk referandumu yapılarak ABD askerlerinin konumu değerlendirilecekti. Ayrıca stratejik konumu bulunan yerlerin Amerika'ya bırakılacağı, Amerika'nın Irak'ta özel cezaevleri olacağı ve Irak'tan terörist grupları destekleyen ülkelere operasyon yapabileceği de bu anlaşmanın maddeleri arasında yer almıştır. Birçok ülkenin kabul edemeyeceği bu anlaşma, bazı gruplar tarafından protesto edildi. 
    Daha sonra Irak ve ABD arasında Stratejik Çerçeve Antlaşması imzalanmıştır. Bu antlaşma ülke içinde bulunan siyasi ve etnik grupların korunması, öğrenci takasları, sağlık bakımı ve bilgi teknoloji gibi konuları içeriyordu.
    ]]>
    İç Savaş https://www.savaslar.gen.tr/ic-savas.html Wed, 21 Nov 2018 20:54:40 +0000 İç savaş, bir ülkenin kendi içinde yaşanan bir savaştır. Sivil savaş olarak ta tanımlanan bu olgu, ülkedeki kişilerin farklı politik ya da dini kutuplaşmalar altında gerçekleştirdikleri silahlı çatışmaların bütünüdür. İç savaş, bir ülkenin kendi içinde yaşanan bir savaştır. Sivil savaş olarak ta tanımlanan bu olgu, ülkedeki kişilerin farklı politik ya da dini kutuplaşmalar altında gerçekleştirdikleri silahlı çatışmaların bütünüdür. Dünya tarihinde iç savaşlara sahne olan pek çok ülke bulunmaktadır. Bu çatışmaların ortak tarafları olmasına rağmen, ülkelerin, toplumların kendilerine özel siyasi yapısı, kültürel birikimi olduğundan yaşanan iç savaşlar öznel niteliktedir.

    Bir ülkede meydana gelen silahlı çatışmaların her birini iç savaş tanımlamasının içine almak ta yanlıştır. Ülkedeki rejim karşıtı grupların, ayrılıkçı grupların aralarında yaptığı çatışmalar iç savaş kavramının içinde yer almaz. Fakat ayrılıkçı grupların başlattığı isyan hareketlerinin ülke geneline yayılması, tüm bireyleri etkilemesi halinde, bu isyan iç savaşa dönüşür.

    İç savaş nasıl olur

    Ülkede yaşanan çatışmaların iç savaş olarak kabul edilmesi için, yapılan çatışmaların ülke genelinde yayılması, devletin bu politik ya da dini gruplar arasında parçalanması, devletin ülkede bir bölüm üzerindeki hakimiyetini yitirmesi gerekir. Bunlara örnek olarak İspanya iç savaşında devletin milliyetçiler ile cumhuriyetçiler arasında bölünmesini, Suriye iç savaşında devletin ayakta kalabilmesine rağmen ülkede bazı bölgelerde hakimiyetini yitirmiş olmasını gösterebiliriz.

    İç savaş nedenleri

    İç savaş genellikle ülkeye, ülkeler arası yapılan savaşlardan daha fazla zarar verir. Çünkü iç savaşta ülke kendi yapısına karşı bir savaşa girişmekte ve bu savaşın sonuçları, diğer ülkelerle girişilen savaşlara göre daha zor telafi edilmektedir. Dünya tarihinde meydana gelen iç savaşların nedenleri arasında ülkedeki rejim değişikliği ya da ülkenin bölünmesi etkili olmuştur.

    İç Savaş
    Dünya Tarihindeki önemli iç savaşlar

    Tarih boyunca dünyada etkili olan ülkeler arasında çok sayıda iç savaş yaşanmıştır. Bunların olumsuz izleri hala daha devam etmektedir. İç savaş ülkeyi geriletmekte, insanların manevi dünyasını yıkmaktadır. Tarihimizde yaşanmış en önemli iç savaşlar arasında;
    • Amerikan iç savaşı (1861-1865)
    • Lübnan iç savaşı (1975-1991)
    • İspanya iç savaşı (1936-1939
    • Suriye iç savaşı (2011- )
    Bir ülkede farklı grupların arasında gerçekleşen kapsamlı çatışmalarla ülkeye zarar veren iç savaş, günümüzde bile en fazla korkulan durumlardan biridir. Ülkenin bölünmesine, yıkımına neden olabilir. Sivil halka büyük zarar verir. Halk ülkeyi terk etmeye başlar. İç savaş ülkenin tamamına maddi ve manevi olarak düşünülemeyecek kadar zarar vericidir.
    ]]>
    İnebahtı Deniz Savaşı https://www.savaslar.gen.tr/inebahti-deniz-savasi.html Thu, 22 Nov 2018 11:03:04 +0000 İnebahtı Deniz Savaşı, Osmanlı donanması ve Papalık, Malta, Venedik ve İspanya müttefiklerinin İnebahtı denilen yerde yaptıkları savaşa İnebahtı Deniz Savaşı denir. İnebahtı İnebahtı Deniz Savaşı, Osmanlı donanması ve Papalık, Malta, Venedik ve İspanya müttefiklerinin İnebahtı denilen yerde yaptıkları savaşa İnebahtı Deniz Savaşı denir.

    İnebahtı Deniz Savaşının Nedenleri,
    • Osmanlı donanmasının Kıbrıs'ı fethi.
    • Haçlı ittifakının Osmanlı Devleti'ni Anadolu'dan çıkarmak için birleşmesi.
    • Oluşturulan Haçlı donanmasının İnebahtı Körfez'inde Osmanlı donanmalarını yakıp yıkması.

    İnebahtı Deniz Savaşının Başlaması ve Devamı,

    Osmanlı Devleti'nin Kıbrıs'ı almasıyla birlikte harekete geçen Papa 5.Piyer, hummalı bir çalışma yaparak Haçlı ittifakını kurmayı amaçlamıştır. Papanın bu ittifak isteğini Polonya, Fransa, Almanya reddetti. İspanya, Malta ve Venedik ise bu ittifakı kurmayo kabul etmişlerdir. Toskana, Ceneviz ve Ferrara gibi küçük prenslikler daha sonra bu ittifaka katılmışlardır. Haçlı ittifakının başkumandanlığını Şarlken'in oğlu Don Juan üstlenmiştir. 206 gemi ile 1300 top ve 16.000 asker, 36.000 gemici kurulan bu Haçlı donanması, 1570 yılının Eylül ayında Meyis Adası önlerine geldi fakat fırtına sebebi ile Kıbrıs'a giremedi. Bu arada Lefkoşa'nın Türklerin eline geçmesi haberini alan Haçlı ittifakı, muharebeyi bir sene ertelemek zorunda kalmıştır.
    Bu sırada Vezirazam Sokullu Mehmed Paşa, Venedik' le bir barış antlaşması yapmak istemiş ancak Magosa Muharebesi'nin uzun sürmesi ile bu teşebbüsü yarıda kalmıştır. Kıbrıs'ın fethinden Osmanlı donanması, sonra müttefiklerinin Akdeniz kıyılarında tehlikeli bir şekilde dolaşmasının önüne geçmek için harekete geçti. Osmanlı donanmasının 250- 300 civarında gemisi bulunmaktaydı ancak kürekçi ve cenkçi sayısı yok denecek kadar azdı. Haçlı ittifakının Girit Adası civarında olduğu haberini alan donanma hemen harekete geçti ancak Haçlı donanması bulunamadı. Daha sonra Cezayir Beylerbeyi Uluç Ali Paşa 20 gemi ile donanmaya katıldı. Daha sonra Osmanlı donanması, İnebahtı Körfez'i yakınlarına gelerek Haçlı donanmasını aradı fakat yine bulamadı. Donanma geri çekilmek üzereyken gelen bir haberle Haçlı ittifakının Kefalonya yakınlarında olduğu öğrenildi ve hemen harp meclisi toplandı. Donanmada cenkçi ve kürekçi sayısının az olduğunu belirten Pertev Paşa, İnebahtı Limanı'nda tertibat alınıp müdafaa muharebesi yapılması fikrini öne sürdü. Bu fikre Uluç Ali Paşa da aynı sebepten dolayı iştirak etti. Bu fikre Kaptan-ı Derya Müezzinzade Ali Paşa itiraz etti ve taarruza geçmek istedi. En sonunda Ali Paşa'nın fikri kabul edildi.

    İnebahtı Deniz Savaşı
    İnebahtı Deniz Savaşının Sonuçları,

    Savaş 17 Ekim 1571'de başladı. Uzun süren savaş sonucu vurulmayan düşman gemisi kalmadı. Ancak savaş Haçlı ittifakının zaferi ile sonuçlandı. Uluç Ali Paşa ayakta kalabilmişti. Edirne'ye gidip hemen padişaha haber verdi. Başarılarından dolayı Ali Paşa'ya kaptan paşanesi verildi ve Uluç lakabı Kılıç olarak değiştirildi.
    Avrupa'da ise zafer şenliklerle kutlandı. Muharebe sonrası Venedik elçisi İstanbul'a gelerek barış için Sokullu Mehmed Paşa'yı yoklamıştır. Sokullu ona şu sözlerle cevap verdi:''İnebahtı Muharebesi'nden sonra cesaretimizin sönmediğini görüyorsun. Sizin zayiatınızla bizimki arasında fark vardır. Biz sizden bir yer alarak (Kıbrıs) kolunuzu kestik;siz ise donanmamızı mağlup ederek sakalımızı traş ettiniz. Kesilmiş kol yerine gelmez. Lakin traş edilmiş sakal daha gür çıkar.''
    ]]>
    2 Dünya Savaşı https://www.savaslar.gen.tr/2-dunya-savasi.html Fri, 23 Nov 2018 06:50:29 +0000 2. Dünya Savaşı Öncesi Kuruluşlar; I. Dünya Savaşı sonrasında kurulan Yugoslavya ve Çekoslovakya'nın Romanya ile anlaşarak Alman, Macar ve Bulgar tehlikesine karşı güvenliklerini korumak amacıyla kurdukları işbirliği ve 2. Dünya Savaşı Öncesi Kuruluşlar; I. Dünya Savaşı sonrasında kurulan Yugoslavya ve Çekoslovakya'nın Romanya ile anlaşarak Alman, Macar ve Bulgar tehlikesine karşı güvenliklerini korumak amacıyla kurdukları işbirliği ve ittifak sistemidir. 

Locarno Paktı (1925) ; Savaşın terk edilmesi ve silahsızlanmanın sağlanması için İngiltere, Fransa, Almanya, Belçika, Polonya, Çekoslovakya ve İtalya'nın oluşturduğu pakttır.

Briand - Kellog Paktı (1928); Savaşın terk  edilmesi için genel bir anlaşmadır. Paris Paktı olarak da bilinir. Fransa ve Amerika'nın girişiyle hazırlandı. Türkiye bu Parkta 1929 yılında katılmıştır.

Litvinov Protokolü (9 Şubat 1929); Sovyetler Birliği hazırlanmıştır. Briand Kellog Paktıyla aynı amacı taşıyan protokoldür. Türkiye bu protokolü de imzalamıştır.

Balkan Antantı (1934 ); Türkiye Yunanistan, Romanya ve Yugoslavya arasında imzalanmıştır.

Akdeniz Baktı (1936 ); İtalya'nın Akdeniz de oluşturduğu tehdit karşısında İngiltere, Türkiye, Yugoslavya ve Yunanistan'ın katılımıyla oluşturulmuştur.

Sadabat Paktı ( 1937 ); Türkiye, İran, Irak ve Afganistan arasında imzalanmıştır.

2. Dünya Savaşı'nın Nedenleri;
  • Almanya'nın Versay Antlaşmasını bozması 
  • I. Dünya Savaşı sonunda sömürge paylaşımı sorunlarının çözümlenmemesi
  • İtalya'nın Faşizm ve Almanya'nın Nazizm politikası izlemesi
  • Milliyetler Cemiyetinin sorunlarının çözümünde yetersiz kalması
  • 1  Eylül 1939 'da Almanya'nın Polonya ya saldırması
Bloklaşmalar; Mihver Devletleri; Almanya, İtalya, Japonya
Müttefik Devletleri; İtalya, Fransa, Rusya, Yeni Zelanda, Avustralya, Hindistan, Kanada, Çin, Güney Afrika, ABD
  • Savaşta ilk kez nükleer silahlar kullanılmıştır.
  • ABD, Hiroşima ve Nagazaki'ye atom bombası atmıştır.
  • 2. Dünya Savaşı sırasında Müttefik Devletler savaşın gidişatını ve Almanya ya karşı alınacak tedbirler konusunda Arkadya, Moskova, Quebec, Tahran, Kahire, Casablanca, Yalta ve Postdam konferanslarını topladılar.
2 Dünya Savaşı
Yalta Konferansı (4 - 11 Şubat 1945 ); 
  • 2. Dünya Savaşı sonlarında doğru müttefik devletlerin önderliğinde Birleşmiş Milletler örgütünü kurmak ve üye devletleri belirlemek amacıyla toplanmıştır. Bu konferansta 1 Mart 1945'e kadar Almanya'ya savaş ilan etmiş olanların Birleşmiş Milletlere alınacağı belirtilmiş, bunun üzerine Türkiye 23 Şubat 1945'te Almanya ve Japonya'ya savaş ilan etmiştir. 
  • Türkiye Yalta Konferansından sonra toplanan Sanfransisko Konferansına bşr heyetle katılarak Birleşmiş Milletler Antlaşmasına imza atmıştır.
Postdan Konferansı; ABD, Sovyet Rusya ve İngiltere'nin öncülüğünde toplanan konferansta 2. Dünya Savaşı sonrası yenilen devletlerle yapılacak barışın koşulları görüşülmüştür.

2 Dünya Savaşı ve Türkiye;
  • İtalya'nın Balkanlara göz dikmesi ve bu konuda Almanya'nın desteğini alması Türkiye'nin İtalya'nın karşısında olması İngiltere ve Fransız siyasetine yaklaşmasına neden oldu.
  • 19 Ekim 1939 'da Türkiye, İngiltere, ve Fransa arasında ''Karşılıklı Yardım Antlaşması'' imzalandı. Buna göre Akdeniz ve Balkanlardan birisi savaşa girerse diğeri de ona yardım edecekti.
  • Türkiye var gücüyle savaş dışında kalmaya çalışmıştır.
  • Almanya, Yugoslavya ve Yunanistan'ı işgal edip 1941 de Trakya sınırımızla komşu olmuştur. Türkiye ile Almanya arasında 18 Haziran 1941 de bir saldırmazlık paktı imzalanmıştır.
  • 1942 de İngilizler ve Ruslar Türkiyeyi savaşa sokmak için zorlamaya başladılar.
  • Müttefik Devletler Türkiye' yi savaşa dahil etmek için Adana görüşmesi (30 Ocak 1943 )Kahire Konferansını (22 - 26 Kasım 1943 ) düzenlemişlerdir.<]]> Kösedağ Savaşı https://www.savaslar.gen.tr/kosedag-savasi.html Sat, 24 Nov 2018 02:45:24 +0000 Kösedağ savaşı, Anadolu Selçukluları ve Moğollar arasında 3 Temmuz 1943 yılında geçmiş bir savaştır. Bu savaşın önemi savaşta oldukça ağır bir yenilgi alan Anadolu Selçuklu Devletinin, savaş sonrasında yıkılma süreci Kösedağ savaşı, Anadolu Selçukluları ve Moğollar arasında 3 Temmuz 1943 yılında geçmiş bir savaştır. Bu savaşın önemi savaşta oldukça ağır bir yenilgi alan Anadolu Selçuklu Devletinin, savaş sonrasında yıkılma sürecine girmiş olmasıdır. Tarihimizde oldukça önemli bir savaş olan Kösedağ savaşıyla birlikte, Anadolu Selçuklu Devleti çok zorlu bir döneme adım atmıştır.

    Anadolu Selçuklu Devletini savaşa hazırlayan etkenler

    Anadolu Selçuklu Devletinin en parlak dönemini yaşadığı hükümdarı Alaeddin Keykubat, Moğolların çekindiği bir hükümdardır. Bu nedenle Anadolu'ya girmekten çekinmişlerdir. Ancak daha sonra hükümdar olan II. Gıyaseddin Keyhüsrev zamanında devlettin sarsılmasına neden olan Babıali ayaklanması olmuştur. Bu süreçte devlette yeterince yıpranmış olduğundan, Moğollar bu zor durumdan faydalanmıştır. Anadolu'ya girebilmek için, ordunun başına Baycu Noyan getirilmiştir. Baycu Noyan komutasındaki Moğol ordusu Kafkasya'da bulunan Gürcü ve Ermeni ordularının desteğini alıp, Anadolu Selçuklu Devletine karşı sefer hazırlıkları yapmaya başlamıştır. Babıali isyanı sonrasında çıkan Baba İshak isyanından faydalanarak, 1242 yılında Erzurum'a saldırmışlardır. Moğollar tarihe de geçen büyük zulüm ve katliamlar yaparak, halkın mallarını gasp etmiş ve şehirleri yağmalamaya başlamıştır.

    Kösedağ Savaşının gelişmesi

    Gıyaseddin Keyhüsrev Sivas'ta yaklaşık 80 bin kişilik ordusuyla karargahını kurarak, Moğol ordusunun taarruzunu karşılamaya çalışmıştır. Baycu Noyan ise bunu haber alarak, orduyu Sivas'a yönlendirmiştir. Babasının tecrübesine sahip olmayan Gıyaseddin Keyhüsrev ordu kumandanlarının bilgisiyle hareket etmektedir. Kendisine yapılan öneriler doğrultusunda, Sivas^ta karargahını kurmuş ve Moğol ordusunu burada bekleyerek savunmaya geçmiştir. Devlet erkanı ise, ordunun taaruz etmesini istemiştir. Bu esnada ordunun komutanlarından ziyade devlet erkanının isteklerine rağbet eden Keyhüsrev, Selçuklu ordusunu Sivas'tan 80 km doğuya doğru ilerletmiş, burada Kösedağ bölgesinde otlak ve sulak bir yere yerleştirmiştir. Bölge askeri açıdan oldukça dezavantajlı bir yerdi. Burada her türlü askeri ve stratejik hazırlığını yapan Keyhüsrev, Moğol ordusu burada karşılamaya hazırlanmıştır.

    Kösedağ Savaşı
    Selçuklu ordusuna güvenen, güçlü olduğunu düşünen devletin ileri gelenleri, ordunun taarruz etmesini uygun gördüğünden, savaş tecrübesi bulunmayan Keyhüsrev'in askeri kuralları ve tedbirleri dikkate almadan düşmana taarruz etmesine neden olmuştur. Bunun sonuçlarını görememiş, yapılan hatanın devlete neye mal olabileceği gözden kaçmıştır. Moğol ordusuna saldıran Selçuklu ordusu Türk savaş taktiği olan kurt kapanı yani Turan taktiğini kullanan Moğol ordusunun geri çekilmesi sonucunda, öncü Moğol güçlerinin peşine takılarak gitmiştir. Böylesine büyük bir hata, Kösedağ savaşının sonucunu önemli derecede etkilemiştir.

    Daha önce bir savaş idaresinde bulunmayan Gıyaseddin Keyhüsrev, Moğol öncü kuvvetlerini bozguna uğrattığını ve bunun Moğollar için mağlubiyet olduğunu düşünerek geri çekilmiştir. Ordunun bundan haberinin olmaması nedeniyle, hava kararınca Selçuklu ordusu Moğol ordusuyla savaşa devam etmiştir. Sultanın geriye döndüğünü duyan orduda daha sonra cepheden çekilmiştir. Moğol ordusu ise, Selçukluların geri çekilme hareketine karşılık vererek ilerlemeye başlamış ve çarpışmışlardır. Bu Moğollar için oldukça kolay kazanılan bir savaş olmuştur. Bunla birlikte Moğollar Sivas, Erzincan ve Kayseri'ye kadar ilerlemiştir. Kayseri düştükten sonra Azerbaycan'da bulunan Batı Moğol ordusu da karargaha geri dönmüştür.

    Kösedağ Savaşı sonrası gelişmeler

    Savaşın ardından Anadolu'nun içlerine ilerleyen Moğol ordusu, şehirleri hem istila etmiş, hem de yağmalayarak, halka zulüm etmişlerdir. Kösedağ savaşı sonrasında barış yapılsa da, Anadolu Selçu]]> Vietnam Savaşı https://www.savaslar.gen.tr/vietnam-savasi.html Sat, 24 Nov 2018 09:27:39 +0000 Vietnam Savaşı, Diğer bir adı ile Çinhindi savaşı olarak ta bilinen Amerika Birleşik Devletleri ve destekçisi Güney Vietnam ile Kuzey Vietnam, Çin, Sovyetler Birliği arasında gerçekleşen bu savaş 1965 yılında başlamış ve Vietnam Savaşı, Diğer bir adı ile Çinhindi savaşı olarak ta bilinen Amerika Birleşik Devletleri ve destekçisi Güney Vietnam ile Kuzey Vietnam, Çin, Sovyetler Birliği arasında gerçekleşen bu savaş 1965 yılında başlamış ve yaklaşık olarak 1975 yılına kadar sürmüştür. Kore savaşından sonra, soğuk savaş olarak ikinci sırayı almıştır. 1940' lı yıllarda Fransa'nın sömürgeciliğine karşı örgütlenen Komünist Vietnamlılar'ın 30 Nisan 1975'e kadar verdiği mücadeledir. ABD'nin "Vietkong" adını verdiği NLF gerillalarının güçlenmesi ile ABD yardımları da artış gösterdi, Amerika helikopterleri, silahlı güçler, taşıyıcılar ve binlerce askeri danışman ülkeye girdi. Fakat ABD, 1963' te hükumetin askeri darbe ile devrilmesini engelleyemedi. Ardından kısa dönemler için kurulan istikrarsız hükumetler ülkedeki hoşnutsuzluğu bir türlü gideremez oldu. Amerika'nın daha çok müdahale etmesi Ağustos 1964' te Tonkin Körfezinde yer alan bir ABD destroyerine Kuzey Vietnam torpidosu atılması üzerine başladı. ABD Başkanı Johnson, ülkesinde tartışmalı olarak kuzeyde bulunan deniz üslerinin bombalanması emrini verdi. 

    1964 sonu itibari ile Vietnam'da 23 bin askeri danışman bulunmaktaydı ve Vietnam Halk Kurtuluş Cephesi ABD üslerine ve askeri personeline yönelik saldırılara başlatmış oldu. Şubat 1965' te Güney Vietnam ordusunu da yanına alan ABD, vietkong'a karşı yapılan Rolling Thunder adı verilen bombalamayı başlattı fakat hava gücünün tek başına karşı saldırıları engelleyemeyeceği kısa sürede anlaşılmış oldu. Temmuz 1965'te ABD, Vietnam'a 100 bin asker yollayacağını açıklayarak yanına Avustralya, Yeni Zelanda, Kore, Filipinler ve Tayland gibi ülkelerden de askeri gücün oluşturulmasına destek aldı. ABD'nin stratejisi buradan toprak almak değil gerillaların savaşma kapasitesini yavaş da olsa yok etmekti. Fakat ağır kayıplar vermesine karşın NLF savaşmaya devam ederek Amerikan askerlerinin çekildiği bölgeleri tekrar dan ele geçirmeyi başardı. Gerillaları sivillerden ayırmak çok zordu ve zorlu tabiat yapısı içinde kolaylıkla ilerliyorlardı. Amerikan hava kuvvetleri, gerillaların sığınak yaptığı ormanı yok etmek içi milyonlarca galon zehirli Portakal Gazı kullanmak zorunda kaldı. Napalm da, dahil olmak üzere ağır bombardıman devam etti yinede gerillalar uçaksavarlar ve Sovyet ve Çinli müttefiklerinin sağladığı uçaklar ile karşılık verdi.

    Vietnam Savaşı
    Vietnam Savaşı: Vietnam 1,5 milyon vatandaşını ve zehirlenme sonrası topraklarının 3' te birini kaybetmesine karşı savaştan galip çıktı. Amerikalılar ise bölgede 58 bin ölü bırakmış, savaş sonrası Vietnam'dan ülkesine dönen askerlerin önemli bir kısmı da intihar ederek yaşamlarına düşman kurşunları ile değil de kendi elleri ile son vermişlerdir. Amerika ayrıca savaş boyunca, çoğunluğu uçaksavar ateşiyle düşürülen 10 bine yakın hava aracını kaybetmiş. Buna karşılık Kuzey Vietnam'ın kaybı 200 civarındaydı. Vietnam Savaşının başlangıcında Çin-Sovyet ilişkilerinin düzeleceği düşünülürken, algı farklılıkları ilişkilerin daha da bozulmasına sebebiyet vermiştir. Sovyet-Çin farklılıklarının derine gitmesi, çok kutupluluğu güçlendirerek yumuşama sürecinin hızlanmasına sebep olmuştu. Böylece, ABD'nin Vietnam'ı bölme planı suya düşmüş, Kuzey Vietnam ve Güney Vietnam 1975 yılında birleşmiştir.
    ]]>
    Ankara Savaşı https://www.savaslar.gen.tr/ankara-savasi.html Sat, 24 Nov 2018 15:47:31 +0000 Ankara Savaşı; Bu savaş, Osmanlı Padişahı Yıldırım Bayezid ve Timur arasında, Ankara nın Çubuk Ovasında 28 Temmuz 1402 yılında yapılmıştır.  Geç Orta Çağ tarihinin, en kanlı sonuçlanan savaşlarından olan ve Osma Ankara Savaşı; Bu savaş, Osmanlı Padişahı Yıldırım Bayezid ve Timur arasında, Ankara nın Çubuk Ovasında 28 Temmuz 1402 yılında yapılmıştır.  Geç Orta Çağ tarihinin, en kanlı sonuçlanan savaşlarından olan ve Osmanlıların yenilgisiyle son bulan Ankara Savaşı, Fetret Devri olarak bilinen bir iktidar boşluğu döneminin yaşanmasına sebep olmuştur.

    Ankara Savaşının Nedeni ; 

    Türkistan ve İran'da sağlam bir devlet kuran Timur, kendini İlhanlıların varisi görerek, Anadolu üzerinde hakkı olduğunu ileri sürmekteydi. Bayezıd döneminde Osmanlıların erken bir dönemde, Ön Asya ya dayanması Timur un ilgisini  çekti. Timur un saldırıları sonucu, topraklarını kaybeden Celayir sultanı Ahmed ile Karakoyunlu devletinin sultanı olan Kara Yusuf Osmanlı devletine sığınınca, Bayezid ile Timur arasında mektuplaşmalar başladı. Bayezid, Timur 'un, Kara Yusuf ile Sultan Ahmed Celayiri nin geri verilmesi yolundaki talebini, reddetti. Osmanlılara gözdağı vermek isteyen Timur, Bayezid tarafından toprakları kaybedilen ve Timur un devletinde kendilerine daha yakın bir hayat düzeni bulan Anadolu beylerinin de kışkırtması sonucu, Sivas, Halep ve Şam ı elde tti. Timur un daha sonra Bağdat a yönelmesi sonucu,  Bayezid de doğuya ilerleyerek, Timur a bağlı olan Tahharten in egemenliğinde olan Erzincan ve Kemah'ı ele geçirdi. Bu gelişme iki hükümdarın arasını iyice bozdu. Bayezid e bir elçi gönderen Timur, Kemah ın Erzincan Emiri olan Tahharten'e, Anadolu Beyliklerinden alınmış olan topraklarında sahiplerine geri verilmesini, Kara Yusuf un teslim edilmesini ve Osmanlı devletinin kendisine bağlanmasını talep etti. Bayezid'in bu istekleri reddetmesi, savaşın nedeni oldu.

    Ankara Savaşı
    Ankara Savaşında Timur'un Talepleri;
    • Anadolu beylerinden aldığı toprakların geri iade edilmesi.
    • Kara Yusuf ve Ahmet Celayir in tekrardan kendisine teslim edilmesi.
    • Bayezid ın Timur hakimiyetini kabul etmesi.
    • Kemah Kalesi ve çevresinin Timura verilmesi
    • Şehzadelerden birinin rehin olarak istenmesi.
    Ankara Savaşının Sonuçları; 

    Savaş sonunda, Timur esir alınmış olan Yıldırım Bayezid'e, esir gibi davranmamıştır. Her zaman yanında bulunmasını sağlayarak, bütün ihtiyaçlarını gidermiş, kendi çadırının yanında ona ve oğluna çadır kurdurmuş ve bir dost gibi davranmıştır. Daha sonra emri altında bulunan komutanlar aracılığıyla, ordusunu Anadolu nun üzerine dağıtıp, Bursa ya kadar olan yerleri işgal ve istila etmiş, daha sonra kendi egemenliğine bağlamıştır. Hristiyan Hospitalier Şövalyelerinin konrolü  altında bulunan İzmir' i fethedip, bu bölgenin yönetimini Müslümanlara vermiştir. Ankara savaşı mağlubiyeti; Osmanlı Devleti'nin geçici süre de olsa dağılarak, devletin imparatorluk seviyesine geçmesine ve İstanbul un Fethi nin 50 yıl gibi bir süre gecikmesine neden olmuştur. Ayrıca, Anadoluda ki Türk siyasi birliğinin bozularak, Anadolu beyliklerinin yeniden canlanıp kurulmasına ve Osmanlı tarihinde Fetret Devri olarak adlandırılan, 11 senelik bir taht boşluğu döneminin karmaşasına ve boşluğuna neden olmuştur.
    ]]>
    Balkan Savaşları https://www.savaslar.gen.tr/balkan-savaslari.html Sun, 25 Nov 2018 07:20:23 +0000 Balkan Savaşları, Osmanlı Devleti'nin Balkanlardaki Yunanistan, Bulgaristan, Sırbistan ve Karadağ olmak üzere dört devlete karşı 8 Ekim 1912-29 Eylül 1913 tarihleri arasında yaptığı savaşlardır. Osmanlı Devleti'nin Trablusgar Balkan Savaşları, Osmanlı Devleti'nin Balkanlardaki Yunanistan, Bulgaristan, Sırbistan ve Karadağ olmak üzere dört devlete karşı 8 Ekim 1912-29 Eylül 1913 tarihleri arasında yaptığı savaşlardır. Osmanlı Devleti'nin Trablusgarp ile uğraşmasından  yararlanan dört Balkan Devleti  Osmanlı imparatorluğu'na karşı saldırı  başlattılar ve Osmanlı Devleti'ne Karadağ'ın saldıra geçmesi Balkan Savaşları' nı başlattı.

    Balkan savaşlarının nedenleri:
    • Balkan savaşlarının başlamasının ana nedeni Sırbistan krallığı ve Bulgaristan krallığı'nın Balkanlarda gelişme göstermesidir.
    • Rusya'nın Balkan Devletlerini Osmanlı imparatorluğuna karşı desteklemesi
    • Milliyetçilik düşünceleri
    • Osmanlı İmparatorluğu'nun Trablusgarp Savaşı ile ilgilenmesi
    1.Balkan Savaşı:

    Bulgaristan, Yunanistan, Sırbistan ve Karadağ kendi içlerinde anlaşarak Osmanlı imparatorluğuna karşı saldırı başlattılar.
    Sırplar ve Karadağlılar Makedonya'yı, Bulgaristan Batı Trakya'yı, Yunanlılar Ege Adaları'nı tamamen işgal ederek Edirne ve Kırklareli'ye kadar ulaştılar. 
    Balkan Savaşları devam ederken Arnavutluk'un bağımsızlığını ilan etmesi Osmanlı devletini barış istemek durumunda bıraktı. Bu durum sonrasında Avrupa devletlerinin yardımlarıyla 1912 tarihinde Londra Antlaşması imzalandı.

    Londra Antlaşmasına göre;
    • Osmanlı İmparatorluğu Midye-Enez bölümünün batısında olan bütün topraklarını kaybettiği
    • Edirne ve Kırklareli Osmanlı topraklarından çıktı
    • Arnavutluk bağımsızlığını ilan etti
    • Ege adaları Osmanlı topraklarından çıktı
    2. Balkan Savaşı:

    Osmanlı Devleti'nin Birinci Balkan Savaşının sonunda kaybettiği toprakları Balkan devletleri tarafından paylaşılamaması ve Bulgaristan'ın fazla toprak alması nedeniyle Balkan devletleri Bulgaristan'a karşı savaş başlattılar ve bu savaştan yararlanan Osmanlı Devleti Birinci Balkan Savaşı sonucu kaybettiği Edirne ve Kırklareli' yi Balkan devletlerinden geri aldı ve Avrupa devletlerinin yardımıyla Bükreş antlaşması imzalandı.
    Balkanlarda hiç sınırı kalmayan Osmanlı İmparatorluğu Bükreş Antlaşması'na katılmadı. 
    1913 tarihinde Osmanlı Devleti Bulgaristan ile İstanbul Antlaşması imzaladı.

    Balkan Savaşları
    İstanbul Antlaşmasına göre;
    • Edirne Osmanlı Devletlerinin sınırında kaldı ve Meriç Nehri, Bulgaristan ve Osmanlı Devleti arasında sınır sayıldı
    • Osmanlı Devleti Batı Trakya'yı Bulgaristan'a bıraktı
    İkinci Balkan Savaşı sırasında Osmanlı Devleti Yunanistan' la ise Atina Antlaşması'nı imzaladı.

    Atina Antlaşması'na göre;
    • Selanik Yunanistan'a verildi
    • Bozcaada ve Gökçeada haricindeki bütün Ege Adaları Yunanistan'a bırakıldı
    Balkan Savaşlarının sonuçları:
    • Ege Adaları'nın tamamı ve Makedonya Osmanlı Devleti'nin elinden çıktı 
    • Osmanlı Devleti' nin balkanlarda olan hakimiyeti bitti
    • Birinci Meşrutiyet de başlamış olan Osmanlıcılık düşüncesi yerini Türkçülük politikasına bıraktı
    • Bugünkü Türkiye-Bulgaristan sınırı belirlendi
    • Milyonlarca Türk yaşadıkları yerden göç ederek Doğu Trakya ve Anadolu'ya yerleştiler.
    • İttihat ve Terakki Cemiyeti yönetim sahibi oldu
    ]]>
    Kırım Savaşı https://www.savaslar.gen.tr/kirim-savasi.html Sun, 25 Nov 2018 22:17:04 +0000 Kırım savaşı, Osmanlı devleti ile Rusya arasında çıkmış ve oldukça şiddetli geçmiş bir savaştır. Bu savaş tam olarak 4 ekim 1853 yılında başlayarak 30 mart 1856 yılına kadar devam etmiş üç yıllık bir savaştır. Osma Kırım savaşı, Osmanlı devleti ile Rusya arasında çıkmış ve oldukça şiddetli geçmiş bir savaştır. Bu savaş tam olarak 4 ekim 1853 yılında başlayarak 30 mart 1856 yılına kadar devam etmiş üç yıllık bir savaştır. Osmanlı ile Rusya arasında geçen bu savaş diğer krallıkların ve devletlerinde savaşa dahil olması ile iyice kızışmıştır. Bu katılımlar sonrasında ortaya Rusya'yı destekleyen Avrupa devletleri görüntüsü çıkmıştır. Oldukça uzun geçen bu savaş sonunda müttefik güçleri zafer ile ayrılmışlardır. Kırım savaşının birçok sebebi vardır. Bu sebepleri şu şekilde sıralayabiliriz;
    • Osmanlı devletinin son zamanlarda zayıflaması nedeni ile Rusya bu durumu fırsat bilerek Osmanlı Devleti üzerinde bir etki alanı kurmaya çalışmıştır. Bu savaşın en önemli nedenlerinden biride bu durumdur. Rusya bu savaş ile Osmanlı üzerinde bir etki alanı kurarak daha sonra da devleti tamamen yıkma planları yapmıştır. 
    • Bir diğer sebep ise Rusya'nın Osmanlı Devleti ile çıkarları için ittifak kurmak istemesidir. Rusya'nın böyle bir şeyi istemesinin nedeni ise Osmanlı sınırları içerisinde bulunan Ortodoksların koruyuculuğunu almak istemesidir. 
    • Bunun yanı sıra Osmanlı devletini oldukça zayıf gören Rusya'nın mirasın paylaşılmasını sağlaya çalışması Kırım savaşının önemli sebeplerindendir. 
    Bu sebeplere bağlı olarak çıkan Kırım savaşının bilinmeyen birçok sebebinin olduğu söylenmektedir. Kırım savaşı, Osmanlı devletine yardım etmek amacı ile yapılmış gibi gözükse bile aslında bu savaş daha çok Avrupa'nın siyasal statüsünün geliştirilmesi için yapılmıştır. Yani ilk bakışta bu savaşın Osmanlı lehine olduğu sanılabilir. Bunun yanı sıra bu savaş Fransa'ya göre başarının anahtarı olduğu için İngiltere ile arasını iyi yapmak zorundaydı. Fransa bu savaş sayesinde İngiltere'ye yaklaşarak bu fırsatı değerlendirmiştir. Kırım savaşı sırasında tüm merkezi Avrupa devletleri düşüncelere karşıydı. Özellikle Avusturya, savaş sonra çıkarılacak olan antlaşmalar nedeni ile tedirginlik duymaktaydı. Genel olarak bakıldığında Kırım savaşı sırasında batılı olan devletler bu savaşta neden var olduklarını tam olarak bilmiyorlardı. Bu nedenle yapılan barış antlaşmaları herhangi bir işe yaramadı. 

    Kırım Savaşı
    Kırım savaşı başlaması,

    Aslında Kırım savaşı daha ilan edilmeden önce başlayan bir savaştır. Çünkü Rus orduları, daha savaş ilan edilmeden Eflak ve Boğdan'ı işgal etmeye başlamışlardır. Bu nedenle Çar Nikolay, savaşın bu şekilde başlayamayacağını belirtmiştir. Fakat yapılan bu itiraza rağmen sonuçlarda herhangi bir değişiklik olmamıştı. İşgal ile birlikte Avusturya bir teklifte bulunarak Viyana sınırları içerisinde bir konferans toplamıştır. Fakat yapılan bu konferanstan da bir sonuç alınamamıştır. Bu durumla birlikte İstanbul'da yaşayan insanlar padişaha baskı yaparak Rusya'ya karşı savaş ilan edilmesini istedi. 4 Ekim 1853'te Rusya'ya gönderilen bir nota ile 15 gün süre içerisinde Eflak ve Boğdan'ın boşaltılması istendi. Fakat gönderilen notaya rağmen Rusya tutumunu değiştirmedi ve işgallere devam etti. Bu durumda savaş fiilen başlamış oldu.

    Kırım savaşı sonuçları,

    Aslında bu savaşın sonucu Gerçekte ve kağıt üzerinde farklıdır. Çünkü resmi olarak Kırım savaşı sonrasında galip olan Osmanlı devletidir. Fakat savaş sonrasında çok büyük zarar ile çıkan Osmanlı devleti, bu savaşı devam ettirebilmek için çok büyük borçlar altına girmiştir. Savaş sonrasında Yüklü bir borç altına girmiş olan Osmanlı devleti 1881 yılında İkinci Abdülhamit döneminde Düyunu Umumiye idaresini kurarak Avrupa devletlerinin mali denetimi altına girmiştir. Kırım savaşı sonrasında Osmanlı devletinde reform hareketleri başlamıştır. Özellikle ıslahat fermanı, bu durumun en önemli nedenlerinden biridir. Bunun yanı sıra son olarak Kırım savaşı sonrasında İtalya birliğine giden yol artm]]> Mohaç Savaşı https://www.savaslar.gen.tr/mohac-savasi.html Mon, 26 Nov 2018 05:26:25 +0000 Mohaç Savaşı, Macarların Osmanlılar tarafından 29 Ağustos 1526 tarihinde yenilgiye uğratılmasıyla sonuçlanan ve Macaristan'ın Osmanlılar ile Habsburg Hanedanı arasında paylaşıldığı bir savaştır. Savaşta Osmanlı ordusunu Mohaç Savaşı, Macarların Osmanlılar tarafından 29 Ağustos 1526 tarihinde yenilgiye uğratılmasıyla sonuçlanan ve Macaristan'ın Osmanlılar ile Habsburg Hanedanı arasında paylaşıldığı bir savaştır. Savaşta Osmanlı ordusunun sayıca üstün olması, 60.000 kadar hafif süvariye sahip olması ve o dönemde Avrupalıların hiç karşılaşmadığı 300 seyyar topun, tüfeklerin kullanılmasıyla, Macar ordusu ağır süvarilerini çok kısa sürede kaybetmiş ve yenilgiye uğramışlardır. Savaşın toplam süresi sadece 2 saat sürmüştür. Bu dünyadaki en kısa devam eden meydan muharebesi olarak kabul edilir. Osmanlı ordusu gelişmişliği sayesinde kısa sürede Mohaç Savaşından galip ayrılmıştır.

    1353 yılında Rumeli'ye geçen Osmanlıların karşısına geçen Katolik dünyasının öncüsü olan Macarlar, yapılan çatışmalar sonucunda yenilmişlerdir. Özellikle daha önceden 1440 ve 1456 yıllarında iki defa kuşatılmasına rağmen alınamayan Belgrat'ın 1521 yılında alınması Macarlar için büyük bir darbe olmuştur. Fakat bu Macar Krallığının mukavemetini kıramamıştır. Bundan sonra da Macarlar ve Osmanlılar arasındaki savaşlar aynı hızda devam etmiştir. Bu dönem Osmanlı padişahı olan Kanuni Sultan Süleyman'a sınır beylerinden biri olan Yahya Paşaoğlu Bali Bey, Drava ve Sava ırmaklarının arasında kalan Macarlara ait toprakların alınmasını tavsiye etmiştir. Macar seferi üzerinde etkisi olan başka bir etkende, Kutsal Roma Germen İmparatoru olan V. Karl ve Fransız kralı I. François arasında bulunan rekabettir. V. Karl'a esir düşen I. François'in annesi İstanbul'a elçi gönderip Sultan Süleyman'dan yardım istemiştir. Kanuni bunu kabul ederek, Osmanlılara karşı Boğdan ve Eflak Voyvodaları ile anlaşan Macarlara karşı savaş açma kararı almıştır.

    Mohaç Savaşı
    Mohaç savaşı hazırlıkları ve gelişmeler

    Kanuni 10 Mart 1526 tarihinde Rumeli kumandanlarının, Bosna ve Anadolu Beylerbeyinin, Kırım Hanına macar seferine çıkmak için hazırlık yapmalarını istemiştir. Şam ve Mısır'daki askerler, kapıkulu askerleri de bu sefere katılmıştır. 23 Nisan 1526 tarihinde Kanuni 100.000 kişiden oluşan ordu ve 300 topla Macar seferine çıkmıştır. Sefer sırasında Eszek, Ujlak kaleleri alınmıştır. Orduya hedeflerinin Budin olduğu söylenmiş, Drava nehri aşılarak, Mohaç ovasına doğru ilerlemişlerdir. Bu arada Macar ordusu da Mohaç ovasında karargahını kurmuş ve Osmanlı ordusunu beklemeye başlamıştır. Ordunun başında Kral II Lajos vardır. Kralın savaşa bir an önce katılmasını istediği Erdel voyvodası Janos Szapolyai yanında 30.000 kişilik ordusu olmasına rağmen, bu savaşa girmekten vazgeçmiştir. Bunun nedeni kralı kıskandığı içindir. Savaş hazırlıkları 26 Ağustos'ta iki taraf içinde bitmiştir. Osmanlı ordusunun beş bin kişiden oluşan öncü kuvvetlerinin başında Malkoçoğlu Bali bey bulunmaktadır. Bu kuvvetleri Rumeli askerleriyle, 150 topu olan Sadrazam İbrahim Paşa izlemiştir. Bunların gerisinden de Anadolu askeri ve kalan toplarla Behram Paşa bulunmaktadır. Kanuni ile birlikte yeniçeriler, muhafızlar ve süvari alayları gelmektedir. Osmanlı ordusu Mohaç ovasına girdiğinde öncelikle güneybatı bölümlerini ele geçirmiştir. Akıncılarda Macar ordusunun dışarıdan yardım almasını önlemiştir.

    28 Ağustos 1526 tarihinde Osmanlı ordusu Mohaç ovasına gelmiş, tecrübeli askerlerin, kumandanların da olduğu savaş meclisi toplanmıştır. Burada ertesi gün yapılacak savaş tartışılmıştır. Savaş esnasındaki planlar belirlenmiştir. Ovanın bir tarafının bataklık, diğer tarafının tepe olması nedeniyle, Kanuni en yüksek ovada yerleşmiştir. Bali Bey'in önerisiyle ordu arka arkaya 3 saf şeklinde yerleşmiştir. Bu planla Macar ordusunun saldırması beklenecek ve saldırılar Osmanlı ordusunun merkezine geldiğinde, ordu yanlara açılacak ve Macar süvarilerini Osmanlı toplarıyla karşı karşıya bırakacaktır. 29 Ağustos gününde Macar ordusu saldırı kararı almıştır. Osmanlı ordusu sabah namazını kılarak, hazırlığa başlamıştır. Veziri azam ilk saflarda Rumeli a]]> Sıffin Savaşı https://www.savaslar.gen.tr/siffin-savasi.html Mon, 26 Nov 2018 16:41:21 +0000 Sıffin savaşı, net olarak bilinmese bile 657 yılında ilk fitne sırasında çıkmıştır. İslam devleti ile  Suriye valisi arasında yapılan bu savaş mekan olarak Arapça isimli olan Sıffin'de yapıldığı için Sıffin savaşı ol Sıffin savaşı, net olarak bilinmese bile 657 yılında ilk fitne sırasında çıkmıştır. İslam devleti ile  Suriye valisi arasında yapılan bu savaş mekan olarak Arapça isimli olan Sıffin'de yapıldığı için Sıffin savaşı olarak bilinmektedir. Süre kısa olsa bile en büyük muharebelerden biri olan bu savaş yaklaşık olarak üç aya yayılmaktadır. 657 yılında gerçekleşen bu savaş ile her iki devlette istediği sonuca ulaşamamıştır. Fakat savaş her iki tarafın da karşılıklı anlaşması ile sonlanmıştır. Sıffin savaşı, İslam tarihinde çok önemli bir yer tutmaktadır. İslami açıdan, Halife Ali'nin otoritesini sarsmıştır. Müslüman toplumlar arasında otoritesi sarsılan Halife Ali hariciler adındaki yasa dışı grubun kurulmasına neden olmuştur. Bu grup aslında herkesin bildiği gibi sonradan Halife Ali'yi öldüren gruptur. Bu grubun kurulması ile Emevi hanedanının yolu açılmıştır. Savaş taraflarında biri olan Muaviye, Üçüncü halife olan Osman'ın akrabasıydı. Muharebeye giden süreç içerisinde Ali, Basra'dan Küfe'ye dönmüştür. Daha sonra ise Suriye'ye elçi göndererek Suriye valisi Muaviye'yi ikna etme çabaları göstermiştir. Fakat Ali ne kadar uğraşsa da bu çabaların tümü boşa gitmiştir. Ali İslam Devletinin yönetim alanını Medine'den Küfe'ye taşıyarak devleti daha da güçlendirmiştir. Çünkü Küfe içerisinde Medine'den çok daha fazla destekçi vardı. Bunun aynında Küfe'nin merkezi bir alanda yer alması da İslam Devletinin Medine'den Küfe'ye taşınmasında önemli bir rol oynamıştır. 

    Sıffin savaşı devam ederken ara ara küçük ateşkesler imzalanmıştır. Bunların sonunda savaşın en üst düzeyini oluşturan Kuran hadisesi gerçekleşmiştir. Bu olay sonrasında Suriye tarafları mızrakların uç kısımlarına kurandan küçük bölümleri asarak savaşın sonucunun Allah'a kalmış olduğunu belirtmişlerdir. Ali Kuran'a dayanan bir heyet kurmuştur. İşte bu olayla birlikte hakem olayı meydana gelmiştir. 

    Sıffin Savaşı
    Savaşın sonuçları:
    • Bu savaş sonrasında Ali'nin toplumdaki yeri çok ciddi bir şekilde zayıflamıştır. Bu durum Ali'nin başarısızlığı ile doğrudan bağlantılıdır. 
    • Savaşın bir diğer sonucu ise 658 yılında Suriye valisi Muaviye, Suriye'deki taraflarının bir kısmı tarafından halife ilan edilerek otoritesini arttırmıştır. Bu durum sayesinde Muaviyenin konumu Ali'ye göre oldukça artmıştır.
    •  Sıffin savaşı sonrasında meydana gelen en büyük olay ise Alinin hariciler tarafından öldürülmesi ile Muaviyenin halife olmasına engel olan herhangi bir durum kalmamıştır. Bu olay sonrasında Muaviye, Emevi hanedanlığının ilk halifesi olmuştur. 
    • Savaş sonrasında her iki devlette de ciddi maddi manevi kayıplar meydana gelmiştir. Bazı tarih insanları bu durum hakkında her iki devletin toplam kaybının 70 bin olduğunu söylese bile bazı tarihçiler bu kaybın 45 bin tanesinin Muaviye tarafından olduğunu söylemektedir. 
    ]]>
    1 Dünya Savaşı https://www.savaslar.gen.tr/1-dunya-savasi.html Tue, 27 Nov 2018 06:54:29 +0000 1. Dünya savaşı, birinci dünya savaşı tarihimizde görülen en büyük savaşlardan birisidir. Bir çok dünya devleti bu savaşa katılmıştır. Savaş bin dokuz yüz on dört ve bin dokuz yüz on sekiz yılları arasında olmuştur. 1. Dünya savaşı, birinci dünya savaşı tarihimizde görülen en büyük savaşlardan birisidir. Bir çok dünya devleti bu savaşa katılmıştır. Savaş bin dokuz yüz on dört ve bin dokuz yüz on sekiz yılları arasında olmuştur. Şimdi bu savaşın genel olarak nedenleri ve sonuçları hakkında bilgi verelim.

    1. Dünya savaşının nedenleri
    • Fransız ihtilali sonucunda ortaya milliyetçilik akımı çıkmıştır ve bu nedenle her millet kendi devletini kurmak istemiştir. 
    • Sanayi inkılabı ile beraber sömürgecilik hız kazanmıştır. 
    • Devletler arasında ham madde ve pazar rekabeti oluşmuştur.
    • Avrupa devletleri arasında silahlanma yarışmaları ve bloklaşmalar görülmeye başlanmıştır. 
    • Almanya kendisine yeni ham madde kaynakları aramaya başlamıştır.
    • Almanya ile İngiltere arasında rekabet oluşmuştur.
    • Rusya'nın Boğazları ele geçirmek ve Akdeniz'e inmek istemesi
    • Japonya'nın Asya ve büyük Okyanus üzerine yayılmak istemesi bu savaşın başlamasına neden olmuştur.
    1. Dünya savaşı, savaş aşamalarında ülkeler arasında bloklaşmalar oluşarak itilaf devletleri ve ittifak devletleri gibi kavramlar oluşmuştur. Almanya, Avusturya Macaristan, İtalya devletleri üçlü ittifak devletlerini oluşturmuşlardır. Daha sonra İtalya bu gruptan ayrılmış ve Osmanlı devleti, Bulgaristan bu gruba dahil olmuşlardır. Bu devletlere karşı olarak İngiltere, Fransa, Rusya üçlü itilaf devletlerini kurmuş ve ardından İtalya, Sırbistan, Japonya, ABD ve Yunanistan bu gruba katılmıştır. Bu gruplar oluşurken ham madde ve pazar arayışları ve siyasi düşünceler etkili olmuştur. Savaş yirmi sekiz haziran da Saraybosna kentine ziyarete gelen Avusturya Macaristan veliahtının bir Sırbistanlı tarafından öldürülmesi ile alevlenmiştir. Tarih de bu olay kıvılcım olay olarak bilinir. Avusturya Macaristan Sırbistan'a savaş açınca ardında tüm dünyaya yayılmış ve birinci dünya savaşı başlamıştır. Osmanlı devleti Avrupa iki bloğa ayrılınca yalnızlık endişesine kapılarak diplomatik bir beraberlik sağlamak adına Almanya'nın yanında savaşa girme kararı almıştır. Savaşa girmek de amacı kaybettiği toprakları geri almak istemesi, Almanya'nın desteği ile ülkenin çöm daha iyi kalkınabileceğini düşünmesi ile savaşa girmiştir. Almanya da Osmanlıyı yanına alarak yeni cepheler açacağını, Osmanlı'nın petrol kaynaklarından yararlanacağını, Osmanlı Halife'sinin dini gücünü kullanmayı, Boğazlardan faydalanmayı amaçlamıştır.

    1 Dünya Savaşı
    Osmanlı devletinin birinci dünya savaşına girmesi, Osmanlı'nın savaşa girmesi ile bir çok yeni cephe açılmıştır. İttifak devletlerinin yükü biraz hafiflemiştir. Osmanlı bir çok cephede savaşmıştır. Bunlar Kafkas cephesi, Irak cephesi, kanal cephesi, Çanakkale cephesi, Suriye Filistin cephesi, Hicaz ve Yemen cephesi, Galiçya, Romanya ve Makedonya cephelerinde savaşmıştır. Birinci dünya savaşı sırasında İngiltere Fransa ve İtalya kendi arasında gizli anlaşmalar yaparak Osmanlı topraklarını paylaşmaya başlamıştır. Bu anlaşmalarda İstanbul, boğazlar, Trabzon'a kadar olan kıyılar, Erzurum, Van, Bitlis Rusya'ya verilmiştir. On iki ada, Antalya ve çevresi, Konya, aydın, İzmir İtalya'ya verilmiştir. Musul hariç tüm Irak İngiltere'ye verilmiştir. Adana, Antakya, Suriye kıyıları ve Lübnan Fransa'ya bırakılmıştır. 

    Amerika birleşik devletlerinin birinci dünya savaşına girmesinin ardından dönemin Cumhurbaşkanı Wilson bir barış yapılması gerektiğini ve bunun için yapılması gereken esasları Wilson ilkeleri olarak açıkladı. Bu ilkeler,

    Wilson ilkeleri, 
    • Galip olan devletler yenilmiş olan devletlerden savaş tazminatı almayacaklar.
    • Barış anlaşmaları herkes tarafından bilinerek yapılacak.
    • Uluslararası olan ekonomik engeller kaldırılacak ve devletler arasında eşitlik esas olacak.
    • Ülkeler arasındaki silahlanma yarışları sona erecek.
    • Devletler arasında]]> Uhud Savaşı https://www.savaslar.gen.tr/uhud-savasi.html Tue, 27 Nov 2018 08:11:32 +0000 Uhud Savaşı, Uhud dağının eteklerinde başlayan Uhud savaşı 23 Mart 625 yılında cumartesi günü başlamıştır. Bu savaş Medine'de ki Müslümanlar ile Mekke'de ki Ebu Süfyan'ın ordusu ile yapılmıştır. Hicret'in 3. yıl Uhud Savaşı, Uhud dağının eteklerinde başlayan Uhud savaşı 23 Mart 625 yılında cumartesi günü başlamıştır. Bu savaş Medine'de ki Müslümanlar ile Mekke'de ki Ebu Süfyan'ın ordusu ile yapılmıştır. Hicret'in 3. yılında Kureyşlilerin Bedir'in intikamını almak ve Arabistan'a karşı kaybolan itibarlarını tekrardan kazanması için başlayan savaş hazırlıklarının öncüleri Ebu Süfyan, İkrime, İkrime'nin kardeşi ve Ebu Süfyan'ın karısı Hinddir. Ebu Süfyan liderliği ile birlikte hazırlanan 3000 kişilik ordu Mekke üzerinden başlayarak ilerlemeye geçtiler. Savaş öncesinde Hz. Muhammet Müslüman topluluklarını bir arada tutarak ön görüşme yaptı. Bu görüşmenin sonucunda iki seçenek belirlediler. Birinci seçenek düşman ordusuna dağın eteklerinde saldırılması, diğer bir seçenek ise şehrin içinde yapılacak şehri müdafaa savaşıydı. Savaşa katılmayan genç Müslümanların ısrarı ile Uhud dağının eteklerinde yapılması kabul gördü. Hz. Muhammet Müslüman askerleri yerlerine yerleştirirken bir telkin de bulunmuştu. '' Müslüman askerlerinin cesetlerinin üstünde leş kargaları dahi görseniz bulunduğunuz bölgeyi tek etmeyin'' demiştir. Her tülü gelebilecek tehlikeye karşı arkadaki tepeye 50 okçu yerleştirmiştir. Mekke askerlerinin kaçtığını gören okçu Müslüman askerler savaş kazanıldı düşüncesi yerlerini terk etmişlerdir. Mekke askerlerinin süvari komutanı boş tepenin önünden geçerek Müslüman askerlerini arkadan çevirmeyi başarıp Müslüman askerlerini iki düşmanın arasında bırakmıştır. Arada kalma çatışmasında Hz. Hamza ile birlikte 70 kişi şehit olmuştur. Yenilen İslam ordusu, Uhud dağının eteğine doğru geri çekilmişlerdir. Hz. Muhammed bu savaşla beraber Medine de kalma düşüncesinde ki haklılığı ile birlikte okçulara bulunduğu tembihte ki doğruları göstermiş oldu. Bu savaşla birlikte Hz. Muhammed'in isabetli kararlarına karşı çıkılmadı. 

    Uhud Savaşı
    Uhud savaşının nedeni; Mekkelilerin bedir savaşının intikamını almak istemeleri ve Medine den çıkarılan Yahudilerin Mekkelileri savaşa teşvik etmeleri ile Uhud savaşı çıkmıştır.

    Uhud savaşının sonucu; Mekkelilerin Hz. Muhammedin nüfuzu tamamen yok etmek istemişlerdir. Fakat kazandıkları halde kesin hedeflerine ulaşamamışlardır. Çünkü Mekkelilerin Müslüman ordusunun yok olmasına güçlerinin yetmeyeceğini anlamışlardır. Okçuların ganimetleri paylaşmakta acele etmesi sonucunda da Müslümanlar mağlup olmuşlardır. Aynı zamanda Hz. Muhammed'e itaatin önemi anlaşılıp Müslümanların yenilgisi Museviler de sevinç uyandırmıştır. Buna dayanarak Arap kabileleri baş kaldırmışlardır. Baş kaldıranlara Hz. Muhammed akıncıları yollamıştır. Bazı kabileler İslamiyetin öğretilmesi için öğretici istemişlerdir. Ancak bu isteğin yalan olduğu öğreticilerin ölmesi  ile anlaşılmıştır. Bu durum Hz. Muhammed'i oldukça üzmüştür. Savaşın önemli sonuçlarından biri de Hz. Hamza'nın bu savaşta  şehit edilmesidir.
    ]]>
    Amerikan İç Savaşı https://www.savaslar.gen.tr/amerikan-ic-savasi.html Wed, 28 Nov 2018 02:36:11 +0000 Amerikan İç Savaşı,1861-1865 yılları arasında Amerika Birleşik Devletlerinin güneyi ile kuzeyi arasında yaşanan çekişmeli bir iç savaştır. Bir yandan kuzeyin köleliğini savunduğu bir yandan güneyin bu insancıl olmayan duru Amerikan İç Savaşı,1861-1865 yılları arasında Amerika Birleşik Devletlerinin güneyi ile kuzeyi arasında yaşanan çekişmeli bir iç savaştır. Bir yandan kuzeyin köleliğini savunduğu bir yandan güneyin bu insancıl olmayan duruma karşı çıkmasıyla oluşan bu iç savaşta ekonomi büyük oranda etkilenmiştir. İç savaş da kuzey cephesinin savunduğu durumu oldukça insancıl göstererek Amerika'da zencilerden oluşan vatandaşların bulunduğu köle pazarını oluşturmaktı. Fakat bu çıkarlı duruma karşı gelerek insanlığı savunan güney cephesi kuzey cephesine karşı çıktı ve Amerika'da ipler gerilerek iç savaş ortamı oluştu.

    Amerikan İç Savaşının Nedenleri: 

    Amerikan devletinde kuzey ve güney bölgelerinde  büyük bir zıtlık vardı. Kuzey cephesi Amerika'nın ayak basılmamış topraklarında ilkel tarım şartları altında çiftçilik yapılıyordu. Büyük tarım toprakları için çok miktarda iş gücüne ihtiyaç duyuluyordu. Bu yüzden çiftçiler köle pazarı oluşumuna ön ayak oldular. Diğer bir yandan güney cephesi Sanayi İnkılabı ile modern hayata alışmaktaydı. Batıda ise  kölelik anlayışı neredeyse ortadan kalkmıştı. Hatta yasa olarak yasaklanma tasarısı ortaya atılmıştı. Fakat bu durumdan memnun olmayan ve çıkarlarına ters düşen 7 güney eyaleti (South Carolina, Mississippi, Florida, Alabama Georgia ,Louisiana) tedirgindi. Zihniyet olarak köle pazarına karşı olan Abraham Lincoln seçimi kazanınca bu yedi eyalet kendi aralarında anlaşıp var olan seçim durumuna karşı gelerek bağımsızlıklarını ilan etmişlerdir. Zamanla bu devlete dört eyalet daha katılarak on bir eyaletli bir devlet haline geldiler. Kuzey kısmında ise Union birlik olarak tarafını teşkilatlandırdı ve bu iki devlet arasında oluşan bir gerilim sonucu iç savaş doğdu.

    Amerikan İç Savaşı
    Zaferin Sahibi: Kuzey

    Amerikan İç Savaşı kızıştığı dönemde eşit güçte olan kuzey ve güney cephesinde kazananı belirlemenin dönüm noktası olan Gettysburg Savaşı yapıldı. İki tarafında ağır ayıplar verdiği bu savaşta hala bir kazanan yada kaybeden yoktu. Fakat bir gün kuzeyli ordular güneyli orduları iyi bir stratejiyle dumura uğrattı. Amerikan İç Savaşı güneylilerin yenilgisiyle kuzeyin ise büyük bir zafer ile sonuçlandı. Abraham Lincoln ise güney eyaletlerinin suikastıyla öldürüldü.

    Amerikan İç Savaşlarının Sonuçları:

    Amerikan İç Savaşı sona erdiğinde kölelere vatandaşlık hakkı verildi. Amerika uzun süren iç savaşın ardından yenden tek bir devlet haline geldi.
    ]]>
    Din Savaşları https://www.savaslar.gen.tr/din-savaslari.html Wed, 28 Nov 2018 15:11:59 +0000 Din Savaşları, Dinler arasında farklı görüşlerden kaynaklı olan savaşlar din savaşları olarak nitelendirilmektedir. Bir dine mensup olan bir grup ile farklı bir dine mensup olanların dinlerine verilecek zarar veya ay Din Savaşları, Dinler arasında farklı görüşlerden kaynaklı olan savaşlar din savaşları olarak nitelendirilmektedir. Bir dine mensup olan bir grup ile farklı bir dine mensup olanların dinlerine verilecek zarar veya aynı din çatısı altında bulunan kişilerin birbirlerine destek vererek gerçekleşen savaşlardır. Din savaşlarında kendi dinini yaymak isteyen grupların, farklı din grupları arasındaki görüş ayrılıklarının zamanla alevlenmesi ile oluşan savaşlardır. Din savaşlarının en büyükleri İslam Fetihleri, Haçlı Seferleri ve Fransız Din savaşları dünya tarihi içeresinde görülen farklı dinlere mensupların birbirleriyle yapmış oldukları savaşların en büyük savaşlardır.

    Haçlı Seferleri ile İslami Dayanışma

    Haçlılar Anadolu'nun bağrında bulunan Konstantin yani şimdiki adıyla İstanbul'u kaybettikten sonra Anadolu da kaybedilen kutsal toprakları tekrardan kazanıp Hristiyanlık dinini yaymak amacıyla önderliğini papanın yapmış olduğu ve çeşitli vaatler ile İslamiyetin benimsediği Müslümanlığa karşı savaş açarak kendi dinleri olan Hristiyanlığı yaymak amacıyla bir çok defa İslam coğrafyasına yapılan seferlerdir. Bu seferler her ne kadar çok kişi katılmış ise de İslam coğrafyasının farklı siyasi görüş, farklı renk ve işlerle uğraşan kişiler İslamiyet bayrağı altında buluşarak bu seferlere göğüs girmişlerdir. Bu durum Hristiyanlık ve İslamiyet arasında gözüken en büyük din savaşları olarak ifade edilmektedir.

    İslamiyetin Yayılması İçin Yapılan Din Savaşları

    Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed'in dünyaya gelmesi ile peygamberliğinin ilan edilmesiyle İslam dinin yayılmasını engellemek amacıyla bir çok putperest ve ateşe tapan insanlar arasında peygamberimize karşı çıkılmıştır. İlk başlarda İslamiyeti kabul eden az sayıda Müslüman bulunurken zamanla bu sayı gittikçe artınca ateşe ve puta tapanlar. İslamiyetin yayılmasını engellemek amacıyla İslamiyete inananlara karşı ağır zulümler uygulayınca bir çok Ensar muhacir durumuna düşerek hicret etmişlerdir. Bu hicretleri ile İslamiyet Hindistan da dahil bir çok ülkeye yayılmıştır. Hicret sonunda İslamiyet daha fazla yaygınlaştı ve yapılan zulme karşı geren Müslüman halk peygamberimiz önderliğinde bir çok savaşa katılarak dinleri için savaşmışlardır. Dinlerini savunmak amacıyla peygamberimiz zamanında yapılan savaşlar Bedir savaşı, Uhud savaşı ve Hendek savaşlarıdır. Yapılan bu savaşlar ile İslam coğrafyası üzerinde varlığını gösteren Müslümanlık dini gittikçe yayıldı ve zalimlik yapan putperest ve ateşe tapanlar arasında ciddi anlamda bir hezimet uğrattılar. İslamiyet dinimizin yayılması için ciddi anlamda atılımlar yayılarak Arap yarım adası cehalet döneminden kurtulmasına vesile oldu.

    Din Savaşları

    Bedir Savaşı, Hendek Savaşı ve Uhud Savaşları

    Bu üç savaş İslam dininin Arap coğrafyası içerisinde yayılması konusunda oldukça etkilidir. Bu savaşların fitilini gayrimüslimler etkilenmiş ve Şam ticaret yolunda Müslüman halk tehdit edilerek yağmalamalar olmuştur. Bunun üzerine yapılan savaş neticesinde putperestlere ağır hezimete uğramışlardır. Bedir savaşındaki tarihte ilk Müslümanların kazanmış olduğu savaştır. Şam ticaret yolu bu savaş ile Müslümanların eline geçmiştir. Ganimetler İslami ölçütlere ilk kez beşte biri devlet kasasına bırakılmıştır. Uhud savaşı ise bedir savaşındaki yenilgiyi kabullenemeyen gayrimüslimlerin açmış olduğu savaştır. Bu savaşta Müslümanlar ciddi anlamda yara almış ve son anda savaşı kaybetmişlerdir. Uhud savaşında istenilen ganimeti alamayan putperestler ağır yara alarak savunma neticesinde kazanılan bir savaştır. Bu savaşın kazanılması ile Mekke'ye girmek için hudeybiye anlaşması imzalanmıştır. İçerik bakımından savaşı kazanan Müslümanlar ağır bir sözleşmenin altına imza atmışlar ise de bu anlaşmayı gayri Müslimler kendileri bozmuşlar ve sözlerine sadık olmadıklarından dolayı Müslümanlığa halk daha fazla değer vererek akın akın Müslümanlığa geçmişlerdir. 

     Din Savaşları]]> Soğuk Savaş https://www.savaslar.gen.tr/soguk-savas.html Wed, 28 Nov 2018 23:56:11 +0000 Soğuk Savaş; İki güçlü devlet olan, ABD önderliğinde Batı Bloku ile, Sovyetler Birliği nin önderliğinde olan Doğu Bloku ülkeleri arasında yaşanan, 1947'den 1991'e kadar sürmüş olan, uluslararası siyasi ve askeri gerginl Soğuk Savaş; İki güçlü devlet olan, ABD önderliğinde Batı Bloku ile, Sovyetler Birliği nin önderliğinde olan Doğu Bloku ülkeleri arasında yaşanan, 1947'den 1991'e kadar sürmüş olan, uluslararası siyasi ve askeri gerginlik soğuk savaş olarak adlandırılmıştır. Soğuk Savaş döneminde NATO, batı İttifakı olarak da bilinmekteydi. Batı Bloku, NATO üyesi olan ve olmayan, diğer ABD ile müttefik olan kapitalist ülkelerken, Doğu Bloku ise Varşova Paktına üye olan, komünist ve bu pakta üyeliği olmayan, diğer komünist ülkelerden oluşmaktaydı.  Bu iki zıt grubun yanı sıra, hiçbir grubu desteklemeyen, Bağlantısızlar Hareketi isimli üçüncü bir grup daha bulunmaktaydı. Çin Halk Cumhuriyeti ve Yugoslavya ise, hem Doğu Bloğu ülkeleri, hem de Bağlantısızlar Hareketinin ülkeleriydi. Bu iki komünist ülkenin her iki blokta da bulunmasının sebebi, Sovyetler Birliği ile olan görüş ayrılıklarıydı.

    2. Dünya Savaşından sonra, pek çok ülkede halk demokrasileri kurularak, sosyalist  bir düzene geçilmesi ve sosyalist hareketlerin çoğu  ülkede yayılması, ABD tarafından tepkiyle karşılandı. 5 Mart 1946 senesinde eski İngiliz Başbakanı olan ve Batı nın önde gelen siyasetçilerinden W. Churchill, Amerika'nın Fulton kasabasında, Başkan H. Truman'ın yanında, Sovyetler Birliğine karşıt görüş ve siyasal savaş ilan eden, Demir Perde ifadesini kullandığı ünlü konuşmasını yaptı. Churchill, Anglo-Sakson ülkelerini yönetenleri, sosyalizme karşı güçbirliği oluşturmaya davet etti. Bu konuşma, uluslararası platformda Batı Bloku için bir eylem planı oldu. 1947 Mart ayında, ABD Başkanı Truman, SSCB'nin şantajı altında olduğu ileri sürülen ülkelere, ekonomik ve askeri, yardım amaçlı destek ilan etti. Bir ay sonra Moskova'da toplanan Müttefikler arasında yapılan konferans, başarısız sonuçlandı ve grupların faşist işgalinden kurtardıkları topraklar üzerinde, ayrı baskı sürdürmeleri son bulmadı.

    Soğuk Savaş

    Mayıs ayında, İtalya ve Fransa hükümetlerinde yer alan komünist partisi üyesi olan bakanlar, görevlerinden ayrılmak zorunda kaldı. 1947 Mayısı nı belirleyen nokta olay, Marshall Planının açıklanması oldu. Çin de, Çan Kay Şek in sınır ve konumlarını savunmalarının imkansız hale gelişi karşısında, ABD, Truman Doktriniyle teklif edilen yardımı, Almanya da içlerinde Avrupa ülkelerine yöneltmeyi, bu şekilde ekonomik yardım sağlama umuduyla, Doğu Avrupadaki halk demokrasili ülkeleri de kendine doğru çekmeyi planladı fakat, Doğu Avrupa ülkeleri Temmuz 1947 de, Marshall Planını istemeyerek reddetti. Aynı senenin ekim ayında, SSCB ve sosyalist ülkelerin dış siyasetini eşgüdümlü yapmak için, Kominform kuruldu. 1948 Şubat ında, Çekoslavakya'da halk demokrasisinin oturması halinde, Batılı ülkeler Almanya'nın kendi işgalleri altında tuttukları bölümünde, bir oldu bitti furyası yaratmaya yöneldiler. Bu gelişme sonucunda ilan edilen Berlin Ablukası, Soğuk Savaş ın yükselmesinde önemli bir zaman süreci oldu. 1949'un Nisan ayında, NATO'nun kuruluşunun, ABD ve eyaletleriyle ilan edilmesinden sonra, Mayıs ve Kasım ayları arasında, Almanya da iki farklı devlet kuruldu. Bu süreç içerisinde, Eylül 1949 da SSCB'nin de ilk atom bombasını yapmış olduğu açıklaması, ABD'nin bu alandaki tekel durumunu bitirdi. Soğuk Savaşın zirvelerinden biri, şüphesiz 1950'de başlamış olan, Kore Savaşı oldu. O kadar etki yaptı ki, BM'nin Güney Kore'ye destek çıkması üzerine, bir dünya savaşının oluşabilmesi tehlikesi doğdu.

    II. Dünya Savaşından sonra, Doğu ve Batı bloklarının zaman zaman savaş çıkarmaya dair tehditleri, bütün dünyada gergin bir durum yaratmıştır. Bu dönemde, insanlarda nükleer kıyamet paranoyaklığı oluşmuş, dünya devletleri ise bu iki bloktan birinin yanında var olmaya çalışmışlardır. Gerginlik hiçbir zaman gruplar arasında sıcak savaşa dönüşmemiş olsa da, taraflar her manada birbirlerini yıpratmaya çalışma politikaları izlemişlerdir. Genel kabule göre, Berlin Duvarının yıkılışı, komünizmin bitişine zemin hazırlamış, Sovyetler Birliğinin dağılması sonucunda da, Soğuk Savaş bitmiştir]]> Çaldıran Savaşı https://www.savaslar.gen.tr/caldiran-savasi.html Thu, 29 Nov 2018 22:43:32 +0000 Çaldıran Savaşı 23 Ağustos 1514 tarihinde her ikisi de Türk olan Osmanlı Devleti hükümdarı Yavuz Sultan Selim ve Safevi Devleti hükümdarı Şah İsmail arasında Van Gölü' nün kuzey doğusunda kalan Çaldıran Ovasında olmuştu Çaldıran Savaşı 23 Ağustos 1514 tarihinde her ikisi de Türk olan Osmanlı Devleti hükümdarı Yavuz Sultan Selim ve Safevi Devleti hükümdarı Şah İsmail arasında Van Gölü' nün kuzey doğusunda kalan Çaldıran Ovasında olmuştur. Şah İsmail'in Bağdat'ı ele geçirmesiyle Osmanlı Devleti ve Memluk Devleti için ekonomik ve siyasi büyük sorunlara neden olmuştur. 


    Çaldıran Savaşının  Nedenleri:

    Temel nedeni olarak mezhep ayrılığıdır. Safevi Devletinin propagandalarının önüne geçmek ve Doğu' da siyasi otoriteyi sağlamak isteyen Yavuz Sultan Selim 1514 yılında İstanbul' dan hareket etti. Çaldıran Ovasında iki Türk ordusu karşı karşıya geldi. Safevi Devleti ordusu bozguna uğradı. Şah İsmail ordugahını ve hazinesini bırakarak savaş meydanından güçlükle kaçmıştır. Bu kaçmanın sorunda Safevi Devleti ordusu dağılmış ve bir kısmı da esir alınmıştır. Safevi Devletinin Şahkulu İsyanı çıkarması da nedenlerden biridir.

    Çaldıran Savaşı
    Savaştan sonra Yavuz Sultan Selim Veliaht Şehzade Süleyman'a, Mısır Suriye Türk Memluk Sultanına, Macaristan Kralına Lehistan Kralına, Rodos Şövalyelerine, Bursa Kadılarına, İstanbul Kadılarına, Edirne Kadılarına fetihnameler göndermiştir.

    Çaldıran Savaşının Sonuçları:

    Çaldıran Savaşı zaferi ile Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu ele geçirildi. Anadoluda ki Şii tehlikesi büyük bir ölçüde önlendi. Bu zaferin ekonomik yönden en önemli sonucu ise Tebriz, Halep ve Bursa İpek Yolunun denetiminin Osmanlı Devleti' ne geçmesidir. Yine İran'dan bine yakın sanatçı, bilgin ve şairler İstanbul'a getirildi. İran Sefer dönüşünde Turnadağ Savaşı 1515 ile Dulkadiroğulları Beyliği' ne son verildi. Böylece Anadolu' da Türk siyasi birliği sağlandı. Aynı zamanda Osmanlı Devleti ili Memlukler komşu devlet haline geldi. Osmanlı Devletinde Türk İslam birliği sağlanmış oldu. Anadolu' da Safevi Devletinin propagandaları sona ermiştir. Safevi Devletinin elinde bulunan Mardin Kalesi Kemah Kalesi ve Diyarbakır Kalesi ele geçirilmiştir. Gürcistan Osmanlı Devletinin  denetimi altına girmiştir.  
    ]]>
    Suriye Savaşı https://www.savaslar.gen.tr/suriye-savasi.html Fri, 30 Nov 2018 00:04:31 +0000 Suriye Savaşı, Suriye İsyanı, Suriye Krizi veya Suriye Devrimi Suriye Baas Partisi'ne sadık olan askerler ve bu askerler destekleri destekleyen milis güçler ile birlikte, bu partiyi iktidar yapmak istemeyen Suriye Muhalefeti arasında o Suriye Savaşı, Suriye İsyanı, Suriye Krizi veya Suriye Devrimi Suriye Baas Partisi'ne sadık olan askerler ve bu askerler destekleri destekleyen milis güçler ile birlikte, bu partiyi iktidar yapmak istemeyen Suriye Muhalefeti arasında ortaya çıkan, daha sonrasında bazı Kürt, Türkmen, Dürzi ve Süryani gruplarıyla El Nusra, IŞİD gibi gruplarının da dahil olduğu çatışmalardır. Son dönemde ise Türkiye, ABD, Rusya, İran ve benzeri ülke dışından gelen güçlerinde dahil olmasıyla ülke çapında da yankı getirmiştir. Yapılan gösteriler 15 Mart 2011 tarihinde başlayıp, Nisan 2011 tarihinde itibaren de ülkenin tamamında etkili bir hal almıştır.

    Suriye Ordusu Nisan 2011 tarihinde isyanı bastırmak için hükümet tarafından görevlendirilmiş ve Suriye askerleri ülkenin tamamında yer alan göstericilerin üzerine ateş açmışlardır. Aylarca devam eden askeri baskının ve kuşatmaların hemen ardından gösteriler silahlı isyan şekline dönüşmüştür. Genellikle kaçak askerler veyahut da gönüllü askerlerden oluşan muhalif birlikler, merkezden yönetilen bir liderlik olmaksızın direnişe geçmişlerdir. Ülke çapında neredeyse tüm şehir ve kasabalarda gerçekleşen çatışmalar asimetrik savaş niteliği taşır. 2013 tarihinde Hizbullah isimli örgüt, Beşar Esad'a sadık güçlerin tarafında savaşa dahi olmuştur. Beşar Esad'ın yönetim İran ve Rusya'dan parasal destek ve askeri yardım alırken, muhalif birlikler Suudi Arabistan ve Katar'dan silah yardımı almaktadır. 2013'ün Haziran ayı itibarıyla Beşer Esad'ın yönetimi ülkenin yaklaşık olarak % 60'ını kontrol altına almıştır. 2012 yılının sonlarında yayımlanan bir BM raporu, ülke de yaşanan bu iç savaşın Sünni muhalifler ve Nusayri Sebbiha Milisleri arasında süregelen ve bariz derecede mezhepsel bir çatışma olduğunu söylemiş, amam hem hükümet hem de muhalefet de bunu reddetmiştir.

    Suriye Savaşı
    Birleşmiş Milletlerin verdiği verilere göre ölü sayısı 2015'in Ocak ayı itibarıyla 220,000'i geçmiştir. SCPR (yani Suriye Politik Araştırmalar Merkezi) Suriye'de yaşanan savaş nedeniyle dolaylı veya dolaysız sebeplerden ötürü olarak hayatını kaybeden toplam insan sayısının ise 2016'nın Şubat ayı itibariyle 470,000 olduğunu açıklamıştır.

    Raporlarda yer alan bilgilere göre bu zamana kadar on binlerce göstericinin devlet hapishanelerinde hapsedildiği ve bu göstericilerin sistemli işkenceye ve terör saldırısına maruz bırakılmış olduğu görülmektedir. Uluslararası organizasyonlar yapıldığında hem Baas Partisi hükümeti hem de muhalefeti olanlar insan hakları ihlalleriyle defalarca suçlu bulunmuşlardır. Uluslararası Af Örgütü'nün ve Birleşmiş Milletler'in hem 2012 tarihinde, hem de 2013 tarihinde Suriye'de gerçekleşen soruşturmaları ve bu bölgede yapılan saha araştırmalarına bakılarak, işkencelerin savaş suçlarının büyük bir bölümünün Baas Partısı hükümeti tarafından gerçekleştirildiğinin ve insan hakları ihlallerinin sonucuna ulaşılmıştır. Savaşta kimyasal silahların birçok kez kullanıldığı ortaya çıkmış ve bu durum uluslararası alanda büyük tepki çekmiştir.

    Ülkede ortaya çıkan İç savaşlar ve isyanlar

    Sivil başkaldırılar ve Gösteriler (Mart 2011- Temmuz 2011)

    İsyan ilk başta, Arap Baharı'nın etkisinde kalınarak, 2011 Ocak ayı tarihinden itibaren başlarda küçük gösterilen halinde, zamanla büyüyerek, insan hakları ihlallerine ve yolsuzluğa karşı başlayan sivil bir başkaldırıdır. Büyük çaplı gösteriler ise güney şehri Dera'da 15 Mart 2011 tarihinde ortaya çıkmıştır. Bu sebeplerden ötürü Dera ilerleyen zamanlarda Devrimin Beşiği olarak anılmaya başlanmıştır. Bu gösteriler kısa zamanda ülke geneline yayılmıştır. Hükümet gösterilerde geniş çaplı işkenceler, polis şiddeti tutuklamalar ve sansür ile cevap vermiştir, fakat yapılan gösteriler genişlemeye devam etmiştir. Nisan ayının son günlerinde Beşşar Esad, direniş gösteren şehir ve kasabalara karşı büyük çaplı bir askeri harekat başlatmış. Harekata]]> Miryokefalon Savaşı https://www.savaslar.gen.tr/miryokefalon-savasi.html Fri, 30 Nov 2018 20:59:24 +0000 Miryokefalon Savaşı, 17 Eylül 1176'da Anadolu Selçuklu Devleti ile Bizans imparatorluğu arasında Denizli-Düzbel civarında olmuştur. Anadolu Selçuklu Devletinin kazanmasıyla Türklerin Anadolu'daki hakimiyeti kesinleşmiştir. Miryokefalon Savaşı, 17 Eylül 1176'da Anadolu Selçuklu Devleti ile Bizans imparatorluğu arasında Denizli-Düzbel civarında olmuştur. Anadolu Selçuklu Devletinin kazanmasıyla Türklerin Anadolu'daki hakimiyeti kesinleşmiştir.

    Miryokefalon Savaşının Gelişimi

    Selçuklular bu dönemde yoğun Türkmen göçleriyle Denizli, Bergama, Kırkağaç ve Edremit bölgelerini Türkleştiriyordu. Bizans imparatoru Selçukluların ilerleyişini engellemek ve kaybettiği toprakları geri kazanmak amacıyla güçlü bir ordu kurarak taarruza hazırlanmaya başladı. Bizans devletinin böyle bir hazırlık içinde olduğunu haber alan 2. Kılıç Arslan, Bizans imparatoruna bir elçi göndererek daha önce yapılan barış antlaşmasının yenilenmesini önerdi. Bizans imparatoru barışın yenilenmesi için Türkmen akınların durmasını ve Bizans'a sığınan Danişmendlilerin yönetiminde bulunan torakların Bizans'a bırakılmasını şart koştu. 2. Kılıç Arslan bunu kabul etmeyerek süvari güçleriyle Denizli'ye taarruz ederek Bizans'ın şehirlerini tahrip etti. Bizans imparatorluğu ise kendisine sığınan Danişmendlilerin Selçukluların üzerinde kırması ve ikinci bir cephe oluşturması için Anadolu'ya göndermeye kalkınca 2. Kılıç Arslan stratejik önlemler alarak buna engel oldu ve bu olaylar sonucunda 2. Kılıç Arslan Bizans'a ikinci bir elçi göndererek barış önerisi yaptı. Bizans imparatoru bu teklifi reddederek Amasya'ya Selçuklu ordusuna taarruza gönderdi. Kendisi de diğer bir ordusuyla Konya'ya yöneldi. Selçuklu savunmaları Bizans ordusunu durdurdu. Konya'ya doğru ilerleyen Bizans imparatoru Konyayı ele geçirdikten sonra Denizli'ye doğru ilerler. Buradan da Eskişehir'e geçerek Akdağ bölgesine ulaştı. 

    Miryokefalon Savaşı
    Bizans ordusu oldukça fazla kalabalık ve taşıdığı yüklerin olması nedeniyle yavaş ilerliyordu. Aynı zamanda da Akdağ civarında Selçuklular tahrip ettiği için Bizans ordusunun geçebileceği tek yol Miryokefalon kalesinin yakınlarındaki dar bir geçit olmasıydı. Selçuklular da Bizans ordusunu da burada karşılamak için hazırlık yapmışlardı. Bizans ordusu hem çok kalabalık hem de teçhizat bakımından Selçuklulara göre daha iyi konumdaydı. Kılıç Arslan önce kendine bağlı beyliklerden askeri birlik yardımı alarak ilk olarak ordusunu Bizans'a eşitlemiştir. Kılıç Arslan teçhizat bakımından olan zayıflığı da bulundukları dar geçitte Bizans'a göre daha hızlı hareket edebiliyorlardı. Selçuklular burada Bizans ordusunu yıpratıp taarruza geçeceklerdi. Bizans'ın tecrübeli komutanları Bizans imparatorunu bu konuda uyardılar fakat Bizans imparatoru Manuel tecrübeli komutanları dinlemek yerine şan şöhret kazanmak için zor olanı tercih ediyorlardı ve bu konuda Manuel'e baskı kuruyorlardı. Manuel de tecrübeli komutanları dinlemek yerine prensleri dinlemiştir. Bizans Selçuklulara karşı yenilgi almıştır.

    Miryokefalon Savaşının Sonuçları

    Bu savaş sonunda Türklerin Anadolu'dan atılamayacağı anlaşılmıştır ve aynı zamanda Türk İslam dünyası üzerinde Bizans'ın baskı kuramayacağı anlaşılmıştır. 2. Kılıç Arslan Anadolu'da genişleme ve siyasi birliği kurma siyasetine devam ederek Malatya'yı da alarak Danişmendoğulları'na da son vermiştir. Bizans İmparatorluğu bu tarihten sonra Anadolu üzerindeki emellerinden vazgeçmiştir.

    ]]>
    Kore Savaşı https://www.savaslar.gen.tr/kore-savasi.html Sat, 01 Dec 2018 20:04:37 +0000 Kore Savaşları, Kuzey Kore'de Vatan Kurtuluş Savaşı, Güney Kore'de Han-Guk Savaşı veya 25 Haziran Olayı 1950-1953 tarihleri arasında gerçekleşen, Kuzey Kore ve Güney Kore arasında olan savaştır. Soğuk Savaş dönemindeki ilk s Kore Savaşları, Kuzey Kore'de Vatan Kurtuluş Savaşı, Güney Kore'de Han-Guk Savaşı veya 25 Haziran Olayı 1950-1953 tarihleri arasında gerçekleşen, Kuzey Kore ve Güney Kore arasında olan savaştır. Soğuk Savaş dönemindeki ilk sıcak çatışma olarak kabul edilir. Savaş, ABD ve ABD'nin tarafından devletler ve Çin Halk Cumhuriyeti'nin de savaşa dahil olmasıyla uluslararası bir evreye gelmiştir. Kore Savaşı sonrasında Kore'nin bölünmüşlüğü değişmemiş ve bu zamana kadar uzanan birçok sorunun ana kaynağı olmuştur. Savaş 1953 tarihinde fiili olarak bitmiş olmasına rağmen, Güney Kore ile Kuzey Kore aralarında 2009'da imzalanan ateşkes antlaşmasına kadar resmi olarak devam etmiştir.

    Kore Savaşları Cepheleri,

    Kore Savaşları ABD'nin tepkisi,

    ABD'nin Başkanı Truman'a göre bu gerçekleşen harekat Sovyetler Birliği tarafından yönetilmekteydi ve büyük ölçekli bir Sovyet- Çin ortak saldırısının ilk aşamasıydı. Truman Japonya'da yer alan Amerikan Birliklerinin komutanı olan 5 yıldıza sahip olan Mareşal (General) Douglas Mac Arthur'a Güney Kore devletine malzeme yardımı yapılması için Mareşale emir verdi. Bununla beraber Amerika, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'ni bir an önce toplanması konusunda çağrıda bulundu. Amerikan tasarısı dokuz pozitif ve bir nört (Yugoslavya) olan oy ile çoğunluğa uyularak kabul edildi. Çin Halk Cumhuriyeti'nin BM meclisinde temsil edilmemesine karşı çıkan Sovyetler Birliği, BM'De yer alan temsilcilerini konseyden çekmiş olduğu için kararın seyrini etkileyebilecek görüş bildiremedi. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinde alınan bu kararla birlikte Kuzey Kore'nin barışa yönelik olmayan tavırlar içinde olduğunu belirtiyor ve bu sebepten ötürü birliklerin 38. Enlem civarına kadar çekmesini teklif ediliyordu. 

    Kore Savaşı
    Kuzey Kore BM kararını dinlemeyip birliklerini geriye çekmedi. Askeri yönden Güney Kore oldukça zayıf duruma düşünce, Amerika Deniz ve hava birliklerini harekete geçirerek Güney Kore'nin güçsüz durumunda olduğu adanın savunulmasında güçlü duruma gelmesi sağlandı. Aynı tarih, yani 27 Haziran günü, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, üye olan devletler Güney Kore'ye yardım etmeye çağıran karar tasarısını 7 pozitif oya karşılık, 1 negatif ve 2 nötr oyla kabul etti.

    Kore Savaşları Çin İmparatorluğunun Savaşa Dahil Olması,

    Bierleşmiş Milletler Güney Kore'ye çoğunluğu Amerikalılardan oluşan birlikler yollaması ile birlikte Kuzey Kore yenilip 38. enlem civarına kadar geri çekildi. BM eski sınırlarda durmadı. Kuzey ve Güney Kore'yi birleştirme amacıyla Kuzey'i işgal edip Çin sınırına kadar ulaştı.  Bu durum Çin İmparatorluğunun tepkisini çekti. Bunun sebebi Amerika'yı destekleyen bir Kore kurulması Çin İmparatorluğunu ciddi bir şekilde tehdit ediyor olmasıydı. 38. enlem geçirilirse savaşa gireceğini söyleyen Çin, BM birliklerinde duraksama olmaması nedeniyle Kuzey Kore'yi Destelmeye başladı. 
    24 Ekim 1950 tarihinde Amerikalı birliklerin komutanı Mareşal Douglas Mac Arthur savaşı bitirecek bir hücuma gireceklerini söylemesi üzerine Çin Halk Gönüllü Ordusu adında yüz binlerce Çin vatandaşı sınırdaki Yalu nehrini gizlice geçerek Kore'ye geldi ve birçok BM birliğini saf dışı bıraktı. BM birliklerinin zaferi, kısa zaman içinde toplu geri çekilme haline geldi.
    Kuzey Kore- Güney Kore Savaşı, Çin-ABD Savaşı haline geldi.

    Kore Savaşları Bitme Aşaması,

    BM birliklerini 38. paralelin güneyine kadar püskürtüp Güneyi işgale başlayan Çin Halk Gönüllü Ordusu Birleşmiş Milletler Birliğinin karşı saldırısıyla 38. Paralel civarında sabitlendi. Mareşal Douglas MacArthur, Başkan Truman'ın emirlerine uymayarak tekrar Çin sınırına kadar ilerlemek istemesi üzerine Truman tarafından görevden alındı. Savaşın durgun olması, iki tarafın da herhangi bir kar el]]> Çanakkale Savaşı Komutanları https://www.savaslar.gen.tr/canakkale-savasi-komutanlari.html Sun, 02 Dec 2018 05:02:30 +0000 Çanakkale Savaşı Komutanları, Devrinin en büyük  ve  en kapsamlı savaşıdır. Çanakkale  Savaşı, Türk Tarihinin ve Dünya Tarihinin önemli savaşlarından birisidir. Türklerin en büyük savaşlarından olup dünya üzerinde b Çanakkale Savaşı Komutanları, Devrinin en büyük  ve  en kapsamlı savaşıdır. Çanakkale  Savaşı, Türk Tarihinin ve Dünya Tarihinin önemli savaşlarından birisidir. Türklerin en büyük savaşlarından olup dünya üzerinde büyük yankı uyandırmış ve bir milletin uyanışı olmuştur. Birinci Dünya Savaşı içerisinde bulunan Çanakkale Savaşı, içinde bulunduğu savaşın bile önüne geçmiştir. Bu savaşın birden çok önemi vardır. En büyük önemi ise Çanakkale Savaşı kaybedilip boğazı müttefikler geçmiş olsaydı bütün Osmanlı Hanedanlığı yıkılacak ve Anadolu toprakları işgal altında kaybedilecekti. Çanakkale Savaşı Osmanlı Ordusu içerisinde ki komutanlar için çok zor bir sınav haline gelmişti. Çanakkale'ye vatan ve millet sevdası için koşan komutanlar savaş sonunda içlerinde sönen ateşi tekrar yakmışlar ve Kurtuluş Savaşının fitilini ateşlemişlerdi. Çanakkale Savaşının kazanılmasının en önemli faktörlerinden biride komutanların birbirlerini çok iyi tanımaları ve ne yapacaklarını tahmin edebilmeleri olmuştur. Hal böle olunca Osmanlı Ordusu çok iyi kontrol edilmiş, teknolojinin son harikası olan düşman silahlarına karşılık elinde ki yokluk, eksiklik ve yoksulluğa rağmen savaşın galibi olmuştur. 

    Çanakkale Savaşı Komutanları
    Çanakkale Savaşında görevli olarak yüzlerce komutan görev almış ve savaşmıştır. Sayıları yüzlerce olan bu komutanların hepsini sayamayız. Ancak belli başlı öne çıkan komutanların isimlerini ve görev yerlerini sayabiliriz. Bu komutanların başında bulunan, savaşı yöneten Başkomutan Enver Paşa'dır. Enver Paşa komutasında ki diğer komutanlarımızı da şöyle sıralayabiliriz:
    • Kuzey Grup Komutanı: Tümgeneral Esat Paşa
    • Kuzey Grup Kurmay Başkanı: Kemalettin Sami
    • 3. Kolordu Kurmay Başkanı: Yarbay Fahrettin
    • 16. Tümen Komutanı: Albay Rüştü
    • 4.Tümen Komutanı: Yarbay Cemil Conk
    • 12. ve 13. Piyade Tümen Komutanı: Yarbay Selahattin Adil
    • 57. Alay Komutanı: Yarbay Hüseyin Avni
    • Anafartalar Grup Komutanlığı: Mustafa Kemal Atatürk
    • Anafartalar Grup ve 5. Kolordu Komutanlığı: M. Fevzi Çakmak
    • Anafartalar Grup Kurmay Başkanı: Binbaşı Hayri
    • 14. Piyade Tümen Komutanı: Kazım Karabekir
    • 19. Piyade Tümen Komutanı: Yakup Şevki Subaşı
    • 19. Piyade Tümen Komutanlığı ve Kurmay Başkanı: İzzettin Çalışlar
    • 7. Piyade Tümen Kurmay Başkanı: Şükrü Naili Gökberk
    • 5. ve 11. Piyade Tümen Kurmay Başkanı: Mehmet Arif
    • 5. Ordu Kurmay Başkanı: Kazım İnanç
    • 14. Kolordu Komutanı: Cevat Çobanlı
    • 2. Ordu Kurmay Başkanı: Nihat Anılmış
    • 5. Alay Komutanı: Nazif Kayacık 
    • 1. Alay Komutanı: Kazım Sevüktekin
    • 36. Alay Komutanı: M. Münip Uzsoy
    • 15. Alay Komutanı: Veysel Özgür
    • 16. Alay Komutanı: M. Emin Yazgan
    • 70. Alay 3. Tabur Komutanı: Reşat Çiğiltepe
    • 27. Alay ve 19. Tümen Komutanı: M. Şefik Aker
    • 17. Alay Komutanı: H. Nurettin Özsu 
    • 3. Topçu Alayı Komutanı: M. Sabri Erçetin
    • 7. Alay 1. Tabur Komutanı: Nazmi Solok
    • 16. ve 2. Kolordu Kurmay Başkanı: M. Hayrettin Tarhan
    • 31. Alay Komutanı: İsmail Hakkı
    • 15. Alay 3. Tabur ve 24. Alay 3. Tabur Komutanı: Ahmet Fuat Bulca
    • 24. Alay ve 8. Tümen Komutanı: Mehmet Nuri Conker
    • 9. Tümen Kurmay Başkanı: Mehmet Hulusi Conk
    • 2. Kolordu Kurmay Subayı: Alaattin Koval
    • 5. ve 14. Kolordu Kurmay Başkanı: H. Emir Erkilet 
    • 13. Piyade Tümeni Kurmay Başkanı: Ahmet Naci Tınaz
    • Müst. Mevki Kurmay Başkanı: Osman Zati Korol
    • 57. Alay 1. Tabur ve 21. Alay Komutanı: Ahmet Zeki Soydemir
    • 16. Tümen ve 6. Kolordu Kurmay Başkanı: Mehmet Nazım
    • 25. Piyade Tümen Komutanı: Ali Fuat Cebesoy
    • 1. Piyade Tümen Komutanı: Cafer Tayyar Eğilmez
    • 16. Piyade Tümen Komutanı: M. Rüştü Sakarya
    • 6. Piyade Tümen ve Saros Grup Komutanı: Nazif Kayacık
    • 22. Alay Komutanı: M. Muhittin Kurtiş
    Türk Millet]]> İstiklal Savaşı https://www.savaslar.gen.tr/istiklal-savasi.html Mon, 03 Dec 2018 00:00:48 +0000 İstiklal Savaşı, Anadolu da milli uyanış ile Sivas, Trabzon, Erzurum, Samsun bölgeleri ile bu bölgelere komşu olan yerlerde bir otorite teçhiz edilmiştir. Galip olan devletlerin bu bölgelerdeki meydan gelen şikayetleri üzerine ort İstiklal Savaşı, Anadolu da milli uyanış ile Sivas, Trabzon, Erzurum, Samsun bölgeleri ile bu bölgelere komşu olan yerlerde bir otorite teçhiz edilmiştir. Galip olan devletlerin bu bölgelerdeki meydan gelen şikayetleri üzerine ortaya çıkan asayişsizlik durumuna son verilmesi ile ordu teşkilatının dağılmasından sonra silahlar toplanarak hizmetlerin yerine getirilmesi için ordu müfettişliğinin başına Mustafa Kemal Paşa Samsuna Çıkarak (19 Mayıs 1919) milli uyanışın düzenin ve direnişin dönüşmesi şansına da kavuşmuştur. Mustafa Kemal'in yapmış olduğu bu icraatlar sonrasında kısa bir süre içinde diğer itilaf devletlerinde tedirginliğe sebep olmuştur. Bu tedirğinlik'ten dolayı Mustafa Kemal'in geri çağrılması için BabıAliy'i harekete geçirmişlerdir. Mustafa Kemal Paşa İstanbul tarafından yapılmış olan baskılar sonrasında istifa ederek "sine-millete" dönerek Anadolu'da yeniden direnişi düzenlemeye gitmiştir. Ayrıca Mustafa Kemal Erzurum da (23 Temmuz 1919) ve Sivas(4 Eylül 1919) yılında kongreler düzenlemiştir. 

    İstiklal Savaşı, Mustafa Kemal Anadolu'ya gitmek için karar vermiştir. 16 Mayıs 1919 yılında Bandırma ismi verilmiş olan küçük tekneye binerek İstanbul'dan hareket etmiştir. Ayrıca Mustafa Kemal bu küçük tekne ile ayrılması ile düşmanlar tarafından bu küçük teknenin bertaraf edileceği hakkında bilgi verilmiştir. Düşmanlardan korkusu olmayan Mustafa Kemal 19 Mayıs 1919 günü Samsuna gelerek Anadolu'nun toprağına ayaklarını basmıştır. Bu tarih özellikle Türk İstiklal Savaşının başlangıç tarihidir. Hatta Mustafa Kemal İstiklal Savaşının başlamış olduğu bu tarihi daha sonra kendisinin doğum tarihi olarak seçmiştir. Bu savaş ile beraber Anadolu'da ulusal direnişin başlaması için bir dalga olmuştur. Ayrıca hem Erzurum'da hem de Doğu'da ulusal direniş için harekete geçilmiştir. Mustafa Kemal ise çok hızlı olarak hareket ederek ulusal direniş için organizasyonun liderliği için başa gelmiştir. 1919 senesinin yaz ayında özellikle Sivas ve Erzurum'da yapılmış olan kongrelerde ulusal sözleşme ile beraber ulusal hedeflerinde ilanı yapılmıştır.

    İstiklal Savaşı
    İstiklal Savaşında, bu arada İstanbul'un işgal kuvvetler tarafından işgal edildikten sonra Mustafa Kemal hiç zaman kaybetmeden 23 Nisan 1920 yılında Türkiye Büyük Millet Meclisinin açılışını yapmıştır. Daha sonra merkez olarak Ankarayı seçti ve geçici olarak bir Hükümet kurmuş oldu. Meclis açılışı yapıldıktan sonra hemen Mustafa Kemal Meclisin başına getirildi. Bu arada Yunan Ordusu Çerkez Ethem'in ayaklanmasını fırsat bilerek onunla beraber işbirliği yaptı ve hem Eskişehir hem de Bursa yönüne doğru harekete geçtiler. 10 Ocak 1921 yılında düşman kuvvetleri ise Batı Cephesindeki kumandanlığını İsmet İnönü ile orduları çok ağır bir şekilde yenilgiye uğramışlardır. 10 Temmuz 1921 yılında Yunan Ordusu tam beş dümen ile beraber Sakarya'ya cephe saldırısında bulunmuşlardır.23 Ağustos tarihinde başlayarak 13 Eylüle kadar hiç aralık verilmeden sürülen Sakarya Savaşı bitiminde Yunan Ordusu Türk Ordusu tarafından yenilgiye uğratılmıştır ve geri çekilmeleri için zorlanmışlardır. Daha sonra Sakarya Savaşının ardından Mustafa Kemal TBMM'inde hem Gazi hem de Mareşal unvanları verildi. Bütün düşmanları yurttan atmaya kararlı olan Mustafa Kemal 26 Ağustos 1922 yılının sabahında Türk Ordusuna düşmanlara saldırma emrini vermiştir. 30 Ağustos 1922 yılında bütün düşmanlar Dumlupınar da öldürüldü ya da esir alınmıştır. Ayrıca düşman ordusunun başında bulunan General Trikupis'de esir olarak alınmıştır. Mustafa Kemal 9 Eylül 1922 yılında Türk ordusuna "İlk hedefiniz Akdenizdir, ileri" emrini vermiştir. Düşman kuvvetleri Türk askerlerinden kaçarak İzmir yakınında denize dökülmüştür. Bütün cephelerde Şanlı Türk Askeri düşman askerlerini mağlup ederek zafer kazanmıştır.
    ]]>
    Talas Savaşı https://www.savaslar.gen.tr/talas-savasi.html Mon, 03 Dec 2018 20:42:58 +0000 Talas Savaşı, 751 yılında Çinlilerle araplar arasında yapılan bu savaş, Doğu hattından batıya ilerleyen Çinliler ile Asya'dan doğuya doğru ilerleyen Araplar arasında Talas ırmağı kenarında karşılaşmaları sonucunda meyda Talas Savaşı, 751 yılında Çinlilerle araplar arasında yapılan bu savaş, Doğu hattından batıya ilerleyen Çinliler ile Asya'dan doğuya doğru ilerleyen Araplar arasında Talas ırmağı kenarında karşılaşmaları sonucunda meydana gelmiş bir savaştır. Savaş zamanı bölgede bulunan Karluk ve Yağma Türküleri, Orta Asya'nın Çin egemenliğine girmesini istemedikleri için Arapların yanında saf tutmuşlardır ve savaşı Arapların kazanması konusunda oldukça etkili olmuşlardır.

    Talas Savaşı'nın Çıkma Nedeni; Arapların ve Çinlilerin Orta Asya'yı denetim altına almak istemeleridir. Dedi ki Devletinde ortak amacına olması savaşının çıkmasını asıl nedenidir.

    Talas Savaşı'nın zaferle neticelenmesi sonrası Türk İslam ve dünya tarihinde çok önemli gelişmeler yaşanmıştır.
    • Çinliler Talas savaşı yenilgisi ile beraber yirminci yüzyıla kadar Tiyenşan yani bugünkü ismi ile Tanrı Dağları batısına geçememişlerdir.
    • Batı Türkistan Çin tehlikesinden tamamen kurtulmuştur.
    • Karluklar savaşın ardından Tanrı Dağları' nın batısında yerleşik Türk devleti kurmuşlardır. Devletin kurulması ile Müslümanlar ve Türkler arasında gerek ticari yollar gerekse iyi münasebetlerin kurulması beraberinde Türklerin İslam dinini yakından tanımasına imkan sunmuştur. İslam dininin üstün esasları ve insana vermiş olduğu değer, Türklerin İslamiyeti benimsemesinde en büyük etkendir. Bu olaylarla binlerce Türk, Orta Asya'da islamiyeti benimsemiştir ve islamiyetin yaygınlaşmasına ortam hazırlamıştır.
    • Türklerin Araplara kağıt yapmasını öğretmesi semerkant'taki imalathanelerde yapılan İpek kağıtlar aracılığı ile Ortadoğu ve Akdeniz'e kadar kağıt üretimi yayılmıştır.
    Talas Savaşı
    Talas Savaşının Önemi;
    • Orta Asya'nın çinin himayesi altına girmesi engellenmiştir.
    • Savaş sonrasında Türkler İslam dinini kabul etmeye başlamışlardır.
    • Arap milliyetçilik politikası yerini ümmetçi bir anlayışa bırakmıştır.
    • Savaşın ardından Fetih politikaları izlemek yerine Kültür politikaları izlemeyi ağırlık verilmiştir.
    • Yunan filozoflarının eserleri ilk defa bu dönemde Arapça'ya çevrilmiştir.
    ]]>
    Savaş https://www.savaslar.gen.tr/savas.html Tue, 04 Dec 2018 06:39:10 +0000 Savaş, ülkelerin veya bir ülkelerin içinde bulunduğu toplulukların birbirlerine arzularını zorla kabul ettirmek adına, kuvvet uygulayarak yaptıkları cenklerdir. Savaş, uygulanan kuvvetlere ve yapılış biçimine göre çeşitlere Savaş, ülkelerin veya bir ülkelerin içinde bulunduğu toplulukların birbirlerine arzularını zorla kabul ettirmek adına, kuvvet uygulayarak yaptıkları cenklerdir. Savaş, uygulanan kuvvetlere ve yapılış biçimine göre çeşitlere ayrılır. Silahlı birlikler arasında yapılan savaşlara silahlı savaş, politik gizli kuvvetlerin, psikolojik ve ekonomik gücün uygulandığı ve barış döneminde yapılan savaşlara soğuk savaş, ülkelerin kendi içlerinde ateşlenen cenklere de iç savaş denir. Barış döneminde politik soğuk veya sıcak savaş yoluyla arzularına ulaşamayan ülkeler, silahlı birliklerini de kullanarak isteklerini kabul ettirmek çabasına girerler. 

    Bu şekilde savaşı ilan ederek ultimatom verilir veyahut da dominat tarzında silahlı birlikleriyle karşı tarafın sahip olduğu sınırları geçer. Karşı tarafta tüm imkanları ve kuvvetlerinden yararlanarak silahlı saldırıya karşı savunma başlatır. Böyle yapınca savaş patlak vermiş olur. Savaş, milattan önceki çağlardan günümüze kadar uzamaktadır. Savaşlar tarihin gidişatına ayak uydurur. Nitelikleri yönünden 4 gruba ayrılır.
    • Hükümet savaşları
    • Kabile savaşları
    • Ulus savaşları
    • Devlet savaşları
    Hükümet savaşları, hükümetin emri altındaki silahlı kuvvetler ile yapılan savaşlardır. Bahsi geçen savaşlarda ülkeler cephenin gerisinde ve savaşın etkisinin dışında kalırlar. Yalnızca silahlı birlikle arasında gerçekleşir. Kabile savaşları, aşiret ve kabilelerin kadın, erkek ayırmaksızın herkesin katılımıyla yapılan tarihteki ilk savaşlardır. Ulus savaşları, ulusların maddi ve manevi bütün kaynaklarının katıldığı hep birlikte yapılan savaşlardır. Devlet savaşları, silahlı kuvvetler ile ulusal kuvvetlerin beraber katıldığı savaşlardır.

    Yeni ya da eski tüm savaşların ana nedeni bir sosyal topluluğun isteklerini diğer sosyal topluluğa güç kullanarak zorla benimsetmek sayılır. Bu istekler tarih boyunca hep değişmiştir. Savaşın sebepleri içinde en önemlileri din, servet elde etmek, toprak kazanmak ve güvenliği sağlamaktır. Günümüzdeki yaşanan savaşların tek nedeni ise ekonomiktir. Savaş yöntemleri bilimin ilerleyişi ile değişip günümüzde güdümlü mermilerin, atom silahlarının, füzelerin gelişmesiyle insanlık tarihini tamamıyla yok edebilecek bir vaziyet almıştır. 

    Savaş
    Geleneksek savaş: Açık savaş düşüncesiyle düşmanın sahip olduğu kapasiteyi azaltma düşüncesidir. Ülkeler arasında ilan edilerek yapılır. Biyolojik, nükleer ve kimyasal silahlar kullanılmaz. Cephe savaşı olarak da isimlendirilir. Cephelerde silahların kullanımıyla şekil alan savaş türüdür. Türklerin bağımsızlık savaşı buna verilebilecek örnekler arasında yer alır. 

    Gelenek dışı savaş: Zaferin silah dışında kalan yöntemlerle sağlanmasını amaçlar. Teslimiyet, gizli destek, kapitülasyonlar ve biat yoluyla çatışmaktır. Sovyet-Amerikan çekişmesi buna örnektir. 

    Nükleer Savaş: Nükleer araçlarla yapılan savaşlardır. Geleneksel savaş sadece yardımcı nitelik taşır. Savaşın kaderini belirleyen etken nükleer güçtür. Bu zamana kadar nükleer savaş olmamıştır, ama pasifik savaşında Hiroşima ve Nagazaki'ye atılan atom bombası nükleer savaşın doğuracağı sonuçlara örnek verilebilir.

    İç Savaş (yani sivil savaş): Çatışan birliklerin aynı ülke veya politik çevrede yaşadığı savaş türüdür. Çoğunlukla devrim olarak adlandırılabilecek yenilenme hareketlerinde veya emperyalist birliklerin ulusun politikalarına etkileriyle ortaya çıkar. Amerika'da yaşanan iç savaş buna örnek verilir. 

    Asimetrik savaş: Askeri olanakları birbirinden farklı birliklerce yapılan savaştır. Asimetrik savaşlar çoğunlukla gerilla savaşı tekniğiyle sonuçlanır. Bu durum kapasitesi yetersiz grubun direkt çarpışmadan kaçınarak büyük grubun boşluklarını araması şeklinde olur. Böylece küçük ama bir o kadar da etkili vuruşlar yaparak yakalanmadan, sa]]> Trablusgarp Savaşı https://www.savaslar.gen.tr/trablusgarp-savasi.html Tue, 04 Dec 2018 07:44:29 +0000 Trablusgarp Savaşı, İtalya 19. Yüzyılın sonlarına doğru dünya üzerindeki sömürgecilik faaliyetini arttırmaya çalışmıştır ancak siyasi birliğini geç kurmasından kaynaklı olarak Habeşistan'a yapmış olduğu saldırıd Trablusgarp Savaşı, İtalya 19. Yüzyılın sonlarına doğru dünya üzerindeki sömürgecilik faaliyetini arttırmaya çalışmıştır ancak siyasi birliğini geç kurmasından kaynaklı olarak Habeşistan'a yapmış olduğu saldırıda başarısız olmuştur. Habeşistan üzerindeki yenilgisini ört pas etmek amacıyla kendisine yakın olan Trablusgarp'a göz diken İtalya diğer batılı devletlere anlaşılarak işgali gerçekleştirme çalışmalarına başladı. Coğrafi bakım yönünden Trablus, İtalya'ya çok yakın olduğundan dolayı savaş için ideal bir bilgede olup önemli ticaret yolları ve maden yataklarının bu bölümde olduğundan dolayı burayı ele geçirmek amacıyla çeşitli planlar yaptı. Bugün ki adı Libya olan Kuzey Afrika'da yer alan Trablusgarp ve Bingazi’yi elde etmeye çalışan İtalya o coğrafya üzerinde yer alan önce Mısır ve Tunus’a göz dikmiş ise de İngiltere'nin Mısır’ı ele geçirmesi ve Fransa'nın da Tunus üzerindeki hakimiyeti nedeniyle Trablugrap üzerinde hakimiyet kurmaya çalışmıştı. Bu sebeple Fransa ve İngiltere ile masaya oturan İtalya aralarında gizli bir anlaşma yaparak Trablusgarp’ı ele geçirmek amacıyla anlaştılar. Bu sebeple Trablugarp’ı işgal için zemin hazırladıktan sonra 29 Eylül 1911’de Osmanlı devletine savaş açarak 1911 yılının 5 Ekiminde Trablusgarpa asker çıkardı. 15 gün içerisinde Tobruk, Derme ve Bingazi İtalyanların eline geçti. Bu durumu sindiremeyen bir kısım genç Osmanlı subayı önce Tunusa oradan da gönüllü olarak Trablusa geçerek Trablusgarpı savunmaya çalışmışlardır. Bu gönüllü subaylara arasında Mustafa Kemal Atatürk, Enver Bey, Fethi Bey (Okyar), Nuri Bey (Conker) ve Albay Neşet Bey bulunmaktaydı. Subaylar arasında liderliği yapan Enver Bey Trablusgarp da Arapları örgütleyerek savunmayı sistemleştirerek askeri birlikleri üç komutanlığa ayrıldı.  Bu komutanlıklar Trablus Komutanlığı, Bingazi Komutanlığı ve Derme Komutanlıklarıdır. Atanan genç subaylar şöyledir.

    • Trablus Komutanlığına görevlendirilen subay; Kurmay Albay Neşet Bey,
    • Derme Komutanlığına görevlendirilen subay; Binbaşı Mustafa Kemal, 
    • Bingazi Komutanlığına görevlendirilen subay; Kurmay Binbaşı Enver Bey'dir. 
    Trablusgarp SavaşıBu üç komutanlık Trablusgarp tekrardan korumak amacıyla ciddi anlamda teşkilatlanarak çalışmalar gerçekleştirmişlerdir. Bin başı Mustafa Kemal 8 Aralık 1911'de Trablusgarpa gelerek 22 Aralık 1911 yılında Tobruk savaşanı kazandı. Derme de bir çatışmadan dolayı gözünden yaralandı. Bu rahatsızlıktan dolayı 1 ay kadar tedavi gören Mustafa Kemal 6 Mart 1912 yılında Tobruk'da gösterdiği başarıdan dolayı Derme komutanı olarak atandı. Derme bölgesini savunmak amacıyla ciddi stratejik  savunma muhaberesinde bulundu.
    Yukarıda yer alan 3 komutanlığın etkin şekilde çabaları ile halk örgütlenerek Trablus tekrardan Osmanlı devleti himayesine geçmek üzereyken Balkan savaşları 15-18 Ekim 1921 tarihleri arasında patlak verince Osmanlı devletinin genç subayları Balkan savaşında görev almak üzere İstanbul'a gerisin geriye dönmüşlerdi. Genç subaylar dönmeden önce Osmanlı-İtalya arasında barış anlaşması niteliğinde Uşi anlaşması imzalandı. Bu anlaşmaya göre Trablusgarp ve Bingazi, İtalyan hükumete bırakılacak. 12 ada balkan savaşlarının sonra Osmanlı hükumetince geri almak üzere İtalyana bırakıldı. Osmanlı hükumetinin Trablusgarp ve Bingaziden dolayı almış olduğu borçları İtalyanların ödeyeceği ve din bakımından Trablusgarp ve Bingazi Osmanlı hilafetine bağlı kalacağı şeklinde karşılıklı olarak imzalandı. Ancak bu anlaşmanın sonuçları yanında çok kötü sonular getirdi. Balkan savaşlarıyla uğraşan Osmanlının bu durumundan faydalanan İtalyanlar 5 Kasım 1911 yılında Trablusgarp ve Bingaziyi kendi topraklarına kattığını duyurarak Trablusgarp ve Bingaziyi tam anlamıyla sömürmeye resmi olarak başlamış oldu. 

    Trablusgarp Savaşının Sonuçları

    Osmanlı Devletinin artık Kuzey Afrika coğrafyasına toprağı kalmamıştır. İtalyanlar doğu Akdeniz üzerinde ciddi bi]]> Bedir Savaşı https://www.savaslar.gen.tr/bedir-savasi.html Wed, 05 Dec 2018 00:45:30 +0000 Bedir savaşı, Müslümanlar ve Kureyşli Müslüman olmayan müşrikler arasında yapılan bir savaştır. Bu savaş 13 Mart 624 yılında yapılmış olan bir savaştır. Müslümanlar ise müşrikler arasında yapılmış olan ilk savaşt Bedir savaşı, Müslümanlar ve Kureyşli Müslüman olmayan müşrikler arasında yapılan bir savaştır. Bu savaş 13 Mart 624 yılında yapılmış olan bir savaştır. Müslümanlar ise müşrikler arasında yapılmış olan ilk savaştır ve İslam tarihi açısından oldukça önemli bir savaştır. Bu savaş ile İslamiyetin yayılması çok daha hızlanmıştır. Bu savaştan Müslümanların galip olarak ayrılması ile İslamiyetin ve fiziksel gücün yanı sıra inancın ve imanın galip geldiği apaçık ortaya çıkmıştır. Bu savaşla birlikte İslam nüfusu giderek artmaya başlamıştır. Bu savaşın nedeni ise Müslümanlar Medine'de hızla çoğalmaya başlamış ve Zamanla Mekke Şam ticaret yolunu kontrol altında tutmaya başlamışlar. Bu durumda Mekkeli müşriklerin pek iline gelmemiş ve onların ticari güçlerini azaltmıştır. Mekkelilerin hem ticari gücü hem de dini gücü sarsılmaya başlamıştır. Bunun ile birlikte Müslümanlar Kureyşliler tarafından hicrete zorlanmış ve Müslümanların ardından geride kalan tüm malları yağmalanmıştır. Bunun üzerine Müslümanlar, Medine'nin yüz yirmi kilometre kadar Batı'sında olan Bedir kasabasında Mekke'ye giden kervanları yağmalayarak geçimlerini sağlamaya başlar. Bu durumda Mekkeliler tarafından hoş karşılanmaz ve bunlar savaş hazırlığına başlar. Mekke'ye ebu sufyanın yönetiminde olan bir kervana müslümanlar saldırmak üzere hazırlığa başlar. Ebu Süfyan bunun üzerine Mekkelilerden yardım ister. Bunun üzerine Mekkeliler dokuz yüz elli kişilik bir ordu ile hazırlanır. Ebu Süfyan yolunu değiştirerek Mekkelilere tehlikenin geçtiğini bildirmesine rağmen Mekkeliler durmamış ve Müslümanlara savaş açmışlardır. Müşriklerin başında ebu cehil Müslümanların başında ise Hz. Muhammed bulunmaktadır. Savaşın kazananı Müslümanlar olmuştur. Ebu cehil öldükten sonra müşrikler dağılmıştır. Yetmiş ölü ve bir çok esir bırakmışlardır. Hz. Muhammed esirlere kötü muamele edilmemesini söylemiştir. Sadece iki esir Müslümanlara eziyet ettiği için idam edilmiştir. 


    Bedir Savaşı
    Bedir savaşı sonuçları, 
    • Bu savaşın Müslümanlar açısından maddi kazançlardan ziyade manevi açıdan oldukça önemlidir. Bu zafer ile beraber Hz. Muhammed'in nüfuzu oldukça artmıştır.
    • Müslümanlık daha da yayılmış ve Müslüman olmak isteyen kişilerin sayısı artmıştır. 
    • Medineliler içerisinde Müslüman olmayanlarda Müslüman olmaya yönelmişlerdir.
    • Bedir savaşı sonunda elde edilen ganimetlerin paylaştırılmasına dayanarak İslam savaş hukuku temelleri atılmıştır.
    • Mekkelilerin itibarı sarsılmıştır.
    • Kureyşliler intikam alma düşüncesi ile yeni planlar yapmışlardır.
    • Bedir kuyuları ve Şam ticaret yollarının idaresi artık Müslümanların eline geçmiştir. 
    • Savaşta ele geçirilen esirler okuma yazma bilmeyen Müslümanlara okuma yazma öğretme karşılığında serbest bırakılmışlardır.
    ]]> Hendek Savaşı https://www.savaslar.gen.tr/hendek-savasi.html Wed, 05 Dec 2018 20:18:22 +0000 Hendek Savaşı, Müslümanlar ile Mekkeli müşrikler arasında yapılmış olan son savaştır. Hendek savaşı hicretin beşinci yılında yani 627 senesinde yapılan son savaş niteliğindedir. Müslümanlar hendek savaşında hende Hendek Savaşı, Müslümanlar ile Mekkeli müşrikler arasında yapılmış olan son savaştır. Hendek savaşı hicretin beşinci yılında yani 627 senesinde yapılan son savaş niteliğindedir. Müslümanlar hendek savaşında hendek kazarak savaş stratejisi oluşturduklarından kaynaklı olarak savaş bu isimle anılmıştır. Yahudiler ile müşriklerin bir araya gelerek  kurulan bir orduyla yapılan karşı yapılan bu savaşa Anzab Savaşı olarak da bilinmektedir. Müşrik ve Yahudilerin sayıca çok üstün olduğu bu savaşta Müslümanlar galip gelerek İslami birlikteliği bereketinin görüldüğü bir savaştır. 

    Hendek Savaşının Başlıca Nedenleri

    Uhud savaşı sonrası Müslüman halkın Medine'nin doğusuna ve kuzeyine doğru seferler yapması nedenleriyle, Mekke kervanları Suriye, Irak ve Mısır yolunu kapatılması savaşın başlamasında en önemli sebeptir. Ticaret yolları kapanma derecesine gelen müşrikler, Uhud savaşında kazanmış oldukları zaferin etkisiyle hendek savaşının  hazırlıklarına başladılar. Yahudi halkın müşriklerle bir olarak Medine'de yaşayan  Müslüman halkı yok etmek istemesi, müşriklerin ise Uhud ve Bedir savaşlarından istediklerini elde edememeleri nedenleriyle bu savaş kaçınılmaz olmuştur.

    Hendek Yapılması

    Müşrikler Kinane, Gatafan, Tihame, Ehabiş, Beni Esd ve Necd kabilelerinden temin ettikleri paralı askerlerini kendi birliklerine dahil ederek bu savaş için hazırlamaya koyuldular. Müşrik kabilelerin bir araya gelmesi ile hazırlanan orduya Müslümanların sayıca karşı koyamayacağı düşüncesindeydiler. Bu sebepten ötürü Müslümanlar harekete geçerek faydalı savaş stratejilerini planladılar. Selma-ı Farisi'nin aklına gelen bir öneri ile Medine şehrin de önemli yerlere hendekler kazdılar. Bu stratejinin temel amacı savunmayı kolaylaştırmaktı. Uzun bir uğraş ve çalışmanın ardından hendekler hazırlanarak çıkartılan topraklar ile siperler hazırladılar.  Bu hendekler derinlikleri hazırlanırken bir insanın bu hendeklerden yukarıya çıkamayacağı yükseklikte ayarlanmıştı. Hendek hazırlanması yaklaşık olarak bir ay gibi uzunca bir süreyi bulmuştu. 

    Hendek Savaşı
    Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (s.a.s) bu hazırlıkları bizatihi katılarak yerinden takip etmiştir. Savaş sırasında kadın ve çocuklara zarar gelmemesi için kadın ve çocuklar cepheden uzakta kalan kulelere yerleştirilmiştir. Karargahını Sal dağı üzerinde hazırlayan Müslümanlar, yapılan hendeklerin doldurulmaması için gruplar oluşturarak bu hendekleri korumaktaydılar. Hendeklerin gerisinden yapılan karşılıklı olarak yapılan ok atışları etkili bir savaş stratejisi oluşturmasını müşriklere engellemekdi. Bir tarafta siperde savunarak kendini savunan Müslüman halk bulunurken diğer taraftan koruma sızca oklara maruz kalan bir müşrik grubu bulunmaktaydı. Zaman içerisinde kuşatma etkisini yitirdi. Müşrikler kuşatmanın bu kadar uzun süreceğini tahmin etmediklerinden erzakları kısa süre içerisinde bitti. Müşrikler tek başına bu savaşı kazanamayacağını anlayınca bir ara Beni Kureyze Yahudilerini savaşa girmeye razı ettilerse de bu duruma öğrenen peygamber efendimiz. Yahudilerin arkadan Müslümanların vurulmasını engellemek amacıyla bir kısım birlikleri bu yöne doğru yönlendirdi ancak Beni Kureyze Yahudileri Müslümanlara saldırmama sözü vermeleri üzerine bu girişim başlamadan durduruldu. Müşrikler artık hendeklere aşamayacaklarını anlamıştı bu defa çocuk ve kadınların bulunduğu kulelere saldırarak hendekleri koruyan görevlilerin bu alana yönlenmesiyle hendekleri aşmayı planlasalar da bu konuda başarılı olamadılar. Kuşatma yaklaşık bir ay kadar devam etti ancak soğuk bir fırtınanın esintisiyle müşrikler kuşatmayı bırakarak savaş meydanını terk ettiler. Böylelikle Müslümanlar bu savaşı kazandı. Kazanma stratejisinde etkili olan hendek isminden dolayı bu savaşa hendek savaşı olarak tarihe altın harfler ile kazındı.
    ]]>
    Afganistan Savaşı https://www.savaslar.gen.tr/afganistan-savasi.html Thu, 06 Dec 2018 14:33:48 +0000 Afganistan Savaşı, 2001 Ekim ayının 7. gününde başlamıştır. Amerika Birleşik Devleti tarafından, 11 Eylül 2001'deki ikiz kulelere yapılan terör saldırısı nedeniyle Amerika birleşik devleti Afganistan'a karşı sava Afganistan Savaşı, 2001 Ekim ayının 7. gününde başlamıştır. Amerika Birleşik Devleti tarafından, 11 Eylül 2001'deki ikiz kulelere yapılan terör saldırısı nedeniyle Amerika birleşik devleti Afganistan'a karşı savaş kararı almıştır. ABD Başkanı George W. Bush'un 'terörle mücadele' adı altında yaptığı bir savaştır. Planlanana göre bu Harekat Usame Bin Ladin'in yakalanmasına kadar devam edecekti. Aynı zamanda Taliban ve yandaş güçlerin ortadan kaldırılması da planlanıyordu. Amaçları Afganistan'da iç güvenlik sağlamaktı.

    ABD ve Birleşik Krallıklar bir arada harekat ederek, Afganistan'a önce hava saldırısında bulunmuşlar daha sonra takviye güçlerle beraber Afganistan'a asker indirmişlerdir. Dönemin ABD Başkanı George W. Bush, Amerikan ve İngiliz askerlerinin Afganistan’daki Taliban ve El-Kaide hedeflerini vurmaya başladığını duyurmuştur. 2002 yılında Amerikan ve İngiliz askerleri Kuzey İttifak'ı ile savaşa katılmıştır. Daha sonra çıkan gerginlikler üzerine koalisyon güçleri (NATO güçleri) Afganistan'a asker indirmişlerdir. Amerikan hükümeti kalıcı barışı sağlamak nedeniyle ile bölgede asker bulundurup varlıklarını göstereceklerini açıkladı. Yapılan saldırılar başlangıçta Taliban'ı güçten düşürdüyse de  bu uzun sürmedi çok geçmeden Taliban kuvvetleri yeniden toparlandılar. Savaşın amacı olan El-Kaide'nin hareketlerini kısıtlamak ve denetim altına almak tam anlamıyla oluşmadı.

    Dönemin İngiltere Savunma Bakanı Adam Ingram, 4 bin 200 İngiliz askerinin Afganistan’a gönderileceğini bildirirken, operasyonlar bir ayını doldurmadan Türkiye’nin de aralarında olduğu çok sayıda ülke, Afganistan’a asker göndereceğini açıkladı. Birleşmiş Milletler de, Uluslararası Güvenlik ve Destek Gücü’nün kurulması ve Afganlılara güvenlik desteği verilmesini onayladı. NATO, Ağustos 2003’de ISAF’ın sorumluluğunu üstlendi.

    Afganistan Savaşı

    Afganistan'da savaş bir yandan sürerken, ülkede demokratikleşme çabaları da devam ediyordu. Afganistan 2004 yılının başında yeni bir anayasa oluşturuldu ve ekim ayında yapılan ilk demokratik seçimlerin sonunda Hamit Karzai, devlet başkanı oldu.

    ABD Başkanı George W. Bush, 2006 yılının mart ayında Afganistan’a ilk ziyaretini yaparak Karzai’yle görüştü ve 2007 yılının başında Bush, NATO’dan, sayıları o dönemde 50 bin olan uluslararası koalisyon askerlerinin sayısının arttırılmasını istedi.

    Barack Obama, ülkeye ilk ziyaretini ABD başkan adayıyken 2008’de yaptı. Obama, 2009 yılında göreve başlamasından hemen sonra, Afganistan’da görev yapan Amerikan askerlerinin sayısının 17 bin kişi daha artırılmasını onayladı. Obama, 2010 yılında yaklaşık 30 bin Amerikan askerinin daha Afganistan’a göreve gideceğini duyurdu. Obama’nın duyurduğu bu rakamla, 2001’den itibaren Afganistan’daki ABD askerlerinin sayısı yaklaşık 100 bini buldu. ABD askerlerinin haricinde o dönemde Afganistan’da NATO’nun da 40 bin askeri bulunuyordu.

    Hollanda, Ağustos 2010 yılında Afganistan’dan askerlerini çeken ilk NATO üyesidir. Obama, savaşın 10.yılında ABD, Usame Bin Ladin’in 2 Mayıs 2011 yılında  Pakistan’da yapılan bir kara operasyonu sonucunda öldürüldüğünü duyurdu. ABD Başkanı Obama, Bin Ladin’in öldürülmesinden  sonra Afganistan’da bulunan  Amerikan askerlerinin geri çekilmeye başlanacağını duyurdu. İlk etapta 2009'da bölgeye giden yaklaşık 33 bin askerin 15 ay içinde döneceğini bildirdi.

    Washington ile Kabil arasındaki gerginliği yükselten olaylar 2012 yıllarının başında yaşandı. Amerikan askerlerinin şubat ayında Kur’an yaktığının ortaya çıkartılması üzerine iki ülke arasında ilişkiler tekrar gerildi, Kandahar bölgesinde NATO üssünde görevli Amerikan askerinin, yakınlarda bulunan bir köyde evlere girilerek sivillerin öldürülmesiyle ilişkiler iyice gerildi. Amerikalı askerin saldırısında aralarında 9 çocukğun da bulunduğu 15 kişi hayatını kaybetti.

    Afgan güçleri, ülkenin tamamı için güvenliği sağlama görevini NATO’dan haziran 2013 yılında devralırken, Fransa ise Afganistan’da muharebe amaç]]> Sırpsındığı Savaşı https://www.savaslar.gen.tr/sirpsindigi-savasi.html Thu, 06 Dec 2018 14:53:59 +0000 Sırpsındığı savaşı, Osmanlı tarihinde oldukça önemi olan savaşlar arasındadır. Sırpsındığı Sırpların kırıldığı savaş ya da Edirne'nin kuzeydoğusunda bulunan günümüzde Sarayakpınar olarak anılan ve bu savaşın y Sırpsındığı savaşı, Osmanlı tarihinde oldukça önemi olan savaşlar arasındadır. Sırpsındığı Sırpların kırıldığı savaş ya da Edirne'nin kuzeydoğusunda bulunan günümüzde Sarayakpınar olarak anılan ve bu savaşın yapıldığı yer anlamında kullanılan bir kelimedir. 1931 yılında Osmanlıların Edirne'yi almasıyla İstanbul'dan Avrupa'ya açılan oldukça stratejik öneme sahip olan yol kesintiye uğratılmıştır. Türk kökenli göçmenlerde hızla Trakya bölgesine yerleşmeye başlamıştır. 1963 yılında Filibe'yi alan Osmanlılar, bu dönem Sırbistan'a sığınmış olan Bizans komutanının Osmanlılara saldırı düzenleme telkinleriyle karşı karşıya kalmıştır. Sırplar ve Bulgarlar ile Papa V. Urban'ın çabalarıyla Balkanlardaki Hristiyan olan devletlerden Eflak ve Bosna Prenslikleri ve Macar Krallığı da birleşmiş ve Haçlı Seferi yapma kararı almıştır. Osmanlılara karşı ilk defa bu şekilde Haçlı İttifakı yapılmıştır.


    Sırpsındığı savaşındaki gelişmeler

    1364 yılında Macar Kralı I. Lajos Sırp Pirlepe bölgesindeki Sırp kökenli beyi Vukasın Mrnjavcevic, İvan Ugleşa, Bosna ve Eflak Prensinin idaresinde olan birliklerden oluşturulmuş yaklaşık 30.000 kişiden meydana gelen haçlı ordusunu kurarak, Macaristan Kralının komutasında Edirne'ye doğru harekete geçmişlerdir. Bu esnada Trakya'daki Osmanlı birlikleri de Lala Şahin Paşa komutasında olup, yaklaşık 12.000 kişiden meydana geliyordu. O dönem Osmanlı padişahı olan I. Murat ise, Karabiga kalesini ellerinde bulunduran ve Anadolu'ya gelmelerine yardımcı olan Bizanslılara isyan eden Katalan paralı asker birliğinin sorunlarıyla uğraşmaktaydı. Lala Şahin Paşa düşmanın sayıca fazla olması yüzünden padişahtan destek istemiş, aldığı emir Haçlı ordusunun ilerlemesini durdurması olmuştur. Bunun üzerine Lala Şahin Paşa, destek birlikler gelinceye kadar Hacı İlbey'in emrindeki akıncı birliğini Haçlı ordusunu durdurmak ve Meriç nehrini geçmelerini engellemek için göndermiştir.

    Sırpsındığı Savaşı
    Bu çabalara rağmen Haçlı ordusu Meriç nehrini geçerek, Meriç nehri kıyısına kamp kurmuşlardır. Buradan Edirne'ye ulaşmaları sadece iki günü bulacaktır. Bu yüzden rahatlamışlar, sanki Edirne'yi hemen almışlar gibi kampta zaman geçirmeye başlamışlardır. Bu sırada Hacı İlbey aldığı emre riayet etmemiş, burada kampta olan Haçlı ordusuna saldırı düzenlemiştir. Meriç nehri çevresinde bulun an bataklığı aşarak, burada uyuyan, içkiden sızan askerlerin panikle geriye kaçmasına neden olmuştur. Bu Haçlı askerlerinin çoğu Meriç nehrini geçerken boğulmuştur.

    Sırpsındığı savaşının sonuçları

    Bu savaşın Osmanlılar tarafından kazanılması, ülkede Edirne ve Batı Trakya bölgesinin oldukça güvenli hale gelmesine neden olmuştur. Böylece ülkenin batıdaki güvenliği tam olarak sağlanmıştır. Meriç nehri tamamen Osmanlıların kontrolüne geçmiş, Balkanlarda olan Macar üstünlüğü sekteye uğratılmıştır. Bulgaristan'ı vergiye bağlayan Osmanlılar bu sayede ülkenin Osmanlıların kontrolüne girmesini hızlandırmıştır. Osmanlı İmparatorluğu bu savaşla ilk kez Haçlı ordularını yenme başarısı elde etmiştir. Balkanlara daha kolay geçmeyi sağlamıştır. Ancak Sırplar bu nedenle intikam alma duygusu beslediklerinden, Sırpsındığı savaşı Çirmen savaşının yapılması için önemli bir etken olmuştur.
    ]]>
    Ortaçağ Savaşları https://www.savaslar.gen.tr/ortacag-savaslari.html Fri, 07 Dec 2018 09:29:37 +0000 Ortaçağ Savaşları, Ortaçağ Avrupası'nda sosyal, teknolojik ve kültürel gelişme askeri taktikleri, topçu ve süvarilerin görevlerini değiştirerek savaş tarzının çok önemli bir derecede başkalaşıma uğramasına sebep olmuş Ortaçağ Savaşları, Ortaçağ Avrupası'nda sosyal, teknolojik ve kültürel gelişme askeri taktikleri, topçu ve süvarilerin görevlerini değiştirerek savaş tarzının çok önemli bir derecede başkalaşıma uğramasına sebep olmuştur. Dünya'nın diğer tüm bölgelerinde benzer görüntüler görülmüştür. Beşinci yüzyılda yoğun bir piyade kuvvetinden oluşmakta olan Çin orduları, kuzey tarafındanki Türkler ve geri kalan diğer göçebe halkları kendine örnek alarak süvari ağırlıklı birliklere dönüşmüştür. Orta Doğu ve Kuzey Afrika kıtalarında Avrupa'ya benzer özellikte hatta bazen daha da üstün teknolojiler kullanılmıştır. Japonya'da kullanılan Orta Çağ savaş tarzı 19. yy sonlarında kadar devam etmiştir. Afrika'da da Kongo'nun kuzey bölümünün tamamını kapsayan bölge Sahra çölünün güneyi, Senegal Irmağı havzası Fulani İmparatorluğu ve Sennar Krallığı gibi Sudan ülkelerinde 19. yy. boyunca Orta Çağ savaş silahları ve savaş taktikleri kullanılmıştır.

    Orta Çağda yaşanan savaşların kökenleri 

    Belki de bu durumun en önemli nedeni teknolojik değişiklik olan üzengi'nin bulunmasıdır. Çin'de ve de Orta Doğu'da uzun yıllardır kullanılan üzengi, 8. yy. da Avrupa'da kullanılmaya başlanmıştır. Daha da gelişmiş demir ve çelik işçiliği yapan devletler ile birlikte üzengi çok daha güçlü süvari birliklerinin oluşup gelişmesine olanak sağlamıştır. Romalılar'da olduğu gibi daha önceki imparatorluklar, atlı birlikleri daha çok basit silahlarla çevrelenmiş izcilik ve destek uygulamalarında kullanmışlardır. Fakat üzenginin kullanılması, binici otururken dahi silahını taşıyabilmesine olanak vermesi sebebiyle süvariler savaş saflarında en ön sırayı almışlardır. Avrupa'da ağır zıhlı kıyafetlerle donatılmış olan şövalyeler kuvvet merkezi olurken, Moğolistan’da da hafif zırhlı olarak donatılmış atlı okçular çok büyük önem kazanmıştır. Çin imparatorluğunda ise asıl kuvvetler bu iki sınıfın ortasına düşmekteydi.

    Ortaçağ Savaşları
    Birçok tarih adamı 2. Adrianople (Edirne) Savaşını Orta Çağ başı ve Roma İmparatorluğu döneminin sonu olarak görmektedir. Bu yapılan savaş bir süvarinin geleneksel piyade üzerinde kurduğu üstünlüğü göstermiş ve önümüzdeki yüzyıllarda görülecek olan büyük Orta Çağ savaş tarzının karakterinin belirlemiş olacaktır.

    Savaşlar genel anlamda az miktarda ve çok pahalı olan atlı süvarilerin etrafında geçmekteydi. Bu hem Orta Çağında ortaya çıkan sosyal düzenin kendi kendini devam ettirmesini sağlayan bir olaydır. Atlı bir süvari olmak hem büyük bir kabiliyet hem de önemli bir eğitim gerektirdiğinden, daha önceden yaşanmış dönemlerdeki memleketlilerden oluşan orduların tam aksine savaşçılık özelliği tam süreçli bir iş haline gelmişti. Bu toplumda soylular adı verilen halka oranla üst sınıfla büyük çoğunluğu oluşturan alt sınıf olarak ayrılmasını daha da kolaylaştırmıştır. Feodal olan soylular, merkeziyetçi olmayan devletler içinde çok büyük bir güç kazanmışlardır. Bu sebeple Roma lejyonları kadar büyük, örgütlü ve de iyi eğitilmiş birliklerin bulundurulması zorlaşmıştır. Birliklerin çoğunluğunu da bu derebeylerinin vasalları olmuş köylüler veyahut da paralı askerler oluşturmaktaydılar.

    Orta Çağ savaşları tarzının sonu diğer savaş tarzları gibi teknolojik ve sosyal değişiklerle olmuştur. Merkeziyetçi hükümetlerin gücünün artması için düzenli orduların ve Fransız Compagnies d’Ordonnancei ve benzeri yarı düzenli orduların ortaya çıkmasını sebebiyet vermiştir.

    Geri çekilme (Ricat)

    Orta Çağda acele bir şekilde yapılan bir geri çelime düzeni olarak yapılmış bir geri çekilmeden çok daha fazla can kaybına neden olabiliyordu. Kaybeden taraf geri çekilmeye başladığında ise atlı birliklerin hızlı süvarileri piyade baskısına dayanamayıp kaçan düşmana kolaylıkla yetişebiliyordu. Birçok Orta Çağ savaşında kaçmaya çalışırken öldürülen asker sayısı savaşırken öldürülen asker sayısından oldukça fazladır.]]> Otlukbeli Savaşı https://www.savaslar.gen.tr/otlukbeli-savasi.html Fri, 07 Dec 2018 16:44:25 +0000 Otlukbeli Savaşı, 11 Ağustos 1473 tarihinde Osmanlı padişahı 2.Mehmet ile Akkoyunlu Devleti hükümdarı Uzun Hasan arasında yapılan bir meydan savaşıdır.  Osmanlı padişahı Fatih Sultan Mehmet’in batıda elde ettiği ba Otlukbeli Savaşı, 11 Ağustos 1473 tarihinde Osmanlı padişahı 2.Mehmet ile Akkoyunlu Devleti hükümdarı Uzun Hasan arasında yapılan bir meydan savaşıdır.  Osmanlı padişahı Fatih Sultan Mehmet’in batıda elde ettiği başarılardan sonra doğudaki beylikleri yok etmeyi kafasına koymuştur. Doğuda Karakoyunlular Devletinin yıkılması ile yerine kurulan Uzun Hasan Bey yönetimindeki Akkoyunlular Devleti zaman zaman 2. Mehmet'in politikalarına ters düşen bir siyaset gütmeyi, bu arada gerek Anadolu beylikleri, gerekse Hristiyan krallıklarıyla işbirliği kurmaktaydı. Tavrı ve kazandığı bazı zaferler Fatih tarafından izlenen ve huzursuzluğu giderek çoğalan Uzun Hasan Bey, sonunda kendisini en büyük Asya sultanı ilan ederek 1471’de Osmanlı topraklarına kuvvetlerini gönderip, Tokat’ı talan etti ve Karamanoğulları Beyliğinin topraklarını ele geçirdi. 


    Akkoyunlu Devleti hükümdarının tavrına karşın Fatih, 10 Mart 1473’te hazırlattığı ordusuyla Üsküdar’dan yola çıktı. Cem Sultan ile Bayezid’in de kuvvetleriyle dahil olduğu Osmanlı ordusu, Tercan’da Uzun Hasan Bey’in kuvvetlerinin yaklaşmasıyla özellikle Has Murat Paşa’nın ordusunun harekete geçmesiyle öncü savaşını başlattıysa da kısa bir süre sonra mağlup edildi. Bu durum üzerine taarruz emri veren Fatih Sultan Mehmet, Uzun Hasan ile savaşı Otlukbeli denen bölgede yapmayı kabul etti. Osmanlı Devletinin tarihine 'Şehzadeler Muharebesi' olarak da düşülen bu savaşta, Osmanlı ordusunun merkez kısmında Fatih Sultan Mehmet, sağ kanadında Şehzade Bayezid, sol kanadında Şehzade Mustafa’nın denetiminde güçler bulunmaktaydı. Bu duruma karşın Uzun Hasan Bey ordusunun merkezindeki kuvvetleri yönettiği, Akkoyunlu ordusunun sağ kanadında oğlu Zeynel Bey, sol kanadında ikinci oğlu Uğurlu Mehmet Bey bulunmaktaydı. 11 Ağustos 1473’te başlayan, Hilal taktiğinin kullanıldığı bu savaşta Akkoyunlular Devletinin merkezine saldıran Fatih Sultan Mehmet, kısa zaman içinde Uzun Hasan Bey’in kuvvetlerini yok etmeyi başardı; böylece Fatih, kendisinden başka güçlü bir sultan olmadığını, bu savaşı kazanarak bir kez daha göstermiş oldu.

    Otlukbeli Savaşı
    Otlukbeli Savaşının Sebepleri:
    • Osmanlı Devletinin Karadeniz kıyıları boyunca yer alan Trabzon, Sinop, Amasra gibi önemli limanları ele geçirmesi,
    • İran ve Akdeniz limanları arasındaki ticaret yolları üzerine yeni vergiler koyması,
    • Akkoyunlu hükümdarı olan Uzun Hasan’ın, Osmanlı Devleti'ne karşı Venediklilerle ittifak yapma girişiminde bulunması,
    • Akdeniz ve Karadeniz ile bağlantısı kesilen, ticari ve ekonomik bir çıkmaza giren Akkoyunlu Devleti hükümdarı Uzun Hasan’ın, Osmanlı toprakları üzerinde batıya doğru ilerleme ve genişleme siyaseti gütmesi,
    Otlukbeli Savaşının Sonuçları:
    • Otlukbeli Savaşının sonunda Akkoyunlu Devletinin yıkılma sürecine girmiştir. 
    • Anadolu’da Türk birliğinin kurulması yolunda güçlü ve kararlı bir adım atılmış oldu.
    • Venediklilerin başını çektiği Haçlı ittifakının en güçlü temsilcisi saf dışı kalmış oldu.
    •  Osmanlı'nın sınırları, Doğu Anadolu Bölgesine kadar genişlemiştir.
    ]]>
    Otuz Yıl Savaşları https://www.savaslar.gen.tr/otuz-yil-savaslari.html Fri, 07 Dec 2018 23:41:23 +0000 Otuz yıl savaşları, 17. yüzyılda meydana gelen savaşların içerisindedir. 1618 -1648 yılları arasında Hristiyanlığın Avrupa kıtasında ki mezhep kavgaları sebebinden bu savaşlar meydana gelmiştir. Ayrıca bu savaşa birçok d Otuz yıl savaşları, 17. yüzyılda meydana gelen savaşların içerisindedir. 1618 -1648 yılları arasında Hristiyanlığın Avrupa kıtasında ki mezhep kavgaları sebebinden bu savaşlar meydana gelmiştir. Ayrıca bu savaşa birçok devlet katılmıştır. 30 Yıl savaşları İspanya krallığının yeni mezheplere karşı olması sonucunda Protestan Krallarının galibiyeti ile sonuçlanmıştır. Bu savaşların temelinde Protestan ve Katolik mücadelesi yer almaktadır. Savaşan devletlerin çoğunda dini siyasi amaçlar için savaşlar görülmüştür. Ayrıca kutsal Roma Cermen İmparatorluğuna bağlı prenslikleri farklı taraflarda bulunması sonucunda iç savaş niteliği taşıyan savaşların arasında yer alır. Otuz Yıl Savaşları 1648 yılında Protestanların kazanması ile sona ermiştir. Sonrasında Vestfalya Antlaşması gerçekleştirilerek; savaş sonucu kutsal Roma Cermen İmparatorluğu küçük devletlere ayrılmıştır.

    Otuz Yıl Savaşlarının Tarafları

    Otuz yıl savaşları Protestan birlikleri ve Katolik birlikleri arasında gerçekleştirilmiştir. Bu savaşlarda yer alan Protestan birlikleri arasında Norveç, İngiltere, Bohemya, Danimarka, İsveç, Fransa, Alman prenslikleri yer almaktadır. Ayrıca Fransa katolik olmasına rağmen Otuz Yıl Savaşları içerisinde kendi gücünü ve devletler arasındaki yerini koruyabilmek için Protestan birliklerinin arasında yer almıştır. Bu savaşa katılan katolik birliklerin arasında ise Katolik Alman prenslikleri, Avusturya, Kutsal Roma Germen İmparatorluğu, İspanya, Bavyera devletleri arasında gerçekleşmiştir.

    Otuz Yıl Savaşlarının Sebepleri

    Otuz yıl savaşları dini kökenli savaşlarının arasında yer almaktadır. Katolik kutsal imparatorluğuna karşı Protestan Alman prenslerinin mücadelesi olarak ortaya çıkmıştır. Bu savaşların dini sebeplerle başladığı Habsburg ve Bourbon mensuplarının da bu savaş içerisinde rolleri oldukça fazladır. Bu dönemde yasaklanan kilise mallarının kamulaştırılmasına Protestan prenslikler tarafından karşı çıkılması ile meydana gelmiştir. Bunlara karşı büyük şiddetli tedbir almaları savaşın başlaması arasında önemli rol oynamıştır.

    Otuz Yıl Savaşları
    Otuz Yıl Savaşının Başlangıcı ve Gelişmeler

    Kutsal savaşlar sebebiyle oluşan bu savaşın başlamasında ve sürecinde kendisi bir Protestan olan Danimarkalı Kral Roma Cermen İmparatorluğundaki Protestanların yenilgiye uğramasından rahatsız olarak, kendisi de bu savaşa destek vermiştir. Katoliklere karşı savaşa katılmış, ama kendisini destekleyen devletlerinin sorunları sebebiyle yenilgiye uğramıştır. Bu savaş içerisinde imparatorla barış yapmak zorunda kalıp, savaştan çekilmiştir. Bunun üzerine ikinci Ferdinand  güçlenerek; Roma'ya kral tayin etmek isteyip, Fransız diplomasisinin ortaklaşa hareketi neticesinde bunu elde edememiştir. İsveç Kralı Protestan olup, Baltık Denizine ülkesinin Gölü haline getirmek amacıyla, köylülerden meydana gelen disiplinli, iyi düzenlenmiş ordusuyla bu savaşta yerini almıştır. Bu süreç içerisinde imzalanan Prens anlaşmasını Roma Cermen İmparatorluğu Katolikler arasında imzalanan anlaşmalara göre, Alman Prensliklerinin devletlere karşı birleşmesini engellemek amacıyla anlaşmalar imzalanmıştır. Alman Prensliklerinin ayrı ayrı olan orduları imparatorların lideri altında birleşmiştir. Siyasi gücün çok zayıflamış olduğu Kutsal Roma İmparatorluğunun savaşa girmesi sağlanmıştır. Fransızlar birleşik eyaletler karşısında hareket seferberliğine kavuşmak için bazı devletler ile ittifak kurmak zorunda kaldılar. Fransa işgale başlayıp, Paris yakınlarına kadar gelmiştir. İspanyollarla birlikte Paris tehdit etmeye başlayınca, İsveç ile Almanya saldırılara karşı durumunu düzelterek; Fransa ordusuna karşı İsveç ile ittifak yenilediler. Bu şekilde Fransız İspanya'ya karşı; Portekiz ve Polonya ya isyan etmesi için kışkırttı. Bu dönemde Avrupa tarihinde önemli bir adım uygulanarak Vestfalya]]> Kıbrıs Savaşı https://www.savaslar.gen.tr/kibris-savasi.html Sat, 08 Dec 2018 13:35:54 +0000 Kıbrıs Savaşı; 20 Temmuz 1974 senesinde, Türk Silahlı Kuvvetlerinin Kıbrıs ta başlatmış olduğu ve 14 Ağustos'ta Türk Birliklerinin  Kıbrıs'ın başkenti Lefkoşa'ya girmesiyle sonuçlanmış olan, askeri harekattır. Kıbrıs Savaşı; 20 Temmuz 1974 senesinde, Türk Silahlı Kuvvetlerinin Kıbrıs ta başlatmış olduğu ve 14 Ağustos'ta Türk Birliklerinin  Kıbrıs'ın başkenti Lefkoşa'ya girmesiyle sonuçlanmış olan, askeri harekattır.

    Türkiye Cumhuriyeti bu harekatı, Zürih ve Londra Antlaşmalarının, 4. maddesine göre gerçekleştirildiğini ileri sürmektedir. Ama Birleşmiş Milletler ve Avrupa Konseyi, bu harekatı bir işgal olarak değerlendirmişlerdir. Türkler ile Rumlar arasında yaşanan ilk olaylar, Osmanlı İmparatorluğunun Kıbrıs'ı 1878 tarihinde, 50 yıl süreli kiralama antlaşmasıyla birlikte,  Birleşik Krallık'a  bırakmasının ardından, 1920 senesinde, kiralama süresinin dolmasına 8 sene kala başladı. Bu olaylar sadece, siyasi kavgalar şeklinde sürmüştür. Silahlı çatışma biçiminde olmamıştır. 1920'de Rumların, İngiltere onayını almadan Yunanistan'a  katılmak istemesi ve Birleşik Krallıkların buna izin vermemesi durumu, Rumların ilk önce Birleşik Krallık adadan çıkarmaya yönelik şekilde uğraşmasına neden oldu. 1950'lerin sonuna kadar devam eden bağımsızlık hareketi, 1960 senesinde uluslararası anlaşmalara dayanmakta olan, bir Kıbrıs Cumhuriyeti kurulmasının yolunu açmış oldu. Rumlar Birleşik Krallık'ın adadan çekilmesiyle, Türklerle beraber olan bir ortak devlete razı olmadılar. Kıbrıs'ın bütün yönetimine kendileri el koymak istediler.

    Türkiye Cumhuriyeti tarafından dönemin Başbakanı olan Bülent Ecevit, Kıbrıs konusunu görüşmek ve gerektiği zaman ortak müdahale yapılabilmesi için, İngiltere ye gitti. Bu esnada, koalisyondaki MSP genel başkanı ve Başbakan Vekili Necmettin Erbakan, Milli Güvenlik Kurulu nu Başbakan Ecevit'in vermiş olduğu talimatla toplayarak, müdahale kararının alınmasını sağlamış oldu. 8 Ağustos ta 2. Cenevre Konferansının gerçekleşmekte olduğu zamanda, Türklerin Limasol ve Larnaka bölgesi civarında bir miktar köyü boşaltmış olmalarına rağmen, Rumların EOKA-B adlı örgütü, ele geçirdikleri yerleri boşaltmadıkları gibi, ellerinde bulunan esirleri de bırakmamışlardır.

    Kıbrıs Savaşı

    Cenevre'de devam ettirilen görüşmeler sırasında, anlaşmanın kesinlikle mümkün olmadığı kanaatine varılınca, harekatın yeniden başlatyacağı anlamına gelen Ayşe Tatile Çıksın adlı parolayı, Türk Dışişleri Bakanı olan Turan Güneş, Başbakan Bülent Ecevit'e bildirdi. Daha sonra ciddi bir harekat daha oldu.

    Kıbrıs Barış Harekatı sonucunda, tarafların kayıpları şu şekildeydi; Türk Silahlı Kuvvetlerinden 415 tane Kara, 65 tane Deniz, 5 tane Hava, 13 tane de Jandarma olmak üzere toplam: 498 tane şehit ve 1200 yaralı olmuştur. Kıbrıs Türk bölümü ise, 70 tane mücahit ölü,  270 tane sivil ölü, 1000 tane yaralı olarak kayıt edilmiştir. Kıbrıs Türkleri genel olarak, 1672 şehit ve binlerce de yaralı kişi vermiştir. Rumlar ve Yunanlar ise, toplam 4 bin tane ölü ile 12000 yaralı vermiştir. Savaşın dışında bulunmasına rağmen, BM Barış Gücü askerleri de kayıp vermiştir. 3 tane Avusturyalı asker ölürken, 24 tane Avusturyalı, 17 tane Finlandiyalı, 4 tane İngiliz ve 3 tanede Kanadalı asker yaralanmıştır.

    ]]>
    2 İnönü Savaşı https://www.savaslar.gen.tr/2-inonu-savasi.html Sun, 09 Dec 2018 02:24:02 +0000 2. İnönü Savaşı, Birinci İnönü Savaşından kısa bir zamanın ardından Yunanlılar tekrardan saldırıya geçtiler. İkinci İnönü Savaşı 23-31 Mart 1921 tarihlerinde meydana geldi.Yunan saldırısının b 2. İnönü Savaşı, Birinci İnönü Savaşından kısa bir zamanın ardından Yunanlılar tekrardan saldırıya geçtiler. İkinci İnönü Savaşı 23-31 Mart 1921 tarihlerinde meydana geldi.

    Yunan saldırısının başlamasında şunlar etkili olmuştur: 

    • Londra Konferansında sundukları barış tekliflerini Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti tarafından reddedilmesi, 
    • İngilizlerin herhangi yeni bir saldırı konusunda Yunanlıları yönlendirmeleri, 
    • Sevr Antlaşmasının Türkiye Büyük Millet Meclisine kabul ettirilmek istenmesi, 
    • Yunanlıların, Türk ordusunun teşkilatlanmasına izin vermeden Eskişehir ve Afyon’u almak istiyorlardı. Ankara üzerine yürüyerek Türkiye Büyük Millet Meclisini dağıtmak istiyorlardı.

    Yunan ordusu 23 Mart 1921 tarihinde kuzeyden Eskişehir, güneyden Afyon üzerine saldırıya geçti. Türk ordusu İsmet Paşa’nın idaresinde Yunanlılara karşı kahramanca mücadelede bulundu. Yunan kuvvetlerinin kuzey kanadı İnönü mevkinde durduruldu. Afyon’u ele geçiren güneydeki Yunan kuvvetleri de işgal ettikleri alanları bırakarak geri çekilmek zorunda kaldılar. Türk ordusu geriye çekilmek zorunda kalan Yunanlıları dağıtabilmek için on beş nisana kadar Aslıhanlar ve Dumlupınar’da olan çarpışmaları devam ettirdi. Ancak Türk birliklerinin çok fazla yorulması ve çok kayıp vermeleri başarılı olmalarına engel oldu. Bu durumun kanıtı Türk ordusunun henüz taarruz gücüne erişemediğini gösterir.

    2 İnönü Savaşı

    İkinci İnönü Savaşı’nın Sonuçları;

    • Halkın Türkiye Büyük Millet Meclisine olan güvenleri giderek artış göstermiştir. 
    • Yunanlılar ve İngilizler, Türk ordusunun gücünü ve kuvvetini kabul etmişlerdir. 
    • İtalyanlar Anadolu’da işgal ettikleri yerleri terk etmek zorunda kaldılar yani boşalttılar. 5 Temmuz 1921 yılında oldu. 
    • İngiltere’nin Yunanlılara olan itimadı azalmaya başlamıştı. İngiltere TBMM ile ilişki kurabilmek için Malta’da tutuklu bulunan kırk Türk’ü serbest bırakmıştır. 
    • Mustafa Kemal Paşa, İsmet Paşa’ya bir telgraf çekmiştir ve onu tebrik etmiştir. Ve ona şunları söylemiştir. ‘’ Bütün dünya tarihinde sizin, İnönü Savaşlarında yüklenmiş olduğunuz görev kadar güç bir görev yüklenmiş komutanlar çok azdır. Milletimizin istiklali ve varlığı, çok üstün yönetiminiz altında şerefle görevlerini yapan komutanlarınızın güvenine dayanıyordu. Ve silah arkadaşlarınızın duyarlılığına ve yurtseverliğine büyük itimada dayanıyordu. Siz orada yalnız düşmanı yenmediniz, milletin makus talihini de yendiniz.’’ demiştir.

     Not: Yunan Genelkurmayı, Ankara alındığı takdirde Türk ordusunun şehrin doğusuna çekip savunma hattı oluşturamayacağını düşünüyordu. Karayolu ve demiryolu şebekesi olmadığından Türk ordusunun yiyeceksiz ve cephesiz kalacağı düşünülüyordu. Bu nedenle Yunanistan yeni bir taarruz başlatmıştır.

    ]]>